Sevgili T.
Sevgili T.
Günler günlerin ardından, seni unutmak mecburiyetindeyim diye başlayan şarkılarımız var, sıfır km ve az hasarlı. Siz de ne var ne yok diye sormuşsun; hiç bir şey, salt yorgunluk. Her akşamı, bugünlerde benim yaşadığım gibi, üstelik ondan çok daha güzel yaşayan teleferikçinin mutluluğu bir de. Mutluluk dediğimiz şey aslında çok da neşeli bir hadise değil. Örneğin M. ansızın çıkıp buraya gelseydi korkunç bir şey olurdu. Bunu düşünerek, iyiki şu anda burada ve iyiki korkunç olan bir şey yok diye düşünmeye zaman zaman mutluluk ismini veriyoruz biz.
Mektubunuz beni hakikaten şaşırttı. Bana yazmanız şaşırtmıyor elbette, neden bana yazmayacakmışsınız ki? Benden nefret ettiğinizi söylediğinizi hatırlıyorum, doğru değil bu. Herkes benden nefret edebilir, ama siz hayır. Buna hakkınız da yok, zaten şaşkınlığımın nedeni bu da değil. Mektubunuz beni pek şaşırttı. Bir kaç günden beri içimde yine o tedirginlik duygusu. Hatırlar mısın benim tedirgin olduğumda titreyen dizlerimi, ah, haklısın çok zaman geçti üzerinden. Odaya giren ve elinde bir kitap masaya sertçe oturan Bay Y.’ye duyduğum müthiş öfke. Bu öfkeyi dışa vurmak için ilk küçük fırsatı kollayış. Öfkenin geride yoğun bir duman duman bırakarak kafamın içinde dağılıp gidişi, bir hafifleme ve bir güven duygusu: işte şimdi yeniden yazmayı deniyorum onları. Parçalar tam olarak bilinmeli mi sence?
Kıymetli dostum T, kırk yaşına kadar bekar kalırsan, üst dudağının biraz açığa çıkardığı dişleri öne fırlamış yaşlı biri ile evleneceğine ilişkin bir duygu var içimde. E. nin üst ortadaki dişlerinin, diz kesimlerinden geçici bir süre birbirine atılmış bacaklar gibi iç içe geçmiş bir görünümü var. Oysa ben, emin ol kırk yaşında çok daha çekici olacağım. Hizmetçiler, sandıkları, bavullarıyla gelen ve büyük bir gürültü ile otelin üst sahanlığındaki manzarası en güzel odaya taşınan önemli bir kişiyi karşılamaya çıkar gibi önümde saygı ile duracaklar. Belki, haklısın bir otelde kalacak kadar lükse ayıracak param olmayacak hiç bir zaman, bir ihtişam içerisinde yaşıyor olamayacağım. Ama beni görünce, taraçaya doğru koşacak, merdivenleri adımlarken ben dinçliğime hayret edip şaşkınlıktan taş kesileceksiniz. Gerçek saydamdır ve fark edilmez. Yalan ise opaktır, ne ışığı ne de bakışı geçirir. Her ikisinin de karışık olduğu üçüncü bir durum vardır ve en sık görülen budur. Bir gözümüzle gerçeğin içine içinden bakarız ve bu bakış sonsuzluk içinde ebediyyen yitip gider, öbür gözümüzle yalanın içinden parmağımızın ucunu bile göremeyiz ve bu bakış daha uzağa gidemez, yeryüzünde kalır. Kesinlikle bizimdir. Böylece ters yönde ilerleyerek hayatta bir yol açarız kendimize. Bu nedenle gerçek, yalanın tersine doğrudan doğruya anlaşılamaz, ancak gerçeğin ve yalanın karşılaştırılması ile anlaşılır.
Uykuya dalmadan önce, pişman olmanı beklemek saçma olurdu elbette. Ama sarımtrak ışıklı bir güz sabahında, kış geldi sayılır aslında, uyandığında kapalı pencereyi aralayıp buralara kadar sızmak isteyen bir şey var, kabul edelim. Yalanın karşısına gerçeği koymadan, hızla giden otobüsün bir köşesinde alnını cama dayayıp, kollarını dizlerinin arasından yere değdirecekmiş gibi iyice aşağıya iten genç adamı, üzerinde kabarık duran önü açık bir gururla terketmek, bir gözden bakıp sadece, diğerini yarım bırakmaktı. Genç adamla otobüs arasında doğru dürüst bir ilişki yoktu daha önce, basamakları kullanmadan kapıdan atlayarak inse, aynı neşe ile ama tek başına yoluna yaya devam etse, şaşılacak bir şey sayılmazdı bu.
Cumartesi, yeniden diriliş. Kendimi düşen ve düşerken yakalanan toplar gibi hissetmediğim ilk gün. Bugün eskiden kalmış bir sürü iğrenç kağıt yakıldı Sevgili T.







Comments (3 Katılım)
“Gerçek saydamdır ve fark edilmez. Yalan ise opaktır, ne ışığı ne de bakışı geçirir. Her ikisinin de karışık olduğu üçüncü bir durum vardır ve en sık görülen budur. Bir gözümüzle gerçeğin içine içinden bakarız ve bu bakış sonsuzluk içinde ebediyyen yitip gider, öbür gözümüzle yalanın içinden parmağımızın ucunu bile göremeyiz ve bu bakış daha uzağa gidemez, yeryüzünde kalır. Kesinlikle bizimdir. Böylece ters yönde ilerleyerek hayatta bir yol açarız kendimize. Bu nedenle gerçek, yalanın tersine doğrudan doğruya anlaşılamaz, ancak gerçeğin ve yalanın karşılaştırılması ile anlaşılır.”
intihal edilesi bir bölüm
güher / Kasım 5th, 2006, 15:13
intihal ? :))
faruk / Kasım 5th, 2006, 15:23
evet “intihal”
merak etmeyin yapmam, dipnotta belirtiriz
güher / Kasım 6th, 2006, 18:23
What do you think?