Ayıpsa ayıp..
evet ayıpsa ayıp umursamazlığı: “ipim kuşağım…” felsefesi biraz da böyle bir şeydir. Sezen abla var, güzel şarkılar yapıyor ya.
bu şarkıyı o yazmasaydı keşke, ben yazsaydım. yazmalıydım hatta. ama şimdi o yazmış ya, ben bir şey yazamıyorum sadece mırıldanıyorum. söverim gelmişine geçmişine derken sezen ne kadar sövebiliyor bilmiyorum ama emin olun ben süper sövüyorum. aslında bazen karikatür kahramanı zıçan adam da ben olmalıydım. bu saatten sonra mümkün değil biliyorum. işte ipim kuşağım felsefesi böyle bir şey. gerçekten, sövüp gelmişine geçmişine zuladakini çıkarıp hisara doğru, anadolu kavağında süper olur bu iş, yıldızlar kaymasada kayıyormuş gibi, dünyanın iki kat hızlı döndüğünü zannedip mırıldanmadan aksine “höykürme” diyebileceğiniz bir desibelde söylemek lazım.
Bi lodos lazım şimdi bana, bi kürek, bi kayık / Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı / Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp /Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı
ah istanbul diyerek, bu şehri ota boka katmak istemiyorum. şehirlerde insanlar gibidir, yaşarlar demek istemiyorum. şehir sokak köpekleri gibi, doğal hayatından koparılıp tasma ile maymunlaştırılmış kafes hayvanlarına döndü. herkes şehir üzerine bir şey yazarken, akademik bir soğuklukla kendimizden uzaklaştırdık. ben sevginin yazıya yada söze dökülmemesi taraftarıyım. şehir sevgisi olsun, insan sevgisi olsun üzerinden bahis yürütüldükçe “öteki”leşiyor ister istemez. ne yazık ki yazılı yada sözlü ifadenin orospulaştırma gibi bir işlevi de var. ben bunu istemeyenlerdenim. ben söveyim yada seveyim ama bu şehri seviyorum demiyeyim.
bi kürek, bir kayık umursamazlığı ve kanaatkarlığı. evet, şehirde yaşamanın, onun gecesine sokulabilmenin verdiği kanaatkarlık. sen niye konuşmuyorsun faruk sorusuna verilecek cevap ne olabilir ki, bir kürek bir kayık! bana da bir lodos lazım şimdi.
her defasında lodos arzulamak, şıpırtılar içerisinde mehtaba doğru kürek çekerken zulayı yayıp gazete kağıdının üzerine, inadına gazete kağıdının üzerine, ama illaki tek başına, dön dünya dön diye çığlıklar atmak. bu yüklemi belirsiz, ifadesiz ve soğuk cümle “yine mi düşeş, oha” şaşkınlığı işte. dün söyledim, yine söylerim: isyan etmemek elde değil!
ipim kuşağım derken tamlamanın söylemediğim kısmını ne kadar dilimde evirip çeviriyorum bilseniz… masamda bir ses kayıt cihazı, bir kulaklık, bugünün gazetelerinin bazıları ve bence önemlileri, bir kalemlik, bir çay bardağı, küllük ve çakmak, bir ajanda ki her sayfasını işim bittikten sonra çöp kutusuna yollamak istiyorum, bir kaç not kağıdı, monitöre yapışık üç beş post it, üzerinde sık aranan bir numaranın yazılı olduğu kağıt parçası, aynı kağıt parçasında daire içine alınmış dahili numara: 1707… bunların hepsi benim buradaki varlığıma bir işaret. bu kanıtları yok etmek o kadar kolay ki… yani kürek çekmek.
bi lodos lazım şimdi.
kişinin tarzını düşündüklerinden ziyade yaşadıklarına verdiği tepki belirliyor, buna eminim. sövmekten keyf almak, şişenin dibinde balık olmak gibi bir şey. aynı hazzı veriyor. ben her gıcırdayan kapının ardından, daha rahat açılan diğer kapıdan geçmeyi arzuladıkça bunu yapmayı aslında istemesem bile şartlar böyle gerektiriyor rahatlığı içerisinde harket etmek vurgulamadığın tarzını işart ediyor aslında. ne istediğin ile ilgili değil, neyin peşinden gittiğinle ilgili. evet, üzgünüm tutarlı birisi olduğumu söyleyerek, hatta kırk defa söylesem bi güzel tutarlı olurum saçmalığı ile hayale kapılmanın bir anlamı yok artık. değil kırk kere, bi kaç kere söylediğim şeyler bir çırpıda olurken, tutarlılık eğer naz ediyorsa kusura bakmasın bu mevsimin menüsünde yer alamayacak.
yazıya başlarken defalarca telefon çaldı, tv de günün gelişmelerini göz ucuyla seyrettim, akp grubunun alkışları ve tayyip’in demeçleri hala kulağımda. yazıya başlarken iki bardak çay tüketmişken, şimdi 7 oldu. hatta ersin, dün bütün gün benim yaptığımdan daha fazla kişiyle görüştü. ben de karar verdim.
Tayyip Erdoğan: … refah ve huzur içerisinde yaşaması en büyük arzumuzdur …







Comments (11 Katılım)
oooo ayıpsın ayıp
sanmayasın ki tek başlığı okudum da yorum yazdım. bilakis her satırını her kelimeni her harfini ince eleyip sık dokuyaraktan okudum.
kanaatim:
sezen abla artık şarkı söylememeli. bir zamanlar terkettiği evine geri dönmeli artık. hakkaten bak.
mandalina / Ocak 20th, 2007, 22:26
sevgili mandalina, sana kanım şimdi ısındı. daha evvel ısınmadığı manası çıkmasın, şimdi başka bir şey oldu. gerçekten benim algıladığım manada mı yazdın bilemiyorum ama her ne şekilde olursa olsun, iki gün önce yaptığım şeyi onaylar gibi oldu bu. güç verdin bana sağolasın.
benim batıl inançlarım var, bazıları hikmetinden sual olunmaz, neyi kimin ağzından ne şekilde söyleteceği belli olmaz da diyor. benim batıl inançlarım var. eyvallah mandalina…
faruk / Ocak 21st, 2007, 12:04
sövmeyi ve argoyu bazı ağızlara yakıştırıyorum:)
Nihat Genç çok küfreder ve onun ağzına yakıştırıyorum mesela..
erkek kardeşimin en çok kullandığı argo:
“Hay tükürim kafama! ” dır
ben de yurtdışına paketlendiğim dönemde onunla konuşup ağlarken,
hay tükiriiim amerikasına demiştim:)
Bunlar sövmek sayılmaz dimi faruk abi:) Sövmek için sanırım erkek olmak gerekiyor:)
ece / Ocak 22nd, 2007, 09:45
YKY’den çıkan argo sözlüğü var Ece hanımkardeşim. onu öneriyorum sana.
evet, erkek adam argo konuşmalı ve sövmeli. Üstad Neşet Ertaş der ki, sövüşmek gönülden olunca ibadet sayılır. katılıyorum : )
faruk / Ocak 22nd, 2007, 09:57
eyvallah faruk.
kan dedin de aklıma geldi. geçen gün halamın kızından öğrendim. Türkiye nüfusunun % 80′i A RH+ miş. enteresan geldi bana bu rakam.
mandalina / Ocak 23rd, 2007, 04:44
“rakam” değil “sayı” olacaktı. beşer şaşar.
mandalina / Ocak 23rd, 2007, 04:50
evet biliyorum, ben de aynı kan grubuna sahibim. hatta kan grubun ne diye soranlara bizim tayfa “eşek grubu” derler. neden mi, Türkiye’de eşeği kessen A RH+ çıkar diye bi dalga vardır da ondan : )
faruk / Ocak 23rd, 2007, 05:13
ben de aynı kan grubundanım desem “aa gerçekten mi?” diye bir şaşkınlık ifadesi olmayacağına göre, söylemedim farzet o zaman
benim o dalgadan haberim yoktu. tıb dünyasına daha yakın olmalıyım sanırım
mandalina / Ocak 23rd, 2007, 17:35
tıb dünyasına değil mandalina, kahve dünyasına yakın olman lazım. yada oraya yakın olanlara yakın olman lazım felan. ama sanırım sen bu ikisine de yakın olamazsın. bu sebepten, benden alıcaksınız haberleri : p
faruk / Ocak 24th, 2007, 16:18
hey güzel Allahım
eşşek gurubu olduğumu da saat gece 1:42 itibariyle öğrenmiş bulunuyorum..
bu şok beni fena sarstı Zü seans ayarla, geliyorum..
ece / Ocak 24th, 2007, 18:43
ece hanımkardeşim, bu utanılacak bir şey değil. Allah göstermesin, acil bir kana ihtiyacın olduğunda radyo anonslarına gerek kalmadan yüzlerce insan bulabileceksin. bizzat başıma geldiğinden biliyorum, onlarca insanı geri çevirmiştik abi yetti tamam diye : )
faruk / Ocak 25th, 2007, 03:57
What do you think?