Gel kardeşim, elini ver bana…
bilmiyorsunuz sonra konuşuyorsunuz demiştim, ondan geldi bunlar başıma. sayın hepatit ze bizi,
kendi ikram fobisi ile yüzleşince çekti bu kuyunun içine. hayırlısı…. buyurun buradan…
- Zara isimli şarkıcıdan hiç hazzetmem. kendisi bizi okuyordur muhtemelen, ablacım kişiliğine felan lafım yok. hanımhanımcık birisi gibi duruyorsun biz de inanıyoruz. fakat sen şarkı yada türkü söyleyince ben kaçıcak delik arıyorum. lütfen olayı kişiselleştirmeyelim, san’at anlayışına kılım o kadar.
- şu anda çok farklı bir ikbal hayalim olsa da, çocukluğumdan beri futbolcu olmak isterdim. hala istiyorum. geçtiğimiz sezon şampiyon olan Beşiktaş Yıldızlar takımı, Şerefbey’de şampiyonluk kupalarını aldığı zaman iki damla yaş döktüğümü bilirim. Statta kopan alkışın bir benzerini benim avuçlarım taşısa da, yüreğimin kaldırmadağı şey, benim taraftar olmamdı. oysa o sahada olmak ne güzel olurdu. siyah - beyaz forma ile. heyt be…
- zamanın birinde ben güreşçiydim, lisansım vardı. güreşir dururdum. minderde benim yeteneğimi keşfeden başak spor’un hocası Tufan Hoca beni transfer etmek istediğinde ailem “okuyacak” bu çocuk dedi ve izin vermedi. okuma kısmı ise dergi, gazete, kitap okuma olarak kaldı. bu hayatımda çok istediğim halde ailemin izin vermediği ikinci şey oldu. ilkini söylemem, üçüncüsü de olmadı daha.
- bazen uzun uzun bişi anlattığınızda kafamı sallayım, “hmm anladım” diyorum. anlamıyorum aslında. ne alaka bilmem, sölicek bişi bulamadım işte.
- teknolojiye ayak uyduramıyorum. birisinin yardımı olmadığında, bildiklerimden bir adım ötesini öğrenemiyorum. fotoğraf çeken cep telefonumla fotoğraf çektiğim görülmemiştir. telefonumda saati nasıl ayarlarım onu bile bilmiyorum. bilgisayar da hakeza öyle. kalemle yazmayı da seviyorum. yazılarımı kalemle yazsam en güzeli ama mecbur pc de yazıyoruz. tv de de kanal nasıl ayarlanır bilmiyorum. kanallar karışınca öyle kalıyor, düzeltemiyorum.
budur, 5. madde kıyak oldu, sevdim : ) şimdi burdan Kevser Banu‘yu, sayın sevgilibiladerim‘i ve ipim kuşağım tayfasını selamlıyorum. adı ebe sobe mi mim mi her neyse elim sizde :p







Comments (43 Katılım)
oh olmuş sana faruk : )
hepatitze / Ocak 23rd, 2007, 19:44
sensin oh :p
faruk / Ocak 23rd, 2007, 19:45
aslında bu “hımm anladım” furyasının herkes farkındadır ama işin güzel tarafı kimse kimseye çaktırmaz.
düşünen bir surat profili çiziyor, en karizması bu;)
suveyda / Ocak 24th, 2007, 02:59
ikram isimli bisküviye bayılırım, lisede kantinde kalmamıştı, dışarıdan bi kadına aldırmak için “teyzee” diye seslenmiştik arkadaşlarla… kadın giderken bize “ben (meslek mi ticaret mi hatırlamıyorum) okulunda öğretmenim” demişti
güreşten de futboldan da hiç hazzetmem, zaraya bayılırım, türksanat müziği kasetini milyon kere dinledim, oldu mu :))
güher / Ocak 24th, 2007, 04:38
ben demiştim zamanında zaraya türkü söyleyemiyorsun, sesin güzel ama türkü söyleyemiyorsun diye. kızmışlardı… o geldi şimdi aklıma…
lao / Ocak 24th, 2007, 05:18
güher, biz ayrı dünyaların insanlarıyız demeye gerek yok. büyük Türk düşünürlerinden fafatara’nın dediği gibi “insanlar çeşit çeşit” : )
lao, abi haklıyım değil mi : D
faruk / Ocak 24th, 2007, 06:59
farklılıklar zenginliktir Faruk
sen hele bi ikbalini oku bakalım
güher / Ocak 24th, 2007, 10:35
Sobelendik. Görevimizi ifa ettik.Zara hususunda sana on puan verdik.
Ailenin meslek engelelme konusundaki becerilerini aklım almıyor. Zamanında Fransız D okuyayım demiştim de, izin vermemişlerdi
He şimdi başka birşey okuduk da n’oldu, gene kendi işimizi yapmıyoruz
Bizimiler üniversitede dili fransızca görmüşlerr. Asimile olurum diye korkmuşlar
Ehi:)
K. Banu / Ocak 24th, 2007, 11:19
Allah’ım ne kadar Zara karşıtı varmış da haberimiz yokmuş!!
Arkadaşlar yok mu Zara sever, çıkın ortaya lütfen
güher / Ocak 24th, 2007, 12:12
niye ya
ZARA yı ben çok beğeniyorum valla..
ece / Ocak 24th, 2007, 12:17
heyt be ne günlerdi, sen minderde o birincimiydi neydi onunla güreşirken kenardan “biladerim yersin sen onu!” nidaları atmayı, molalarda sana -kendimce- taktikler vermeyi özlemişim
mdy / Ocak 24th, 2007, 15:59
güher, farklılıklar elbette zenginliktir. ama para da elinin kiri be : p ayrıca evet zara’dan hoşlanmıyoruz.
k.banu, uzun uzun güldüm. ama komik olduğundan değil, aynı gerekçe ile ailemin izin vermediği ilk şey geldi aklıma. herkesler aynı demek : )
ece, sen zara’yı beğeniyorsun diye bu çatı altında elbette seni aşağılamayacağız. hmm demek müzik zevki yokmuş bu kızcağızın da demeyeceğiz şüphesiz. hatta ya bu kızcağıza bir kaç bi isim önersekte kulağının pası silinse de demeyeceğiz. o yüzden rahat ol, üzülme.
sayın sevgilibiladerim, o çocuk evet. şenol. türkiye gençler birincisi olmuştu sonradan amcamın dediğine göre. amma aygırdı değil mi? bizim maçın sonucunu hatırlayor musun sen? acaba taktiklerini dikkate almışmıydım, unutmuşum.
faruk / Ocak 24th, 2007, 16:16
erenler zara olayına ben de katılıyorum..özellikle canlı türkü söylerken kameranın bunun suratına zoom yaptığını farkedince kaşlarını emrah gibi yukarı kadırarak başını sağa sola bir sallayıışı var.. nefret ediyorum..
okuyuşu da bence güzel değil..zırlıyomuş gibi geliyor..ben de hiç hazzetmem..
atmık1 / Ocak 24th, 2007, 17:16
haydaaaa:)
ya ben klasik sanat musikisi ile haşir neşirim [gülme faruk abi]
ve daha bu yıl türkü dinlemeye başladım desem yalan olmaz..
Zara da gayet güzel sesli ve hoş bir hanım..
Altenatifi kimdir öğrenebilir miyim?
Sabahat Akkiraz diyeceklere hemen sölim yemezler
ece / Ocak 24th, 2007, 18:42
ececim;
ben söyleyeyim müslüm gürses bitanesi
faruk;
burdan buyur “kahbe soğan kat kat libas giyerest”
güher / Ocak 24th, 2007, 20:37
evvela Lao ve atmık1 musikişinas insanlardır. Ben Lao’yu ilk tanıdığımda ud icra etmeye çalışan bir yeniyetme lise talebesiydi. lakin yıllar sonra hadi abi bağlamanın tellerini titrette içlenelim dedik çok zaman. iyi bir dinleyici olmanın yanında, icracıdır aynı zamanda.
ikinci olarak atmık1, her ne kadar ramazanlarda büyük restuarantlarda yemeklere meze olan müzikleri icra etse de, biz ekmek parasına diyoruz ve hoşgörüyoruz. kendileri de yine yetenekli bir ney icracısı bilgisine güvenebileceğimiz bir müzisyendir. bir de atmık2 var, o daha başka bir şey : )
neyse demek istediğim şu, hadi ben neyse, müslüm dinlediğim için dalgaya aldınız (Güher’e) bugün Sebahat Akkiraz hanımefendiden bir parça yayımlayacağımı biliyomuşsunuz gibi ona da laf soktunuz (Ece’ye) ama bu iki nadide insanın söylediklerinde en azından müzikalita anlamında boş olmadıklarını da beyazn ettikten sonra, dikkate alınacak bir şey yok mudur? hoş bir hanımefendi evet, oğlum olsa belki dünür giderdim Zara hanıma fakat türkü söylemek başka bir şey.
alternatif söliyorum, Lao bu konuda şüphesiz daha bilgilidir. eksiklerimi lütfen hatırlatsın. en başta, müziğin piri denen Erkan Oğur var. Gülün Kokusu Vardı albümünü tavsiye ederim. Okan Murat Öztürk var, ben Bergüzar’a hastayım ama bütün albümleri harikadır. sonra Cengiz Özkan var, Ah İstanbul ve Gelin albümlerini tek geçerim. orta anadolu bozlak severler için, Neşet Ertaş elbette bir numaradır fakat ben Mehmet Erenler’i tavsiye ederim.
Bu listeyi sanat müziği için Atmık1 uzatabilir, Lao’da eksiklerimi tamalayabilirse arkadaşlarımıza bir güzellik yapmış oluruz.
faruk / Ocak 25th, 2007, 03:56
erenler, iltifatların için teşekkkür ederim.Listeyi Klasik Türk Müziği adına uzatmak gerekirse;
Kani Karaca,Bekir Sıtkı Sezgin (Bekir sıtkı sezgin aynı zamanda Zara’nın bir dönem ağzına doladığı ve hoca hocam diye bahsettiği inasndır fakat çok şükür ki Bekir Bey’in sanat anlayışından en küçük bir kırıntıyı bile Zara’da görmedik.)Münir Nurettin Selçuk,Kalan müzik ten çıkan gazeller1-2 serisi,niyazi sayın,necdet yaşar,ihsan özgen,derya türkan vs. vs.
nacizane, halk müziğindeki görüşüm ise Erkan oğur, okan murat öztürk’ün sanat kaygılarıyla müzik yaptıklarını söylüyor.
Son olarak eklemek gereği hissettim..Zara’nın alternatifi olarak Türkiye’nin her hangi bir yöresinde evinde temizlik yapan alelâde türk kadınını gösteriyorum..Onun kadar söylerler bence..söyleyemezse de zırlarmış gibi yapar :D..
benim de kendisine bi gıcığım yok ama, türkü okumasın bence..çocuk büyütsün.Sonra Farukla dünür olsun felan felan..
atmık1 / Ocak 25th, 2007, 04:32
Bunca üstadın üstüne laf söylemek düşmez bize zahir, hepsinin önerilerini dikkate almaya değer bulduk, aldık kabul ettik (zara hariç
)
Faruk;
dalga geçmek haddimize düşmez, farklılıklar zenginlik dedik,maksat muhabbet olsun, vesselam
güher / Ocak 25th, 2007, 05:38
güher, hem dalga geçiyon hem de dalga geçmek haddimize değil diyerek bir daha dalga geçiyon. biz de bütün bunları yiyoruz. oh ne güzel istanbul : )
farklılıklar zenginliktir dedin de, tv’de “başlarım öyle mozağiye ulan!” diye bi replik vardı. serdar ortaç’a söylenmişti kaliba… hatırlayan var mı : p
faruk / Ocak 25th, 2007, 05:52
Müslüm baba dinlediğini öğrendim ya abisi, unutmam artık..jilet lazım olursa çekinmeyin olur mu, tedarik ederiz:)
şaka bir yana, ben evimize hiç ama hiç ne kaset ne cd si girmediği halde, geçen yıl tüm önyargılarımı bir kenara bırakıp Orhan Gencebay dinledim ve inanın şimdiye kadar niye dinlememişim diye pişman oldum..
Yani yani ilerledikçe herşeyde olduğu gibi müzikte de önyargıları ve saçma sapan kategorizasyonları bırakıyor insan..
Zara ya haksızlık edildiği konusunda ise ısrar ediyorum..
Kütahya türkülerini nefis söylüyor örneğin..
Karşısına tutup alternatif olarak Cengiz Özkan yada Erkan oğur değil hanım sanatçı istiyorum???Kim var??
sayg.
ece / Ocak 25th, 2007, 09:28
düzeltme:
yani YAŞ ilerledikçe ..olacaktı..
ece / Ocak 25th, 2007, 09:30
Lao da,
kayıt yapıp, bize kendi ses ve bağlamasını dinletse keşke:)
sayg.
ece / Ocak 25th, 2007, 09:32
ece sen beni takip etmiyor musun? cümle alem benim nasıl müslümcü olduğumu bilir. evine çaya çağırdığın birinin en önemli özelliklerinden birini bilmiyor olmanı garipsedim : )
orhan gencebay’da ayrı bi güzelliktir haklısın. karşısına hanım sanatçı olarak, Feryal Öney’in Bulutlar Göçer albümünü tavsiye edeyim o halde. Kalan Müzikten çıktı, sanırım Lao’da blogunda bir parçasını yayımlamıştı. yardımcı olsun bize.
faruk / Ocak 25th, 2007, 09:43
Feryal Öney i geçenlerde ilk kez dinledim LAO blog ta..
İp attım türküsünü de tabii..
Ama Zara hatta Kubat da, bu ülkede bizim jenerasyona ingilizce pop tan daha güzel türkülerimiz olduğunu, hatta bir önceki jenarasyona da yeniden türkü dinletmeyi başarabilmiş insanlar değiller mi?
Türkü aşığı bir dostum var, aslını söylemek gerekirse benim gibi bir kolejliye türkü sevdiren de kendisi zaten..Bu başlığa yönlendireceğim inşallah..
ama değerli fikirlerini de paylaşacaktır, ben bir koşu gidip çağırayım onu:)
O da büyük ihtimalle “Sümeyra” diyecektir
ece / Ocak 25th, 2007, 12:32
bu iş zara ile kişiselleşmesin. hoşlaşmışyoruz zara’nın tarzından o kadar. bu elbette söylediğin şeyleri reddettiğimiz anlamına gelmiyor.
keşke bir kolejli olarak türküyü başka insanlarla tanısaydınız diyorum. ama bu illaki benim dinlediğim insanlar doğrudur demek değil. beğeni meselesi, sizi zara’yı beğeniyor diye aşağılayacak halimiz yok.
faruk / Ocak 25th, 2007, 12:41
ben Zü ye gidiyorum..yine tedavilik oldum abi..
Beni aşağılıyolar burda:((((((((((((((((
ece / Ocak 25th, 2007, 13:07
Faruk bey,
Sizinle henuz tanismadik. Vesile bu olacakmis anlasilan ama lutfen beni Zara’nin fedaisi (ya da Ece hanimin Zara icin tayin ettigi fedai) olarak gormeyin.
Ben sadece hem Zara ile ilgili bir iki kelime; hem de Turku konusunda belki bir iki paragraf soylemek istiyorum.
Zara ile ilgili olarak sunlari soylemek isterim: Zara’nin sesi daha henuz yeni sayilir.
Kadin seslerinin turku icin olgunlasmasi icin zaman gerekiyor. Bu, Zara icin de gecerli bence.
Her ikisinin de hayat hikayesini pek bilmiyorum ama, tahminim dogru ise, Zara’nin mazideki imkanlari Gulay’dan daha kisitli olmus olmali. Dolayisi ile, repertuarini secmek konusunda herzaman cok basarili olamayabiliyor.
Bu bakimdan, (bilhassa durus ve repertuar secimi acisindan) Gulay daha sansli fakat Gulay’in da zamana ihtiyaci var bence.
Kisacasi, kadin sanatcilar sozkonusu oldugunda, bence yas onemli ve bunu dikkate almaksizin birilerinin uzerini cizmek hem acelecilik olur hem de haksizlik etmek…
Olgunlasmis ve uslup cinsinden de takdir edilecek kadin seslerine bir ornek isterseniz –henuz yeni yeni taninmaga baslamakla beraber cok takdir ettigim bir ses rengini haiz olan– Aysun Gultekin’i dinlemenizi onerebilirim.
Nerman Altindag (Tufekci), Nezahat Bayram, Aliye Akkilic gibi ustalarin ekolunu devam ettiriyor ve bilhassa ERrzurum ve civarinin turkulerinde cok basarili oldugunu dusunuyorum.
Ege ve Akdeniz bolgelerinin turkulerinde basarili olan iki isim var, ama su anda ikisi de aklima gelmiyor malesef.
Karadeniz bolgesinin turkulerini fena soylemeyen bir Hulya Polat ismini sayabilirim. O da cok yeni sayilir. Henuz bolgenin klasiklerini bilhakkin soyleyebilecek noktada degil. Cemile Cevher Cicek’i ya da Muazzez Turing’i bilirseniz tabii ki daha katedecegi mesafe var; hatta Sureyya Davulcuoglu’na da erisbilmis degil gibi henuz. Fakat, sesinin rengi cok ilginc –pervasiz bir perdesi var, ki bolge turkuleri icin cok elverisli bir altyapi sayilir.
{Ek olarak: Popstar’da mi ne kesfedilmis bir kiz daha var. Kisaca dinledim ve sesini begendim. Ismini, malesef, hatirlamiyorum}
Gelelim sizin Bekir Sirki Sezgin, Munir Nurettin Selcuk gibi isimlerden bahsedisinize..
Haksizlik ediyorsunuz bence. Birincisi, bu ‘anneni mi yoksa babani mi daha cok seviyorsun?’ sorusu gibi.. yani, inherent bir haksizlik iceriyor
[meraklisina not: ben annemi daha cok severim; ama, basaini daha cok sevenleri de yadirgamam]..
Halk Muziginde bu iki ismin karsisina illa birilerini cikarmak sart midir ve cikacak isimleri neye gore degerlendirecegiz?
Veysel Satiroglu, Davud Sulari, Ali Ekber Cicek, Mahsuni Serif ve daha bir cok isim var.
Bu isimler, yukarida ismi gecenler gibi kurumsal bir yapidan gelmediler gerci, ama, bu onlarin degerini daha az kilmazlar ki. Kulvarlar farkli.
Her birinin titrettigi goniul telim ayridir ve bazan ayni anda bazan da farkli zamanlarda birini ya da bir cogunu dinlemek isterim.
Kisacasi, o tur bir mukayeseyi kabul edemiyorum.
Sumeyra Cakir konusuna gelince… Cok severim. Sumeyra’yi –bir latfie olarak soylemek gerekirse– terbiyeli iskembe corbasi sevenler sever. Yani, san egitimi almis bir sestir.
San egitimi sartiniz yoksa, Aliye Akkilic ya da Seha Okus ayni yerdedir. Hepsi de guzeldir. Bu kubbeyi altinda daha bir yasanabilir hale getirenlerdendir.
Sumeyra’yi sayinca, Ruhi Su’yu saymamak olmaz. Allah rahmet eylesin. Turkulerimizin ayaga dusup kaybolup gitmelerini engelleyen iki isim varsa biri Ruhi Su’dur, bir digeri de turkulerimizi derlemege baslayan ilk isimlerden olan Muzaffer Sarisozen… Hepsine minnet borcluyum.
Daha sayacak cok isim var. Ama, vaktim yok malesef. Ece hanim bana bu linki onerdiginde kapidan cikmak uzereydim. Umarim bu kadari kismen de olsa kafi olur.
Sonuc olarak, tekrarlamak isterim ki, Zara’nin uzerini cizmek hem dogru degil, hem anlamli degil (bence) hem de haksizlik olur.
Turku soylemek icin kadin seslerinin 40′i devirmesi gerekiyor.
O yastan sonra hala daha ortaliktayssalar o zaman premadonna olabiliyorlar. bkz. Bedia Akarturk vd.
Erkan Ogur iyidir. Cok da severim. galiba butun konserlerine de gittim. Fakat, TSM’yi temsil edecek kadar degildir. Sesinin yettigi turkuler icin iyidir.
Gueldir.
Yakin zamanda haberdar oldum. Cok da basarili buldum.
Erenler eskidir. Iyidir. Ama, ses rengi cok da zengin degil. Kirsehirli akraba Ertaslarin herbiri ayri birer abidedir. Muharrem Ertas’i da dinlemelisiniz bence.
Walla
ben o yoreden degilim, ama turkulerin hasinin da Urfa, Diyarbakir, Antep yoresinden (Sivas ve Erzurum da var tabii ki) ciktigini dusunurum. O yuzden, o bolgenin turkulerini iyi soyleyenlerin birl istesini cikartmak isterdim. Fakat, cok da kolay degil boyle bir liste.
Nacizane, bendeniz, yukarida saydigim isimlere ek olarak (simdi aklima gelenler itibariyle ve oncelik sirasi olmaksizin) Ahmet Gazi Ayhan (tabii ki, esi, Yildiz Ayhan), Nureddin Dadaloglu, Nida Tufekci, ve Neriman Altindag Tufekci, Rahmi Saltuk, Hasan Mutlucan, Ismail Hakki Demircioglu, Mukerrem Kemertas, Nuri Sesiguzel (bazi turkuleri), Ahmet Sezgin (bazi turkuleri), Ibrahim Tatlises (bazi turkuleri), Sevval Sam, Sukriye Tutkun (bazi turkuleri), Tolga Candar, Yavuz Bingol gibi isdimleri sayabilirim.
[Simdi cikiyorum. Bu yazi bir vur-kac yazisi gibi oldu. Bunun icin ozur dilerim, ama, geri donup cevap yazmak icin yakinda vaktim olmayabilir. Muteessirim. Baska bir zaman gorusmek ve --belki-- devam etmek uzere]
Muzmin Anonim / Ocak 25th, 2007, 14:09
Ece hanim,
Kibrin de boylesi :))
Kolejli olmanin bir –nasil diyeyim– ‘dibine dusmeyen armut’ olmak imtiyazi verdigini bilmiyordum..
Turkuleri sevmek, baska seyleri sevmemi engellemedi hic..
Hasb’el kader, Pink Floyd’un The Wall albumunu seslendirdigi konseri de, Sting’in (The Police grubundayken) Roxane’i o ipeksi sesiyle soyledigi konseri de zevk duyarak (yerinde ve canli) izlemisligim vardir… baskalari da..
Amma, ben ‘kolejli’ olmak gibi bir imtiyaza (takintiya?) hic sahip olamadim nedense
Muzmin Anonim / Ocak 25th, 2007, 17:44
benim gibi bir kolejliye türkü sevdiren türkü aşığı arkadaşım, n’aber?
beni sorarsan hasta yatağımdan yeni kalktım, sizi okuyup ufkumu genişletiyorum filan.
-bi zaman lao’dan ip attım’ı istemeyi istediğim geldi aklıma. yapar belki bi güzellik.
-anladığım kadarıyla tartışan iki tarafın türkü sanatı anlayışları çok farklı. belki elmalarla armutları karıştırmayıp bir no need to arque dinlemenin vakti gelmiştir gibi görünüyor dışardan. huh.
-bi gün atmık1′le röportaj yaparsan tuğrul inançer, ahmet özhan, münip utandı hakkında neler düşündüğünü vedahi hissettiklerini sorarsan sevinirim. bunu senden isterim çünkü ben tanımadığım birine pat diye bi şey sormaktan utanırım.
-orhan gencebay ‘ı geç dinleyenlerden biri olarak yazık olmuş diyorum ben de, kendim için tabi.
-bir kâni karaca cd’si istiyorum senden.
-sizin gibi musikişinas gençleri görünce çok duygulandım. ortaokulda, huzur’daki müzikle ilgili kısımları anlamadan atlaya atlaya okumuştum. bi kaç gün evvel okuduğum tuğrul inançer’in dede efendi’yle ilgili yazılarını da tam olarak anladığımı zannetmiyorum zaten. hatta hazırladığın cd’lerdeki türkülerden sadece sevdiklerimi dinleyip ‘ben türkü dinliyorum, naber’cilik oynuyorum. belki ben müzikten anlamıyorum belki de kahrolsun kolejler filan.
-sitenin tepesindeki o kırmızı nane çok kötü -özel bi anlamı yoksa dünya aids gününü kutlamak gibi- olmuş.
başka huzursuzlanacağım bir nokta yok sanırım.
selametle.
felatun bet'le rakısı / Ocak 25th, 2007, 20:20
Müzmin Anonim Hanım/Bey
Popstar kızından bahsettiğiniz yere kadar olan paragrafa cevabım şudur. Ben Zara’yı beğenmeme hakkımı kullanıyorum. Beğenenleri de sık sık tekrarladığım gibi müzikten anlamıyorlar diye nitelendirmiyorum. Beğeni meselesidir bu. Zara on yıldır bu piyasada folklorik kıyafetlerle bir şeyler söylüyor, bir on yıl daha olgunlaşmasını bekledik diyelim. o zaman bir daha değerlendiririm. şu anda asla.
Saydığınız isimleri yada herhangi bir ismi sizin gibi değerlendirecek pozisyonum yok. böyle bir değerlendirme hem haddim değil, hem işim değil. ama siz değerlendirdiniz, biz de okuduk ilimlendik.
popstardan sonra sümeyra’ya kadar olan kısım için, benim parmaklarımdan Bekir Sıtkı Sezgin ve Münir Nurettin isimleri çıkmadı. Ayrıca bir kıyaslamadan çok bir tavsiye cümlesi kurulmuştu onlar için. anne baba sevme mevzusunu nereden çıkardınız anlayamadım. en önemlisi bu iki isim Halk Müziği ismi değildir, elbette Veysel Satiroğlu ile kıyaslanmaz. yani güzel kardeşim, cin başka peri başka…
sonuç olarak, Zara’nın üzerini çizmedim. Toptan osayfayı yırttım attım. kadın seslerinin oturmasını bekleyecek kadar zamanım yok. ben dinlememe hakkımı kullanıyorum. size de keyifli dinlemeler diye saçma salak bişi tavsiye ediyorum.
Erkan Oğur iyidir felan diye ettiğiniz cümlelerden sonra, açıkcası bütün bu yazdıklarınızı bir yerden copy paste mi yaptınız diye iyiden iyiye düşündüm. şan eğitimi almanın öneminden bahsedeceksin, kadın sesininne zaman oturup billurlaşacağını bileceksin ama Erkan oğur’un TSM sanatçısı olduğunu sanıp Yılmaz Morgül ile bir tutacaksın. Valla çok ayıp. Benim tavsiye ettiğim albüm, türkü formundandır. Halk Müziği diyoruz biz buna. Ve Bir Ömürlük Misafir hariç geneli bu formdadır. bu noktada “ya ben THM diyecektim yalnışlıkla TSM yazmışım” diye kıvırmamanız içinde söyliyeyim, bırakın halk müziği sanat müziği flan fıstık şeyleri, bu ülkede Erkan oğur’dan daha fazla müziği temsil edecek kimse yoktur. belki onunla beraber temsil edecek bir kaç kişi vardır.
diğer önerileriniz başımız üzerine : )
Fakat genel bir değerlendirme yaparsam, ben bu bildiklerimi nasıl göstersem diye bir hava sezinlediğim için, açıkcası güzel başladığınız bir yazıyı malesef çok kötü bitirmişsiniz. açıkcası güvenirliğinize de şüphe düşmüş. ben kimseyi müzikal açıdan değerlendirebilecek konumda değilim. şahsi beğenilerim ile müzik dinlerim, beğenilerine güvendiğim arkadaşların önerilerini de dikkate alırım. bu sebeple, sizin gibi müzikal değerlendirmelerin yoğun oludğu bir konu üzerine görüş alış-verişinde bulunmam, bilgimin yetersizliğinden dolayı malesef doğru olmayacaktır. herşeye söylediklerinizi bir latife olarak alıyor ve kabul ediyorum. eğer ciddiyseniz, yarımyamalak okuduğunuz metinleri çok gereksiz bir biçimde eleştirdiğiniz için malesef kaale alamayacağım.
siz en iyisi şimdinin moda tavrı ile, dinlediğiniz ve sahip olduğunuz albümlerin fotoğrafını çekin ve bana yollayın. ben yazıhane’de bunu yayımlayıp saygı ile önünüzde eğileyim : )
faruk / Ocak 26th, 2007, 04:31
felatun bet’le rakısı, senin herşeye rağmen doğrulup iyi olduğunu bildirmene çok sevindik. Allah şifa’sını vermeye devam etsin. atmık1 değilde sorularına bence müzmin anonim yanıt versin. böyle birini bulmuşken hatta huzur’daki müzikal kısımları da bir bir sor. başka yerde bulamazsın : )
kani amcanın cd’si hazır. özel basılmış orjinal bir koleksiyon cd’si de yanında hediye : )
sitenin tepesindeki kırmızı nane için, dokunma bir süre kalsın böyle diyorum.
“hello” diyeceğin vakitlerin bir an önce gelmesi dileği ile…
faruk / Ocak 26th, 2007, 04:36
Faruk bey/hanim,
Buna bir itirazim yok. Olamaz da. Tabii ki, bu hakkinizi (imtiyazinizi) herzaman ve herkes kullanabilirsiniz.
Ben de Zara hayrani oldugumu soylemedim zaten.
OK. Ben Zara’nin gayretini takdir ediyorum diyeyim.
Haklisiniz. Ilmeklerin ayrildigi yerler pek bariz degil, acele ile okudugum da dogru. Zaten bunu baslangicta da ima etmistim.
BSS ve MNS’nin bahsinin turkuler baglaminda gecmesini yadirgadim –ozlellikle de kiyas anlaminda. Iliski ve mesele oydu.
Yazimi bir daha okumak isteyebilirsiniz.
Guzel. Varligi tartismali seyler arasindaki farki biliyorsunuz.
Anlayisla karsiliyorum.
Acele ile ve yalap-sap okumak tekeli –maalimemnuniye– sadece bana ait degil gibi gorunuyor.
Yilmaz Morgul lafinin gecmedigini vurgulamak geregi duymuyorum. Ogur’un gitmedigim konserinin oldugunu sanmadigimi da yazmistim.
Ve, evet, o yadidaki ‘TSM’ bir typodur; dogrusu THM olacakti.
Typolara cok dikkat ediyorsaniz, sunu da –elim degmisken– duzleteyim: “[meraklisina not: ben annemi daha cok severim; ama, basaini daha cok sevenleri de yadirgamam]..” degil “[meraklisina not: ben annemi daha cok severim; ama, babasini daha cok sevenleri de yadirgamam]..”
Diger typolari da, sirasi geldikce duzeltip icinizi rahatlatmak isterim; yeter ki siz istihza ile isaret edin.
Neyse.
Gelelim sadede ya da her ne ise:
Ogur’un THM sanatcisi oldugunu iddia edeceginizi sanmiyorum. Tasavvuf dahil genis bir muzik yelpazesini kapsamaga calisyor. Cogunu da bir hayli iyi de yapiyor. Fevkalade [iyi] bir muzik adami oldugu kesin.
Baskalarina da degisik ufuklar actigi da ortada (basgitar ile ney calmak vb dahil), fakat herhangi bir konuda derinlemesine ‘uzmanlasmak’ yerine, Ogur’un yaptigi daha cok ‘degisik istikametlerde marifetler’ sergilemek…
Benim buna itirazim tabii ki yok, ve belki de bu yuzden onu seviyor ve begeniyorum.
Ama, gulun adi cinsinden bakinca, yaptigi seyin de azicik oradan, azicik da buradan marifetler sergilemek oldugunu soylemek zorundayim.
Bunu kabul ederim. Buraya yazmakla ayip etmis oldugumu yani. Bu uslupla devam edeceksek, bu yazi haric, daha fazla ayip etmek niyetim yok.
Dogrudur. Dogrudur da neyi degistitrir.
Zerrin Özer de ‘Şu Karşı Yaylada Göç Katar Katar’ turkusunu oldukca iyi (fakat azicik farkli) soyler. Bu onu THM sanatcisi mi yapar? Bence hayir.
Gozlerim doldu ve tenevvur ettim.
Bu konuya yukarida degindim.
Ayrica, ‘kivirmak’ fiili ile benim pek alakam olmadi bugune kadar.
Estagfurullah.
Yaziyi yazarken acelem vardi. Dolayisi ile, evet o hava –o acele ile– ortaya cikmis olmali. Bunu kabul ederim. Kastim o degildi, ama, oyle bir sonucun ortaya cikmis olmasi ihtimaller dahilindedir.
Tekrar: Kastim o degildi.
Guvenirlik?.. Guvenirlik de nereden cikti?
‘Guvenirlik’ iddiam olduguna nereden hukmettiginizi cikaramadim. Yazdigim yazida, boyle bir seyler mi rasladiniz?
Bu da zor bir konu. Iyi yapilmis bir yemegi elestirmek ya da o yemegin tadina varmak icin illa sayili bir asci olmak mi gerekir?
Benim kanaatim; hayir.
Ikisi apayri seylerdir.
Ben bir icraci degilim; ama, iyi (ve zor) bir dinleyici oldugumu soyleyebilirim.
Dolayisi ile, dinlediklerimi degerlendirmek konusunda ozur beyaninda bulunmak ihtiyaci duymam.
Yanlis anlasilmisim. [Yukarida yazdiklarimdan sonra o yanlis anlamanin onemli olcude kalkacagini umuyorum/saniyorum]
Ben, konuya bir icraci gozuyle bakmiyorum. Icracilari ve icra edilen eserleri kendi aralarinda degerlendiriyorum.
Tas plaktan bugune kadar onume ne kadar turku (ve kismen de sarki) cikmissa zevk ve lezzet arayarak dinledigim icin, bunu yapmak imtiyazim oldugunu dusunuyorum.
Bu dediklerim de bir otorite olmak zehabinda oldugum anlamina gelmez tabii; fakat, perspektifinden (ya da retrospektifinden) bakmak konusunda da herhangi birinden icazet almam gerekmiyor cok zamandir..
Icinde latife de vardi, ciddi ve samimi olanlar da. Neresini kaale alacaginiza ben karisamam.
Hic kaale almasaniz da gam yemem.
Moda ile tavir olusturmak aliskanligim olmadigindan, bu arzunuzu/talebinizi simdilik dikkate alamiyorum.
Muzmin Anonim / Ocak 26th, 2007, 06:18
müzmin anonim, bey/hanım şeklinde yazmış olmamın nedeni nasıl hitap edeceğimi bilemiyor oluşumdandı. sizin de benimle aynı kararsızlığı paylaştığınızı gördüğüm için açıkcası mutlu oldum : )
zara haranı olduğunuzu söylemedim. sizin şahsınızda genel olarak söylüyorum, konu ısrarla zara’nın ne kadar süper bir solist olduğunu bana kabul ettirmeye doğru gidiyor. ben beğenmiyorum. bu mevzu da burada kapansın. zararının gayretini, sesini, kıyafetlerini artık neyi beğeniyorsanız saygım sonsuz.
Bekir Bey ve Münir Bey bahsini lütfen tekrar okuyun. Türkü ile kıyaslanmadı. Sanat müziği okuyan Zara’ya alternatif olrak kim var sorusuna verilen cevaptı sanırım bu isimler. Dinlemek zorunda değil elbette. bütün bu isimler de alternatif olarak kimleri öneriyorsunuz sorusuna verilen cevaplardır, dayatılma değil. burada anlaşacağımızı umuyorum.
Yılmaz Morgül ismini sizin ağzınızdan duymadım, sadece söylediğiniz şeyi somutlaştırdım. bunu açıklıyor olmamı üzüntü ile karşılıyorum. anlaşılacağını ummuştum zira.
typo ne demek bilmiyorum. dikkat ettiğim şey, bana bey demeniz gerekirken yanına hanım da eklemiş olma nezaketsizliğini göstermiş olmanızdır. evet istihza ile işaret ettim.
Erkan oğur’u THM sanatçısı olarak tanımlamak elbette yanlış olur. müzik adamı diyelim, anlaşalım. bas gitar ile ney çalmaktan kastınız da sanırım, perdesiz elektro gitarı e-bow eşliğinde çalmasıydı. MFÖ’ün bu sabah yağmur var istanbulda şarkısı olacak, solosundaki ses de yine perdesik elektro gitar ile yapılmıştı sanırım.
sizin yazdıklarınızı, uslubunuzdan hoşlanmamış olmama rağmen, misafirperverlik anlayışla cevap verip katılmadığımı belirteyim, siz de aman uslubunuzu beğenmedim diyip, bir daha yazmam tehdidinde bulunun. olacak iş değil. her dediğinize katılmak durumunda olmadığım gibi, verdiğiniz teknik ayrıntılara haddim olmadığını belirtip cevap dahi vermedim. siz de lütfen biraz nazik olup, görüşlerimin kabul edilmediği hatta istihza ile yanıtlandığı yerde durmam triplerine girmeyin. ben ayıp olduğunu düşünüyorum, siz aksini düşünüyorsunuz. bundan doğal ne olabilir? kaldı ki siz de acele ile yazdığınızı kabul edip, maksadını aşan bir uslup takındığınızı beyan ediyorsunuz. daha da uzatmaya gerek yok.
iddasız yazılardan hoşlanmıyorum. ben zaten “güvenilir” yazılar yazıyorum, ister güven ister güvenme lakaydlığından ise gerçekten hoşlanmıyorum.
iyi yapılmış bir yemeği eleştirmek için elbette aşçı olmaya gerek yok. yemeğin tuzu eksik demek için de gerek yok. iyi bir dinleyici iyi bir eleştirmen olabilir. Hıncal Uluç gibi hiç maça gitmediği halde futbol eleştirmeni olanların memleketinde yaşıyoruz, çok görmüyorum. fakat sanırım ben orada “ben kimseyi müzikal açıdan değerlendirebilecek konumda değilim.” derken iyi bir dinleyici olmamayıda kapsayan bir sürü şeyi kapsayan bir cümle kurdum. sanırım. sanırım öyle evet, anlayışınıza sığınmaktan başka yapacak bir şeyim yok.
icazet dağıtır bir havanız var zaten, almanız gerektiğini, haddinizi aşarak değerlendirmelerde bulunduğunuzu ima eden bir şey söylemedim. hayal dünyanızda uydurduğunuzu düşünmeye başlayacağım.
yine genel değerlendirme, nezaket yoksunu olduğunuzu düşünüyorum. sebeplerimi sıralayayım kısaca:
1. yarımyamalak okuduğunuzu beyan ettiğiniz metinleri çok net bir biçimde eleştirmenizden dolayı. bu metinlerin yazarlarına karşı nezaketsizliktir.
2. buna rağmen, görüşlerinize değer verip bir şeyler çiziktirdiğim halde, sadece size katılmadığım için “yazımı bir daha okuyun” deme cüretini gösterdiğiniz için. efendim, burada okuyacak olan sizsiniz!
3. görüşlerinizden başka görüşlerle karşılaştığınızda, typo mevzusunda olduğu gibi, küçümser bir tavırla hareket etmenizden dolayı nezaketsiz olduğunuzu düşünüyorum.
4. Bekir bey ve Münir bey bahsinin türkü ile alakalı olmadığını söylememe rağmen, dönüp bir kez daha bakmadığınız, doğruluğunu teyit etmediğiniz için.
5. genel itibari ile yanlış anlaşıldığınızı düşünüp, okuyucuyu anlayış yoksunu olarak (benim şahsımda) tanımlamanızdan dolayı. yanlış ve eksik anlattığınızı düşünmemenizin yanında ben hatalı olduğunuzu söylüyorum. eksik anlatmak ile hatalı anlatmak farklıdır.
aslında bütün bunları yazacaktım, ama sonra vazgeçtim : ) ne gereği var sizinle kırıcı bir tartışmanın içerisinde olmanın değil mi : )
faruk / Ocak 26th, 2007, 07:10
Yazmadiginiz seylere cevap veremiyorum.
Kirici bir tartisma baslatmak gayem yoktu –hala daha yok.
—
Ilk yazimda da bahsettigim uzere, ben Zara’nin hayrani ya da fedaisi degilim. Benim acimdan, Zara, umit vadeden bir turku soyleyendir.
Onun dinlenmesi konusunda bir dayatma yapmak, ya da buna tesebbus veya curet etmek benim icin anlamli degil. Zaten bu konuda da mutabik oldugumuzu yazmistim.
Begenilere karisamam. Kimsenin de karismak imtiyazi yok zaten.
Bunu da, Davud Sulari ismini zikrederken soylemeliydim. Cunku, bilenler bu Alevi dedesinin ‘nezle gormemis ordek’ sesi sahibi oldugunu bilirler ve cogu insan sirf bu ses yuzunden dinlemekten hemen vazgecer.
Ben ise, hem sozleri icin (ki, Veysel’den sonra aramizdan ayrildigini da dikkatea lirsak, asik edebiyatimizin son ornegidir), hem de onun o sesi nasil da kumanda edebildigini takdir ederek dinlerim.
Ve, bunlar da, tabii ki kisisel tercihlerdir.
Benzer sekilde, Muharrem Ertas’tan da bahsettim. Onun soyledigi bozlaklari dinlediniz mi hic, bilemem. Ama, kulagi san egitimi gormus sentetik/plastik seslere alismis olanlara cok ters gelebilir –gelmistir de.
Kisacasi, benim gayem size ders ya da nasihat vermek degildi. Ama, ilk intiba (yani, ilk yazim) oyle bir ses tonunu haizmis gibi cikti.
Iyi bir baslangic degil olmadigini anliyorum. Saglik olsun.
Muzmin Anonim / Ocak 26th, 2007, 07:58
muharrem ertaş dinledim. tavisiye ettiğiniz bir çok ismi dinledim, beğeniyorum, dinlemeye devam ediyorum. am aişte her bitli malın bir kör alıcısı olarak, bazılarını beğeniyorum.
bu beğeni tartışması, gayesini biraz saptırdığından bir de hiç tanışmadığımız halde böyle bir tartışmanın uzamasından çekindiğindiğimden devam ettirmek istemedim. ama içimde kalmasın diye de yazmış bulundum affedin.
daha değişik konularda bilgilerinizden faydalanmak isterim. selam ile.
faruk / Ocak 26th, 2007, 08:14
Çok üzüldüm şimdi..:(
Müzmin bey, kendi bloğundaki playerla hayatımda ilk kez dinlediğim türkülerle beni tanıştıran, İsmail HAKKI DEMİRCİOĞLU gibi bir ismi bile ondan öğrendiğim, pc ‘m deki türkü arşivinin nerdeyse tamamını mail yoluyla bana hediye etmiş gerçek bir türkü sevdalısı iken;
benim salaklığım yüzünden [babasını yeni kaybettiği halde], kıramayıp buraya geldi ve bu tatsız diyaloğa girmiş bulundu..
Ben ikinizden de çok ama çok özür diliyorum..
ece / Ocak 26th, 2007, 08:42
Ece hanim, Faruk bey, [alfabetik]
Boyle seylere takmayin lutfen.
Net’te bu tur kazalar olur.
benim acimdan bir kan davasina yol acacak bir sey olmadi :))
Hepimize gecmis olsun
Muzmin Anonim / Ocak 26th, 2007, 09:04
Müzmin Bey, başınız sağolsun.
faruk / Ocak 26th, 2007, 10:03
sonuç olarak Zara’nın neresinden dönülse kârdır…:D
atmik1 / Ocak 26th, 2007, 12:18
döndüm zaten:)
töbe bi daha.:)
sevgiler
ece / Ocak 27th, 2007, 07:26
faruk’un yorumlarini okurken guluyorum, sonra ustune (altina) bi tane daha yazildigini gorunce “yeteeeerr” diyorum. sonra yine guluyorum.. ne dialog ama!
heh heh
nel / Ocak 27th, 2007, 09:47
Faruk bey,
Bu ilmege su linki vermek icin geri donemk ihtiyaci duydum.
Aysun Gultekin’den bahsetmistim..
Bu linkte Aysun hanimin zor bir parcayi icra edisini dinleyebilirsiniz.
Ali Ekber Cicek’e saygi gecesinde soylemisti. Tesaduf, bir sevdigim sayesinde YouTube’de buldum.
Aysun Gultekin’i seveceginize dair bir garanti veremem tabii ki. Ama, begeneceginizi saniyorum.
Muzmin Anonim / Şubat 19th, 2007, 15:52
teşekkür ederim sevgili anonim. memnun oldum. aysun gültekin bildiğim birisi değildi. inşallah dinledikçe severiz. ben sadece hasret gültekin diye birini tanıyorum, beğenerek dinliyorum. bir yakınlıkları olabilir mi acaba diye merak ettim : )
faruk / Şubat 20th, 2007, 06:46
What do you think?