Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Yazı

Söylemiş bulundum bi kere

getphoto21.jpg

    Korkarım ölü bebek enstanteneleri görmeye hepimiz alıştık. Ve yine korkarım yaralı sokak kedilerinin sağlıklarını daha fazla umursar olduk. Ölümü çok yakınında hisseden kaç kişi vardır. Sayalım, ya bir yakını hemen yanında vefat etmiştir ya da büyük bir kaza atlatmıştır zamanın birinde. Yani genel itibari ile sevgili halkım ölümü çokta farkında olmadan anlık bir tanışmayla savuşturmuşlardır. Birileri çıkıpta hayır benim yaşadığım öyle değildi diyecektir, saygı duyarım.

    Güneş doğar ve güneş batar. Ama insan bazen uyuyamaz biliyor musunuz? Evet ölüm korkusundan uyuyamaz, demek istediğim bu. Fakat bu mevuzuyu sahiden bağlamak istediğim yer bombalı ve bol gürültülü orta doğu toprakları değil. Sokakta açlıktan kırılan bir sürü ufak çocuğun yanında aval aval ortalığa bakınan kedi yavrusuna şefkat gösteren duygusal ve merhametli bu topraklara bağlıyacağım. Hayır, hayvan sever insan evladını kınamıyorum, yürüyün bu yollar sizindir diyorum.

    Evcil hayvanlar edinip yalnızlıklarını giderenlerin aslında nasıl da yabancılaştıklarını görüyorum bazen. Bir ömür boyunca kendilerine anne ya da baba diye seslenemeyecek, göğsüne yatıp hatasından dolayı özür dileyemeyecek canlılara evladım diyebilen insanlardan bahsediyorum. Açlıktan insanlar ölürken, şaka değil evet ölürken marketten sokak kedilerine ciğer yaptıran insanlardan bahsediyorum.

    Evlere misafir olan hayvanları gördükçe bu çocuklar neden dışarda yaşıyor diyorum. Sokakta gezen bir kediyi çok büyük şefkatle ve eğildiğinde iç çamaşırı gözükse bile bunu önemsemeyecek kadar büyük bir şefkatle kucaklayan sosyete kızının ya da herhangi bir kızın ?mendil alır mısın abla? diyen çoğu doğulu çocuklara kir ve pislik yumağı muamelesi yapmasına inanın bozuluyorum.

    Çünkü bu çocuklar yarın bir tenhada sizi kıskıvrak yakalayıp o gün göstermediğiniz şefkati zorla göstermenizi isteyecek. Ya paranızla ya da ırzınızla. Hayır, hayvan sever insan evladını kınamıyorum, yürüyün bu yollar sizindir diyorum.

    Hayvanlar evet, onlar bir şekilde karınlarını zaten doyururlar, doğaları gereği leş yemekten de hicap duymazlar demek istiyorum. Fakat geçen sene ramazan ayında düşkün hallerinden dolayı evlerine yemek servisi yapılan insanların %20’sinin şu anda yaşamadığını bildikçe yazık oluyor o ciğerlere demek istiyorum. Hayır, hayvan sever insan evladını kınamıyorum, yürüyün bu yollar sizindir diyorum. Korkarım alışıyoruz, alıştıkça insan

    ?Evrensel Tanrı inancına sahip bir başka dine mensup insanlara dua ederken saldırmak, teröristlerin kendi Tanrılarına da saygı duymadıklarının ifadesidir.” İtalya Yahudilerinin lideri Luzzato’dan bu söz. Hayır, bu sözü de bol kanlı ve bol ajitasyonlu orta doğu topraklarına bağlamayacağım. Musevi atasözleriyle bezeli bir paragraf kurgulayıp derin mazlum insan analizlerini bir kaç ölü bebek tasviriyle besleyip, işte budur demiyeceğim. Korkarım alıştık bunlara çünkü.

    Özünde diyeceğim şu: biz insanı çabuk unutuyoruz çünkü çabuk alışıyoruz.

    Botlarında kan olan askerlere saldırmaktan sıkıldım artık ben. Başka bir şeyler yapılmalı diye düşünüyorum. Fakat bulaşacak da birini arıyorum. Hayır, hayvan sever arkadaşlarım sizi gözüme kesitirdiğimden değil. Et yiyemediği için demir eksikliği çeken bir çocuğun reçetesini yaptırmak için eczaneye giderken, süpermarketlerin et reyonunlarına has beyaz plastik koruma kaplarının üzerindeki jelatini yırtmaya çalışan çok tatlı kedi yavrularını gördüğünü hayal ettiğimden felan da değil. Eninde sonunda rızkı veren Allahtır ve Nazım?ın deyişi ile ?Gelecek günler geçmiş günlerden güzeldir eninde sonunda?

Comments (7 Katılım)

Hayvanlar eve alınıp beslenmiyor artık. Evlat ediniliyor.
Geçen günlerden birinde ben otobüs durağında bekliyordum. Ayaktaydım çünkü orta yaşlı bir hanım teyze fifisini oturağa bir güzel oturtmuştu.
Düşündüm ki bu fifi burada oturmayı benden daha fazla hakediyor. Öyle ya. Sahibinin yanında uslu akıllı oturuyordu.
Sahibi sigarasını bitirince molaları bitti ve açık hava gezintilerine devam etmek için kalktı.
Fifisi de oturağın üstünde ayağa kalktı.
Hanım teyze: dur kızım gitme bi yere ben seni kucağıma alıcam.
Fifi:peki anne (demedi tabi ki)
Şaşılacak bir şekilde anlamış gibi ürkek ürkek aşağı baktı ki oturaktan inmeyi düşünmediği anlaşılıyodu.
Hanım teyze fifisinin tasmasını çıkardı ve sanki kucağına 2-3 yaşlarındaki torununu kucaklar gibi aldı.
Düşündüm ki bu fifi bu şefkati o yaşta bir bebeden daha çok hakediyor.

İğnedanlık / Mart 1st, 2007, 16:54

Dökeceğim içimi buna benzer bir anı yaşadım unutmuyorum . Göztepe Parkındaydk hani meşhur park bakımlı cok hoş spor koşu yapma imkanları olan güzel geniş oyun alanıyla çocukların mutlu olduğu park işte. Çocuklarımızı parka götürmüştük arkadaşla . Oyun parkı olduğundan uyanamadım önce. Maşalllaaaah kaç aylık, Allah nazarlardan saklasın diye sordu yaşlı bir ses . Kucağımda bebekcik cilvelidir biraz ; gülücükler atıyordu durmadan Bizim ufaklığı sevdiğini zannettim ki teşekkür etmeye hazır tebessümle döndüğümde arkamı ağzım açık manzara ise şuydu… Bizim bıcırıklar kuzeniyle afacanlıkta tam yol koşturuyor arkamdaki yaşlı teyze ise bankta oturmuş meğerse kucağında finosu başka genç bir kızın finosunu seviyor köpekciklerin oynamaları için dostluk kurdurmaya çalışıyordu. Bebek değil köpek iltifata mazhar olup kurum kurum kuruluyordu :)
Bir daha fino dolu o parka gitmedim …
Finoları da hiç sevmiyorum…
Hoşca kalın

zynpduygu / Mart 1st, 2007, 18:40

sıcak bir akıntı damarlarımdan yukarı çıktı ve içimdeki emekliye ayrılmış ağırkanlı hayvan uzun uykusundan uyandı…

geçenlerde kadıköy belediyesi bir sempozyum düzenlemişti.konu ise köpek egitim psikolojisi idi.

insan psikolojisine yabancı kişilerin hayvanlarla ilişkilerini artık makul karşılama zamanıdır.zevkler tartışılmaz.saygı duymak gerek.ne de olsa tercihtir.fetişin her türlüsü nasıl meşru görülüyorsa…

sedat yaşar / Mart 1st, 2007, 20:09

sözüm size değil deseniz de üstüme alındım, ki herkes alınmalı.
çoğu zaman “ne yapmalıyım” sorusuna takılıp, sonra da bir şey yapmadığımız konular bunlar.
Maalesef bizim duyarlılığımız, medyanın bize zerk ettiği kadar. Akşam haberlerine endeksli vicdanlarımız. Orda ne gösterirse, odaklanıp, üzülüp, belki bir miktar konuya eğilip, sonra oturup kalıyoruz.
Aslında konu biraz imkanlarla, biraz da “tok adam aç adamın halinden anlamaz” darb-ı meseliyle de bağlantılı. Ama bir kişiye yardım etmenin bile önemli olduğunu es geçmemek gerekiyor.
Diğer taraftan düşünmüşümdür, nasıl olur da, hala dünyada açlık sınırında yaşayan milyonlarca insan olabilir. Bunca teknoloji, imkanlar varken.
Şunları yazarken bile, kendimi kınıyorum doğrusu.
“ayinesi iştir kişinin laf’a bakılmaz”.

Mihman / Mart 3rd, 2007, 10:14

Biz de hiç yazmadın kabul ediyoruz sevgili mihman (:

İğnedanlık / Mart 3rd, 2007, 15:11

hah işte bu. günlerdir üzerine düşündüğüm ve bahsi açıldığında midemin bulanmasına rağmen çıt çıkaramadığım konu. çevremde çok var böyle insanlardan. kedilerini olmaan evalatları yerine koyup etini sütünü eksik etmeyen insanlardan. bazen gıcık oluyorum. o kadar harcamanızı başka yerlere yapsanız, biraz elinizdekilerin kıymetini bilip insanlaığa yol açsanız diyorum içimden. ay ay demekten başak içinizden birşeyler gelse. çocuklarınıza yaptığınız doğum günü partilerinde harcadığınız paranın bir kısmını daha sade bir doğum günü yaparak kimsesiz çocuklara verseniz diyorum. şatafatlı yaşamlarınızdan, kaybolduğunuz o köksüz hayatınızdan sıyrılıp biraz topluma katkıda bulunup içinizde olması gereken insanı çıkartsanız dışarı diyorum. hah işte bunu diyorum, ne zamandır düşündüklerimi. ah faruk ah çok dertliyim ben de dinleyen yoktu şimdiye kadar.

aylak adam / Mart 4th, 2007, 14:03

Bu başlığı takip ediyorum ama, dahil olmaya çekindim nedense..

Haklı olduğunuz cümleler var fakat, bir genelleme yapmak ne derece doğrudur ki..

Bir insan vicdan sahibi ise, sokak kedilerine de sokak çocuklarına da şefkat gösterebilir..
Bunun için her türlü yol ve yöntem mümkün..

Allah tan Deniz Feneri, Kimse yokmu gibi dernekler de var ki, gözümüzün görmediği, elimizin ermediği yerlere vasıta oluyorlar..
Hali vakti yerinde olan müslümanların hem insanlara, hem hayvanlara, hatta ormanlara duyarlı olması insanlığının olduğu kadar inancının da gereğidir diye düşünüyorum..
Olamayanlara Allah vicdan nasib etsin demekten başka ne denilebilir..
saygılarımla

ECE / Mart 9th, 2007, 18:35

What do you think?

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif