Delikanlılık dersleri alıyorum :)
faruk: abi hepsine eyvallah da, hani kulaklığı da capon erkekleri yapmıyo mı diecek oldum sonra vazgeçtim
sonra hijyen olayından ziyade şu var, “erkeklere vermiyorum” yanıtı idi tam olarak aldığım. ben de peki saygı duyarım dedim o kadar. napiyim erkeğiz diye kulaklığına nikah mı kıyacaz demedim, edepliyim çünkü.
son maddeyi ise çok fena merak ediyorum. dışarı çıktıydım kulaklık almak için kendime o yüzden mailini şimdi aldım. yoksa ilk gördüğüm anda da 5. maddenin ne olduğunu merak ediyordum.
qazaq: iyi merak et:)
faruk: ama senin bu yaptığın delikanlılığa sığmaz paşam söyliyim ![]()
qazaq: delikanlılığımıza hiç bişi sığmaz… sen delikanlılığı bişi sığdırılabilen bişi mi sandın be
faruk: tamam değiştirelim. delikanlı adama yakışmaz ! heh oldu mu :p
qazaq: delikanlı adam bir şeyin kendisine yakışıp yakışmadığıyla da ilgilenmez
:P
faruk: dellikanlı adam ancak bu kadar kıvırabilirdi zaten ![]()
qazaq: delikanlı adam kıvırmaz! delikanlılığında problem olanlar trafından kıvırıyor gibi görülür :))
faruk: peki gençlere ne önerirsiniz. durumumu ve bugün yaşadıklarımı dikkate alarak buyrun lütfen….
qazaq: bir an önce yaşlanmalarını ![]()
faruk: hmm iyiymiş…







Comments (15 Katılım)
BAKIN BEBELER NE DİYOR -DELİKANLI- DEYİNCE,
yasemin (9)
“delikanlı yani yakışıklı demektir. örneğin birisi der ki; sen ne kadar delikanlı bir oğlansın der.”
fatih (11)
“kaba dayılık tersliyen mahalede çocuk dövenlere delikanlı denir.”
kenan (9)
“delikanlı gec güzel bir kişi sacını tararsa ona delikalı deriz.”
K. Banu / Aralık 27th, 2006, 00:04
: )
mdy / Aralık 27th, 2006, 02:36
K.Banu küçükken sen ne sanıyodun delikanlıları de bakalım bana
ve son sorum hava nasıl oralarda
faruk / Aralık 27th, 2006, 03:42
Ben ruhunda keşiş, filozof türü bir profil saklayan, pilavı ya da çayı seven, yeri geldiğinde gazete kağıdında uyuyan genç, dinamik ruhlu insanlara diyorum
Havalar iyiydi burada. Nedense iki gündür üşüyoruz :p
K. Banu / Aralık 27th, 2006, 06:56
vay, delikanlı tanımınızı çok beğendim : ) böyle gençler kaldı mı ya : p
bizim burda da kar yağıyor. ama dün gece hiç üşümedim biliyor musun? bezelye yemeği yaptı bi arkadaş sağolsun sonra da dedi ki sen orda üşürsün git benim odamda yat bu gece. kendisi sabaha kadar yarım kalan kitabını tamamlayacakmış. sonra sabah çay demlemiş, uyandırdı felan. hiç üşümedim yani
bir de, bir aslan miyav dedi, minik fare kükredi : Pp
faruk / Aralık 27th, 2006, 07:27
delikanlı adam blogla felan uğraşmaz
Mihman / Aralık 27th, 2006, 20:27
peki, bunu hatırlatırım size : p
faruk / Aralık 28th, 2006, 03:42
Delikanlılık dersleri veriyorum buyrun :p
Güzellik Uykusu / Aralık 28th, 2006, 04:31
abi sen “10 gecede Güzellik Uykusuna yatılarak nasıl entellektüel kalkılır” dersleri versene. uğraşma böle kıro mevzularıyla : )
faruk / Aralık 28th, 2006, 05:14
Abi ben entelektüellikten vazgeçtim, hatırlatırım :p Beyan yayınlarındaki amca ne diyordu “oku” ile ilgili olarak dinledin mi ? “Oku” kelimesini çok farklı tefsir edip, “Allah’ın ayetlerini insanlara aktarınız” mealinde birşeyler söyledi. Yani elimizi cebimize sokup etrafa bakmakla olmuyormuş bu işler:P Allah’ın ayetlerini aktarmak gerekiyormuş. Her neyse, ben entelektüellik işlevin artık zemin kayganlığından işlevsizleştiğini düşünüyorum. Toplumun entelektüellerle ilişkisi 5 yıl önce yazdığım bir yazıda da dediğim gibi platonik bir aşktan öteye gitmeyecektir. Güzellik uykusuna her zaman evet ama:) Her neyse ben entelektüel faaliyetlerimi kendi içsel serüvenimde devam edip, kimseye ilişmeden temiz kalma ümidiyle, mü’mince bir duyarlılıkla hareket edip, “Oku” ayetini ifa edeceğim. Bilgilerini arz ederim:P
Güzellik Uykusu / Aralık 28th, 2006, 06:06
abi, bahsetmeye çalışayım. oku olayını affediniz yeni delikanlı olamaya çalışan gayretli bir yeniyetme olarak şöyle tanımlıyorum.
birincisi, okumak mümince bir eylem değil bilakis insanca bir eylemdir. müminlik sonrasında gelir. he, ben okudum mümince hareket ediyorum şimdi dersen eyvallah : )
ikincisi, atlamak ile sıçramak arasında eğilmek ile domalmak arasında ince bir çizgi vardır. biz buna aşkın metafiziği de diyebiliriz zurnanın zırt dediği yerde. o bize kalmış.
üçüncüsü, beyandaki amca ki adı Rashid Benaissa’dır, arapça konuştuğu için pek ne dediği anlaşılmadı. Ayrıca kendisi kelimelin tefsirini değil etimolojik kökenlerini anlatıyordu. Demokrasi, pragmatizm gibi batı menşeyli kavramların kökenlerinin arapça’dan geldiğinden bahsediyordu. sen muhabbetin sonlarına yetiştiğin için ya da baklavayı görünce dikkatin dağıldığı için olsa gerek tam olarak anlayamamışsın : )
dördüncüsü, Allah’ın ayetlerini aktarmak ile “oku”mak arasında fark vardır. Zira Peygamber (SAV) aktarıma başlamadan evvel üç sene sadece “oku”ma eyleminde bulunmuştur. İslam tarihi ve siyer konusunda bizden daha bilgili olan arkadaşlarımız illaki buralarda bir yerlerdedir, yardımcı olsunlar.
beşincisi, kendi içinizdeki faliyetlerinizi sağlıklı ve huzurlu buluyorum. Fakat bunun kendi içinizde kalmayacağını, yakın bir zamanda tekrar “megolaman” Alexandre Bey ile karşılaşacağımızı biliyorum.
altıncısı, biz seni seviyoruz, sen de bizim sev toplum olarak. Platonik aşkımız dikenlerin kıçımıza batması gibi tek taraflı kalmasın : )
saygı ile hürmet eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim. sitop. : p
faruk / Aralık 28th, 2006, 06:38
Demokrasi ve pragmatizm hususuna ben de yetiştim gözüm baklavada ama kulağım amcadaydı:P Anlattıkları içinde (her ne kadar ulan şu baklavaya bak desemde?) “Oku” kelimesi dikkatimi çekti. Mübarek kitapta 60 sure ve 171 ayetin içinde geçen bir kelimeden, bir varoluştan bahsediyor çünkü. Kendisi artık orta yaşları bulmuş qazaq amcamız da bir yazısında “hayatı anlamlı kılmaya dair ilk emrin son tekrarı” olarak belirtiyordu “oku”yu. Herneyse mevzuu gene buna kaydı. Oysa ben senin dinin sana benim dinim bana demiştim:P
Ama önemli olan şu ayetlerin hayatımızda öyle veya böyle yer alması değil mi;
“oku!..
yaratan rabbının adıyla oku,
o, insanı kan pıhtısından yarattı,
oku, rabbin nihayetsiz kerem sahibidir.
kalemle yazmayı öğreten o’dur. insana bilmediğini o öğretti.”
Selam ve dua.
Güzellik Uykusu / Aralık 28th, 2006, 08:14
hakketten bunu tartılmak istemiyorum ama yetişmiş olman imkansız. Çünkü o mevzular konuşulduğunda ben Raşit amcanın yanında oturuyordum. siz içeri girdiğinizde kalkıp sizin yanına geldim ve baklava yemeye başladık. o arada da ne konuşulduğunu hiç duymadım ben. ama neyse, benim gibi bir yeniyetmenin sözü herzaman entellektüel birikim sahibi insanların yanında iftira hükmünde olacaktır
o değil de qazaq paşa mail attı, dubai’de free shop ta geziyormuş. bana dedim bi tane smirnof vodka al. malum önümüz yılbaşı : p selamları var sevenlerine ve hayranlarına. siparişler kapanmış bir de, bir arzusu olan bi zahmet tekel bayine kadar uzansın diyor. leblebi ve çerezler Alexandre bey’den rakkase arkadaşlar oblomovdan : p
faruk / Aralık 28th, 2006, 08:52
Apsolit daha iyidir be deseydin:P
Abi normalde ben muhallebi, keşkül tarzı tatlıları severim.
O gün kendimi kaptırıp nasıl o kadar baklava yedim aklım almıyor.
Boşver demokrasiyi kapitalizmi. Baklavaya bak ehuehe.
Ben bu entelleri anlamıyorum zaten. Niye o kadar kitap okuyorlarsa. Fifa 2007 oynasınlar falan:)
Neyse abi. Bugünlük benden bu kadar.
Yarın görüşmek üzere esen kalın filan.
Güzellik Uykusu / Aralık 28th, 2006, 09:59
K. Banu / Aralık 29th, 2006, 01:37
What do you think?