Levrek boğulur bir masada…
“Başka bir arzunuz var mıydı hanımefendi?”
Bu inceldikçe kabalaşan adamdan başka ne isteyeceği olabilirdi ki? Birbiri ile kavgalı iki küçük dünya. Yanılıyordu. Gözlerini araladı mı kıstı mı belli değil. Kendi işlediği suçun öcünü bile başkasından alacak. Gözlerini kısmasının ya da açmasının ne önemi var şimdi?
“duydun değil mi beni?”
Bir ölü olsa, başında beklese cenazesinin. Öylece düşünse. Duydum seni dese bile, duymamışlığını özlese. Ben sana bakıp bakıp dalardım halbuki diyebilse. Ellerini yanağından kurtaramasa. Sanki kendi isteğiyle yaslamamıştı yanağına ellerini, biri oraya asmıştı diye anlatılacak kadar uzun sürse, sana dalışım dese… Duydun mu beni ne kadar da acıtıyor. Duyduğundan emin olduğu şeyi onaylamamı bekliyor aslında.
Usulca elini ayırdı yanağından. Yanağı hızla soğudu. Kan topladı parmaklarının yeri. Elini usulca uzattı. İşaret parmağı ile suya dokundu. Sonra dokundu bardağa, devirdi. Suyun kuyruğu masa örtüsünde uzanırken tekrar elini yanağına götürdü.
Hadi, tekrar doldur bu suyu bardağa. Başka bir arzum yok, bir daha sorma…







Comments (3 Katılım)
Neden bilmem ben de daldım şimdi satırlara, çenem avuçlarımda. Devirecek bir bardağım yok, Kalbimi dinliyorum. Ya şimdi durursa…
çalıkuşu / Aralık 22nd, 2006, 09:33
Çok iyiydi yine…
K. Banu / Aralık 27th, 2006, 00:03
eyvallah. o sizin güzelliğiniz.
faruk / Aralık 27th, 2006, 03:40
What do you think?