Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Yazı

doğumgünü

biz küçük bir aileydik. bundan 13 sene önce daha da küçüldük. babam, annem, küçük amcam ve 2 kardeşimle beraber 6 kişilik bir aile. amcam benden 13 yaş büyük. ben onu uzun zaman abim sanmıştım. amca diyordum, annemin oğlu olmadığını biliyordum ama benim benden büyük kardeşim sanıyordum. dedemi hiç tanımadım, daha babam 17 yaşındayken vefat etmiş. babam ailenin en büyüğüydü. büyük amcam ısparta’da dişçilik yapıyordu. onu çok özlüyordum. evliydi ve iki tane kızı vardı. onun büyük kardeşim olmadığını biliyordum ama. bizim ailede bayramlar ve kandiller haricinde özel bir gün olmazdı. doğumgünü, yılbaşı, yıldönümü felan bizim için sıradan günlerdi. ilkokul 3. sınıfata öğretmenimiz sayın ayten ılındır yılbaşı dolayısı ile çekilişle herkesin birbirine hediye alacağını söylemişti. ben bu günü unuttum. çok utandım sonra. bana verilen hediyeyi gidip benim vermem gereken kıza vermiştim. bi kalem almışlardı bana, gözüm kalmamıştı yani giden hediyede. bizim evde bayramlarda, bayram namazından sonra hemen camide önce babamın eli öpülürdü. sonra mahalleden bi kaç kişi toplanır birinin evine kahvaltıya gidilirdi. sonra dönüşte annem öperdi bizi. biz bi tek babamın elini öperdik. bir de mahalledeki diğer sakallı amcaların ellerini. babamda öperdi. babamın elini öpmediği kimsenin elini öpmezdim ben. sonra ısparta’dan amcam arardı. önce abisi olan babamla konuşur, sonra annemle, sonra küçük amcamla sonra benimle sonra küçük kardeşimle. en küçük kardeşim daha doğmamıştı. disiplinli bir hayatımız, hiyerarşiye dayalı bir sevgi saygı ortamı vardı. küçükken babam bizimle çok vakit geçirirdi. hatta benim hatırlayamadığım, fotoğrafları görünce şaşırdığım bir çok yere götürürmüş. 3 yaşındayken ısparta’da güllerin arasında fotoğraflarımı hala kıskanırım. çok uzun zaman oldu, 15 sene belki gitmedim oraya. amcam vefat ettiğinden beri.sonra küçük amcam evlendi, 3 tane çocuğu oldu. hepsini kardeşimiz gibi sevdik. bizim eve çok yakın bir yerde ev kiraladılar. yengemde çok sevdi bizi. biz yengemin arkadaşlığıyla yeni şeyler keşfederken, çocuklarda bizim elimizde büyüyorlardı. babam benim ilköğretmenimdir. hala ona çok özenirim. amcamın büyük oğlunu çok küçük yaşlarda, tıpkı babamın bana yaptığı gibi, tutup elinden akşama kadar bir yerlere götürürdüm. o zamanlarda yavaş yavaş dikkatimizi yılbaşları çekmeye başlamıştı. belkide ilk ikilemde kaldığım dönemler. ulvi alacakaptan’ın önderlik ettiği hicri yılbaşı kutlamaları yapılıyordu. miladi olanı bizim evde kutlanmazken hicri olanları coşkuyla kutlanmaya başladı. çevremizdekiler birbirlerinin yılbaşlarını tebrik ediyor ve müzik eşliğinde kapalı spor salonlarında eğleniyorlardı. bende eğleniyordum onlarla beraber, ama kafamda hep soru işaretleri vardı. herhangi bir Allah’ın günü kutsalken diğer bir güne neden yokmuş gibi davranılıyordu. her sene bir kısım insan miladi olanı kutlarken diğer bir taraf hicrisini kutluyordu. bu kafa karışıklığı ile ben anadolu lisesini kazandım. kartal anadolu ihl. yurtta kalmaya başladım. yurtta yakın arkadaşlarımızın doğum günleri oluyordu. hediyeler alınıyor, eğlenceler tertipleniyordu. benim doğum günüm temmuz ayına rastladığından okuldan hiç bir arkadaşım bana hediye almadı 7 senelik ortaokul ve lise hayatımda desek yalnış olmaz aslında. sadece bir kere lise 3 deyken en yakın üç arkadaşım kadıköyde bir cafede bir eğlence tertiplemişlerdi bana. mustafa cK kol saati almıştı. diğerleride bir şeyler almıştı ama hatırlamıyorum şimdi. kol saati halen durduğu için hatrımda kalmış olmalı.bu doğumgünü olayı bize ters bir davranıştı ilk zamanlar. zamanla, yani ben büyüdükçe düşündükçe neşeli bir hal almıştı. beraber eğlenmek için iyi bir fırsattı hiç olmazsa. 16 yaşındaydım yada 17. küçük amcamın telefonun ajanda kısmına, 1 temmuz tarihine kendi doğumgünümün olduğunu yazdım ve alarmını ayarladım. o tarih geldiğinde alarm çalacak ve bakalım amcam bana birşey alacakmı… amcam bana bir kazak aldı. renkleri felan çok hoşuma gitmişti. oda hala duruyor. o yıldan sonra bir şey daha farkettik. amcamın 3 çocuğu vardı ve biz de 3 kardeşdik. ve bizim doğduğumuz aylarda ama farklı günlerde doğmuşlardı amcamın ufaklıkları. böylece birleştirdik doğumgünlerini. ortak bir tarihte annem pasta yapıyor bize gömlek, pantolon nevinden bir şeyler alınıyor ve biz mutlu oluyorduk. babam ise mesafesini koruyor ve katılmıyordu. artık bizim doğduğumuz günler de özel bir gün olarak bayramların ve kandillerin yanında yerini almıştı.

lisede kutlu doğum haftası diye bir şey öğrenmiştim. o hafta geldiğinde konferans salonunda etkinlikler olurdu. bir kereden fazla katıldığımı sanmıyorum. içinde doğumla ilgili bir kelime geçsede ben hiç öyle düşünmemiş ve sıkıcı konuşmaların olduğu bir sohbet programı olarak görmüştüm. sonra kuzican o yıllarda bana bir kartpostal almıştı. sadece bana değil, diğer o 3 arkadaşımada. biz 4 çok iyi arkadaştık. şimdi 2,5 , hayrolsun.

bundan birbuçuk sene evvel amcamlarla komşu olarak oturduğumuz ilçeden taşındık. istanbuldan oldukça uzakta olan bu ilçeden istanbulun göbeğinde merkez bir ilçeye. ama her hafta sonu amcamlara mutlaka küçük kardeşimle beraber gittik, gidiyoruz. 21 nisanda cuma günü yine amcama gittim. daire kapısında iyiki doğdun yazısı vardı. kapı açılınca balonlar süsler, fenerler çıktı karşıma. nisan, mayıs aylarında bizden ve amca çocuklarından doğan kimse yoktu. amcam ve yengem de değildi. her tarafta iyi ki doğdun yazıları, duvarlarda güzelce hazırlanmış çiçeklerle beslenmiş el yapımı afişler vardı. hayırdır amca ne bu hazırlık dedim. dün 20 nisandı ve biz Muhammed’in doğumgününü kutladık dedi. o gün çekilmiş fotoğrafları gösterdi. babam yine bir kenarda oturuyordu, annem, yengem, kızkardeşim, faruk ekin abi ve amcam. çocuklar pastanın başında. kolalar meşrubatlar. tavandaki kolonda süslü iplerle iyi ki doğdun Ey Nebi yazılı. çok şaşırdım. hiç böyle bir doğum günü görmemiştim. hiç böyle bir kutlu doğumgünü görmemiştim. amcamlar, neden O’nunkinide kutlamayalım bizimkiler gibi demiş. bizimkiler desteklemiş. herkes çok güzel giyinmiş. 12 yaşındaki amcamın kızı büşra en güzel elbiselerini giymiş. 10 yaşındaki ensar kravat bile takmış. en ufakları ibrahim güzel bir tişört altına giydiği kot pantolonu askıyla tutturmuş. her şey usulüne uygun olmuş. amcam anlattıkça yok artık, pes doğrusu demekten alamadım kendimi. hediyede verdiniz mi bari dedim. amcam hiç şaşırmadı, elbette dedi. ben şaşırdım. ne verdiniz dedim. herkes çam sakızı çoban armağanı gönlünden ne koptuysa dedi.

Comments (5 Katılım)

Aynı durum bütün dindar aileler için geçerli herhalde… Yılbaşları ve doğum günleri kutlanmaz çocukken, fakat büyüdükçe belki yılbaşı değil ama çevrenin etkisiyle önce doğum günleri sonra anneler günü vs. kutlanmaya başlanır yavaş yavaş.
Bu arada acaba Kartal’dan tanıdık bir sima mısın diye de düşünmüyor değilim:)
Son olarak şu yazılarını puntosunu biraz daha büyütsen de biz de ekrana yapışıp okumak zorunda kalmasak ;)

güher / Mayıs 6th, 2006, 17:19

ROMAN YAZILMIŞ BURALARDA

... / Mayıs 7th, 2006, 00:47

ne güzel bir kutlama olmuş & ne güzel anlatmışsın… :)
tüm doğum günleri kutlanmalı bence…

unfortunately / Mayıs 7th, 2006, 23:35

çok ilginçmiş.
ama ben karar veremedim. doğru bir davranış mı yanlış bir davranış mı?

bide şöyle derlerdi…
nasıl arkadaşınıza çağrı atıyorsunuz onu rehberde görünce. hz.Muhammed’i de ekleyin. görünce salavat getirin.

ama bu doğum günü olayı biraz ters gibi. bizler de kutluyoruz d.günlerimizi. ama ev süsleri falan olmuyor. sadece hediye alınıyor o kadar.baya abartanlar için mantıklı birşey olsa gerek.

La Mer / Mayıs 12th, 2006, 11:31

bizde evi süslemedik hiç canım, iki hediye alsalar başımız üstüne deyip seviniyoruz :) doğru bir davranış mı yanlış bir davranış mı diye yargılar bir bakış açısı ile değildi benim yaklaşımım zaten. öylesine bir durum tesbiti, yoksa doğru nedir ben biliyorum zaten :)

faruk / Mayıs 12th, 2006, 18:31

What do you think?

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif