Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Yazı

spik ingliş

    ben ortaokul ve lise de yabancı dil olarak Almanca okudum. Ortaokuldan önce bir sene Almanca hazırlık ve toplamda 7 sene tahsil. İkinci yabancı dil olarak ise Arapça okudum 6 sene. İlk yazılı metnim Alman dilindeki küçük bir hikaye idi. Küçük ev anlamına gelen sanırım “Der Kleine Hause” (artikeli das olabilir) isimli bir hikaye idi. Özet ile hikayemin yazılış amacı, Hitler’i okurken öğrendiğim “Führer” (lider, önder, reis gibi bi anlamı olmalı) kelimesini kullanabileceğim bir metin oluşturmaktı. Ölüm döşeğindeki bir babanın büyük oğlu Felix’e “benden sonra ailenin Führer’i sensin” demesi ile başlayan hikayemi hazırlık sınıfında okuduğum yıllarda, sanırım 11 yaşında yazmıştım.

    aynı yıllarda yabancı dili ingilizce olan arkadaşlar duvarlara, defterlerinin arkasına, etüt sınıfındaki sıralara ne manaya geldiğini bizim bilmediğimiz yabancı cümleler yazmaya başlamışlardı. bazıları da çantalarına bu tür sözleri tükenmez kalemle yazıyordu. neden olduğunu anlayamadım ben hiç. sanırım toplum içinde bizim anlayamadığım cümleler kurabiliyor olmaları onları özgüvende tutuyordu. biz olanca özgüvensizliğimizle almanca kelimeler felan yazamadık bir yerlere. yabancı dilimizi o kadar iyi kavrayamadık sanırım. günlük hayatta çok fazla kullanamıyor daha doğrusu muhatap bulamıyorduk. oysa her yerde ingilizce bilen birilerini bulabilmek zor iş değildi. mırc vardı o yıllar chat programı olarak. orada yabancı kızlarla konuşmak bir dönem hem dilini iyi konuşmanın verdiği bir başarıya hem de kız tavlamadaki başarıya delalet ediyordu. trend hep ingilizce olduğu için biz malesef orada da şansımızı iyi değerlendirememiş ve özgüvenimizi diplerden kurtaramamıştık. yıllar geçtikçe bazı arkadaşların msn iletilerinde yine bu tarz, özlü söz olması muhtemel, bana anlamca yabancı cümleler görmeye başladım. sonra bunlar gittikçe deyimleşti ve yaygınlaştı. msn iletilerinin ötesinde bloglarda yazılmaya, notlarda geçmeye felan başladı. ben de boşnakça bir kaç şey yazıp etkiyi ölçmeye çalıştım. Dino Merlin’in şarkı sözlerini yazdığımda bir arkadaş ne anlama geldiğini sordu. söyledim. bunu neden türkçe yazmıyorsun ki diye sorunca ne diyeceğimi bilemedim. ne yani böyle anlamadığımız şeyler yazınca kendini entel mi hissediyorsun felan dedi. bu bana edilebilecek en kötü sözdü. hakaretin bu kadarına kendi ellerimle prim verdiğim için, soğudum bünyemdem : )
    ve şimdi bu ingilizce konuşuyorum, o halde ne mutlu bana entelliğinden bir örnek vermek istiyorum. çantaya çiziktirilen almanca, ingilizce, fransızca cümlelerin geliği son nokta budur. Lümpenliğin imparatoru…

Comments (10 Katılım)

çevrenin etkisiyle yabancı dillere veya yabancı dil bilenlere (daha doğrusu bildiğini sananlara) karşı bir gıcıklık kapmışsınız sanki:)
oysa olumlu yönden bakacak olursak yabancı dil bilmenin getirileri çok fazla; tabi israfa kaçmadan kullanmak şartıyla!;)

dil bir iletişim aracıdır; başkalarıyla bilgi alışverişinde bulunmak ve kendimizi daha iyi ifade edebilmek için.
bir yabancı dili bilmek sadece dilbigisel yeti’ye sahip olmak anlamına gelmiyor; hangi ortamda hangi yapı ve sözcüklerin kullanılacağını da bilmek gerekiyor ki çanta üstleri veya duvar gibi yerlere çiziktirilen bir kaç söz bir dile ne kadar hakim olduğumuzu gösterebilir mi? bu açıdan bakıldığında haklı bir serzenişte bulunmuşsunuz. lakin yukarıda belirttiğiniz tiplere takılarak bünyenizden ve yabancı dilden soğumayın:))

bu arada artikel “das” olmalıydı:) bir de bir “e” fazla olmuş:)

Delaletü'l-Hairîn / Mart 12th, 2007, 15:34

yağmur gibi yağar başıma taşlar
dostun bir fiskesi pareler beni

exnihilo / Mart 12th, 2007, 16:40

bir çok şey:

1. yabancı dil bilmek güzeldir bence..
tabi ameller niyetlere göredir, o ayrı : )
bi de şey çok güzel, dillerin kıyası. bak mesela “birader” kelimesini inceleyelim (sen bilader diyorsun gerçi :) Almancada: Bruder, İngilizcede: brother, Kürtçede: bira.
yani diller her ne kadar çok farklılarmış gibi gelse de bize, aslında bize, insanların ve insanlığın aynı kökten, Adem ve havvadan meydana geldiğini gösterirler.
2. bence şu açıdan bak faruk, ingilizce, öğrenilmesi almancadan çok daha kolay bir dil, sonradan da öğrenilebilir, ama almanca öyle mi : P
3. ya ne hale sokmuşlar güzel Ağrımın türküsünü…!
4. evet, das kleine Haus olacaktı : ) Ah şu artikeller dimi :)

ibni sina / Mart 12th, 2007, 16:55

öööö ya..dejenere olmanın son hali bu olsa gerek..dımtıslı türkü..:)hey Allahım…

amine / Mart 12th, 2007, 17:11

Delaletü’l-Hairîn, evvela hoşgeldin müessesemize… evet, çevrenin etkisi ile yabancı dil bilenlerin bi kısmına gıcık kaptım. uzun zamandır bu böyle ama dillerle bi alıp veremediğim yok : ) Eyvallah iletişimdir bilmem nedir, bilmek lazımdır, en azından yarın biri hadi örovisyona gidecen diyecek olur, mahçup oluruz felan…

exnihilo,
kadılar müftüler fetva yazarsa
işte kemend, işte boynum asarsa
işte hançer, işte kellem keserse
dönen dönsün ben dönmezem yolumdan : )

ibni sina,
1- yabancı dil bilmek elbette güzeldir. yaşadığımız zorluklardan zaten bahsettim. özgüven eksikliği vs : ) neyse, evet ben “bilader” diyorum. Ama birader kelimesinin yerine değil, özel bir kişiye sadece öyle diyorum. ve biladeri genel itibari ile “sevgilibilader” şeklinde, yani kendi hazırladığım kalıpta kullanıyorum. Yani bir anne çocuğunu kuzucuk felan diye sever ya, öyle : ) çok duygusal bi anlatım şekli oldu, havalara gircek sayın sevgilibiladerim : ) bir de helal olsun, tee bira’dan Adem’e geldik Havva’yı ziyaret ettik. Bir de sina sen bilirsin, Kur’an da Havva ismi geçmiyor diyorlar. ne diyorsun : p
2- haklısın, ayrıca alman çoklataları daha güzel. e tabi ingilizin de rosroysu var ama neyse : )
3- sen mırıldanırsın ama kendi başına: Ağrı dağın eteğinde, uçan güvercin olsam : )
4- ben aslında bunları değil de “deren, dessen” felan vardı, onları çok karıştırıyordum. ama sonuçta vöh dedirtiyordu bazen. hamdolsun artık ilişkimizi dostça noktaladık : )

amine, sen de hoşgeldin “her telden tesisleri”ne. bir arkadaş bize öyle demişti, her telden : ) neyse, bence neşeli bir parça. bu kadar, başka bişi bulamadım. arada şampiii şampii der mi diye bekledim demedi : )

faruk / Mart 13th, 2007, 03:58

alman çokolatları bilmem ama çekoslovakya çokolatlarını adım gibi bilirim.ah ulan ah…agrı dağının eteginde cano diyenlere birde çekoslavakyayı tavsiye ederim şiddetle.dinimi bile değiştiririm bu afeti derya çoklatalar için.ismimi hans otto walter diye değiştiririm.dinimide değiştiririm.hristiyanlıktan hinduizme kadar hatta ateizme kadar ölçüyüde aşabilirim.ama şu çek çoklotalarını dünyaya değişmem.siz yıldızların sadece birisi için parladıgını bilirmisiniz.işte bendeki o yıldız çek çoklotları için parlar…

lisan bilmenin ne önemi var.bazen jestler mimikler eller gözler bile çek çoklatlarını fethetmeye yeter de artar bile.lakin kalbin dili yoktur hani vardırda lisan anlamında yoktur.lümpen imparatorluğuna dahil olanlar galiba bu gerçegi gettolaşan yapılarda öğrenebilirler : )gayri bir sınıfa dahil olmak gerek.hohohohohohohhoo

yabancı bir ülkede doğan bir insan ana dil olarak zaten ingilizce almanca veya portekizce konuşuyor.bizde ise 30 yaşına kadar meslek ögrenecegimize ecnebinin doğarken konuştugu inga inga cümlelerini öğrenip para iş statü kazanmaya çalışırız.

gelde meyhaneye gidip arabesk dinleme başını duvarlara vurma.efkarlanma gelde.gelde içme.gelde arabanın altına paspas gibi atma kendini.ah ulan ahhhh…

ben arabeski tercih etmem.daha da yarayı deşiyor.sözlere baksanıza.tanrım dünyaya seni beni attın çile çektirdin derman arattın doldur meyhaneciiiiiiiiii…

kadehim çek çokolatalarına…….
ulan bunlar içirmezmi..kütük gibi olursunda gene içmek istersin…

sedat yaşar / Mart 13th, 2007, 04:54

faruk,
havalara giriyorsa da girsin bence, herkes kardeşi için özel bir kalıp icat etmez çünkü ;) Ademe uğramışken Havvayı ziyaret etmemek ayıp olurdu. ne mi diyorum, şunu diyorum: Zekeriyya Beyazın ilahiyatçı olduğu söylentileri de var..
: P

Olsun, bizim de mercedeslerimiz var :) daha pratik.

ibni sina / Mart 14th, 2007, 04:31

sina, kendi hazırladığım derken sanırım yannış anlaşıldım. icat ettiğimi anlamışsın ki korkarım o kalıbı icat eden ben değilim. sanıyorum ilk defa sevgili biladerim kullanmıştı bu kalıbı. sanırım, emin değilim : ) neyse ilk kimin kullandığı önemli değil, özel olması önemli.

bir de “benim naylon tarağım var almağa gelin güzel” diye bir şey var. onu bilmiyorsunuz değil mi : D

faruk / Mart 14th, 2007, 07:25

abi şurada kaldım ileri gidemedim: der kleine hause :) dalga gecme ahaliyle lutfen 7 sene almanca okudum diyorsun.
das klein haus, yaptığın gün gelip okumak istiyorum bu yazıyı.
muhabbetle…

Hatice / Mart 23rd, 2007, 16:04

artikeli bilmem de haus’un sonundaki -e fazlaligi kelimenin ingilizcesiyle karismisligindan gibi. heheh.

nel / Mart 25th, 2007, 21:07

What do you think?

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif