Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Yazı

Hasan, Hüseyin dediğimde her yanım ışır benim*

Hz. Hüseyin?in Kerbelâ?ya yönelişi orada zalimlere direnişi bir saltanat amacı, bir ikbal, bir kabile hırsı değil; ilahi şiarları yüce tutma hassasiyeti, yaratıcının varoluşu yüzü suyu hürmetine yarattığı dedesinin manevi veraseti ile hareket ederek tüm gelecek zamanla ilkeliliği, inanıp bağlanmanın estetiğini göstermektedir. Alev Alatlı Kerbelâ?dan muaviye?nin Hz. Muhammed (sav)?e karşı yaptığı devrim olarak nitelemesi de göz ardı edilmemelidir.

Kerbelâ Şiî yada Sünnî bir sorun değil Muhammedî bir hassasiyettir. Müslümanlar için bir deneme, bir turnusol kağıdıdır. Eğer tarihsel bir olay diyerek geçersek, münafık kavramını burada irdeleyip bu olayla tanımlamazsak, Müslümanlık ve adalet kelimelerini bir araya getiremeyiz ve meşruiyetimiz ortadan kalkar.

Kerbelâ?da Hz. Hüseyin?in eylemi tüm Müslümanların ve dünya ezilenlerinin önüne sunulan bir örnek insani eylemdir. Yeni bir dünya kurulacaksa, ancak tüm varoluşa rahmet olarak gönderilen Peygamber?in torunlarına karşı yapılan ve onların şahsında ilahi ilkelere karşı yapılan bu mütecaviz davranışlar reddedilerek yola çıkılabilir. Tarihsel zulmü reddetmeden yaşanılan zulümleri reddetmeye hakkımız yoktur. Ümmetin önündeki engeli ve makus talihi ortadan kaldırmanın birinci adımı yezid ve yezidî mantaliteyi reddetmektir. Reddedip karşı durmadığımız ve mahkum etmediğimiz takdirde yezidin çağdaşlarını da reddetme imkanını yitiririz. Ve başı dik yaşamayı da.

Hz. Hüseyin?in Kerbelâ?da ortaya koyduğu tavır bir insan-ı kâmil tavrı, bir mübariz ve mücahid tavrıdır. Hasılı, küçük ve büyük cihadları iç içe yaşama tavrı.Bazı trajediler bulundukları zaman dilimini, coğrafyayı aşarlar. Evrensel bir anlam ve boyut kazanırlar. Muharrem ayında meydana gelen Kerbelâ olayı da evrenselleşmiş bir trajedidir. Musa peygamberin, İsa peygamberin ve İbrahim peygamberin yer aldığı bütün bir insanlık kültürü, bu peygamberlerin yaşadıkları olağanüstü olaylar ve varoluşun çerçevesini çatırdatan mantık üstü, akıl üstü hadiseler meyanında bir yere sahiptir Kerbelâ olayı. İnsan mihrakının zirveleri olan şahsiyetler, o zirveliklerinin göstergeleriyle aklı bir paçavra gibi bir yana atarlar. Aşkın aşkınlığında insana, insanlığa yeni ufuklar sunarlar. Kerbelâ olayı da aynı biçimde Müslümanların ufkunda bir ideal durum, bir tavır, bir ahlak ve adanış hikayesi olarak ?gaye insan ? ufuk peygamber? ufkunun sembolü olagelmiştir. Hiçbir tanıyanın sevmemek gibi bir sapması olmayan Hz. Hüseyin, mezhepler üzeri bir kimlik ve kişiliğe sahipliğiyle özmuhammedî bir sancak olarak dalgalanıp durmaktadır yüzyıllar boyunca. Belki kurulacak bir aydınlık geleceğin temel duyarlılık ve kalkış noktası da Hüseynî bir düzlem olacaktır. Dar kavrayışları, benlik zindanlarını, egosantrik arızaları aşan, aşmaya yüreklendiren bir örneklik abidesidir. Ümmetin önündeki engeli ve makus talihi ortadan kaldırmanın birinci adımı yezid ve yezidî mantaliteyi reddetmektir. Reddedip karşı durmadığımız ve mahkum etmediğimiz takdirde yezidin çağdaşlarını da reddetme imkanını yitiririz.

Hiçbir tanıyanın sevmemek gibi bir sapması olmayan Hz. Hüseyin, mezhepler üzeri bir kimlik ve kişiliğe sahipliğiyle özmuhammedî bir sancak olarak dalgalanıp durmaktadır yüzyıllar boyunca.

Dün, eğer gereğince işlenebilirse, yarının şantiyesi ve enerji özüdür. Eğer dünü kısır mutalaalarla verimli kılamazsak bu zenginlikten yoksun kalacağız. Hz. Hüseyin?in Kerbelâ?da ortaya koyduğu tavır bir insan-ı kâmil tavrı, bir mübariz ve mücahid tavrıdır. Hasılı, küçük ve byük cihadları iç içe yaşama tavrı? Yetmişiki yaranı ile de aynı vecd ve istiğrak içinde bu savaşları gerçekleştirmekteki başarının da meydanıdır Kerbelâ.

*Nuri Pakdil

  • Şair Mürsel SönmezKerbelâ, Hz. Hüseyin efendimizin ezelden ebede tüm insanlığa ders verdiği bir irşad yeridir. Burada, bütün bir bilinçle ve aşkla bağlanmanın, inanmanın insanı yükseltebileceği en yüksek makamın, feda-yı can etmenin, ?fenafillah? doruklarının dersi verilmektedir. Şehid olma arzusunun tam anlamının şehid olma, gerçekliği çıplak olarak sunma olduğunu görürüz. Evrenin efendisinin gelecek zamanlara yazılmış ?kanla yazılmış- bir mektubudur Hz. Hüseyin ve şehadeti. Bu mektubun satırları varoluşu tümüyle anlamlandırmak, hayatı onurla yaşamak ve aziz bilinen canı canların canı uğruna feda edebilmek yiğitliğinin vurgusu vardır. Ali Şeriati?nin dediği gibi: Bir uyarı, bir sembol!
  • Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun

    Kerbelâ vakası tüm insanlığın ve İslam aleminin çok iyi etüt etmesi gereken bir olaydır. Hz. Hüseyin ortaya sevgiyi, özgürlüğ, hak-hukuku zulme boyun eğmemeyi ve kuran yolunda yani dedesi ve Hz Muhammed ve atası ali nin yolundan taviz vermemiştir. Kendi çıkarını düşünmemiştir, kendisine vaat edilen sarayları, dünya nimetlerini reddederek bu uğurda tüm aile efradıyla canını seve seve vermiştir. Bunun için Hüseyin ilm ve sevgi deryasıdır insanlık ve muhabbet deryasıdır. Hürriyetlerin ve insan özgürlüğünün bir simgesiydi. Kerbelâ tüm insanlık ve barış için ders alınası bir olaydır.İmam Hüseyn, Peygamber efendimizin dizinde büyüttüğü, omzundan indirmediği torunudur. Bunun için ehli beyt tüm İslam aleminin ortak değeridir. Ben müslümanım diyen bir insnaın hüseyini ve hasanı sevmiyorum ya da Kerbelâ vahşetini yapanlara sevgi gösterdiğini görmedim. Zaten bunu diyen Müslüman olamaz. Bugün ehli beyti hem kuranı kerim hem de peygamber refarans olarak göstermiş. Belli bir grubun ya da belli bir İslam görüşünün asla ve asla sahiplenmesi mümkün değildir. Ancak daha çok muhabbet duymada, sevmede ve anlamada yarışmalıyız. İslam kardeşliği de bu temel ortak deperlerde kucaklaşmayla sağlanır.

    Seyidler islamı beş kıtaya yayanlardır. O bakımdan Hüseyin kutsal mücadelesi İslam alemi için bir dönüm noktasıdır. İslamın dünyaya yayılması da

  • Prof. Dr. Hüseyin Hatemi Aşura günü, bilindiği gibi ?onuncu gün? anlamındadır. Adem (as)?ın hubûtu, M.Ö 5594 yılında Arafat tepesinde vuku buldu. Herhalde 10 gün sonra, bugün Kâbe?nin bulunduğu noktada da, civarından toplanan ve merakla yaklaşan ?beşer?e, ?homo sapiens?e ilk medeniyet tebliği yapıldı ve Hacer-i Esved de ilk tebliğin ve ahdin, ?contrat social?in alâmeti olarak, Kur?an-ı Kerim?in beyanına göre Arz üzerinde yapılan ilk insanlık evi=mabedi=beyt olarak, inşası 11 ay sonra tamamlanan ilk Beyt-ul-Atıyk binasına kondu. 11 ay sonraki 10 Zilhicce=10 Eylül günü; Kâbe?nin açılış günü olarak Kurban Bayramı?na esas olacak, 10 Muharrem (10 Ekim=10 Teşrin) günü de Museviler?de Yom-i Kipur (Büyük Gün) olacaktır. Ahlâkî sorumluluğun, dolayısı ile medeniyetin başlangı. Günü olarak.

    Daha sonra Ay Yılı ile Güneş Yılı arasındaki 11 günlük fark dolayısı ile, 10 Muharrem ile 10 Ekim farklılaştı. Ne var ki Aşûra?nın özel ve simgesel önemi dolayısı ile, Seyyid-uş Şuhedâ İmam Hüseyn?in M.S. 680 de vukubulan şehadeti, Hubût Âdem?den 6224 yıl sonra tekrar 10 Muharrem ile 10 Ekim?in çakıştığı aşûra gününe denk gelecektir.

    Niçin? Çünkü, Melâike?nin ?Yeryüzü?nde kan döken, fesad çıkaran, insanı mı halife kılacaksın?? sorularına beliren trajik: ?olan-olması gereken? tezadına insanlığın dikkatinin çekilmesi için: insanlığa hilâfet ve medeniyet tebliği günü ile insanlık şehidi, Büyük Kurban (Zibh-i Azim), Kevser?deki ?v?enhar?in, Habl-un Min-en Nâs?ın, Mev?ûde?nin, Nefs-i Mutmainne?nin, ?Maide?nin, ?En?amte aleyhim?in ve ?Naîm?in Nûrun alâ Nûr?un mânâsı, Binâullah ve Kur?an-i Nâtık olan Hüseyn?in, Halife(!) Yezid tarafından şehid ettirilmesi, İnsanlığın âdem öncesi devre dönüşünü gösteren bu facia da aynı güne rastlamıştır.

    Tevrat?ın tahrifleri, Yom-i Kipur?un Adem?in yaratılış günü veya Yaratılış?ın başlangıç günü, İbrahim ve İsmail?in ilahî sevgi imtihanı olayının, İbrahim?in İshak?ı boğazlama teşebbüsü, Zibh-i Azim?in de gökten inen koç sanılmasına yol açtı. Buna rağmen, Zibh-i Azim?i bilenler ve bekleyenler vardı. Hazret-i Mesih?in ?gaybet?inden sonra, hristiyan inancında Mesih (A.S) ile Zibh-i Azim (Tanrı Kuzusu) ve Mehdi birleştirildi. Zinh-i Azim?in mübarek kanının döküleceği Kerbelâ, Graal-Grail-Gral?e (Kutsal Kâse), Zibh-i Azim?in annesi Fâtıma da, Hazret-i Meryem?in adlarından birine dönüştürüldü.

    Hulâsa: Aşûra konusu, hayatî önemi olan bir konudur. İnşallah üzerinde ayrıntılı olarak dururuz.

Comments (2 Katılım)

“…Ben azgınlık, fesad, zulüm yapmak ve makam elde etmek için Medine’den ayrılmadım. Ben dedemin ümmetini ıslah etmek, ma’rufu emredip münker’den nehyetmek, dedem Resulullah ve babam Ali b. Ebi Talib’in yolunu ihya etmek için kıyam ettim. Yezid b. Muaviye benden biat istemeseydi bile yine de tuttuğum yolu sürdürürdüm…”

…………Hüseyin’i seviyorum………
Babasını da seviyorum, Güzel Dedesini de…

yollardagezer / Ocak 30th, 2007, 17:05

yollardagezerin yorumuna aşk olsun.bir ayağı değil iki ayağı ile sırat-ı mustakıymde durup diğer yollara göz gezdiriyor.Aşk olsun,aşkı cemal olsun, nur olsun,Allah Huseynden ayırmasın. hh

hüseyin hatemi / Kasım 30th, 2009, 11:03

What do you think?

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif