Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Yazı

En keyif aldarak cevapladığım sorular bunlardır sevgili vatandaş

    İlk hangi yaşlardayken ?oy kullanılacağını? algıladınız? Evde kim/neler konuşuyordu bununla ilgili?
    Sanıyorum 91 seçimleriydi. Bizim mahalledeki okulun önünde bir sürü insan toplanmış, sıraya girmişti. Bizim oturduğumuz mahallede su için haftada bir mahalle çeşmesi açılır yada İSKİ?den tankerler gelir, çoluk çocuk sıraya girer su alırdık. Bizim, yani çocukların sıraya girmeden rahatça ortalarda fink attığı ilk toplu organizasyondu ve açıkcası biz ?ne zaman biz de o sıraya gireceğiz oy kullanacağız?? diye hiç sormadık. Evde ise böyle bir muhabbet olduğuna hala şahit olmadım. Kime oy verileceği zaten bellidir. Değil midir?

    Oy kullanabilmek sizin için ?olgunlaşmak? gibi bir şey miydi? Oy kullanabileceğiniz ?o gün?ü nasıl tasavvur ettiniz yıllarca?
    Biz memur çocuğuyuz. Babam sabahın güneşi doğmadan yola çıkıp işine giden, hafta sonları da erken kalktığı için tatilimizi zehir eden birisiydi. Bizim için sabahın körü, onun için günün yarısı olmuş vakitlerde perdeleri açar ?sabah şerifleri hayrola, hayırlar feth ola..? diye başlayan bir tekerlemeyle bizi uyandırırdı. Doğrusu bir tek oy kullanılan günlerde biz rahatça uyurduk. Annem ile babam oy kullanmaya gider, dönüşlerine kadar biz çocuklar mışıl mışıl uyurduk. Her işini erkenden yapmayı seven babam, oy kullandığım son seçimlerde de sabah namazından sonra yatmamış, bizi de yatırmamış; seçmen kağıdımızı, kimliğimizi defalarca kontrol ettirmişti. Velhasıl, oy kullanmak benim ve diğer kardeşlerim için ?olgunlaşmak? değil, erkenden kalkmak demektir. Bu da açıkçası bizi korkutan geleceğin hayali idi. Pek heyecanla oy kullanacağım günü beklediğim söylenemez.


    Evde, anne babanız, ağabeyiniz-ablanız oy kullanacağı zaman kime oy vereceğine nasıl karar veriyordu? Aile meclisi mi toplanıyordu yoksa herkes odasına çekilip mi seçim yapıyordu?
    Babamdan, kendisi aile büyüğüdür, öğrendiğim en önemli şey şudur: artık dava mava kalmadı! 70 ve 80?li yılların İslamcıları, milliyetçileri ve solcuları siyasetin içine ideolojiyi gömerek politikleşmişti. Şimdinin babaları, dedeleri gençliklerinde illa bir parti için afişleme yapmış, bayrak asmak için direklere çıkmıştır. Babam ilçe teşkilatında görevli, büyük amcam başka bir şehirde il teşkilatında görevli, küçük amcam ise mahalle teşkilatında görevli idi. Dolayısı ile babam annemi karşısına alıp ?hanım, şu partiye ver reyini? dememiştir. Annem de hanımlar komisyonunda aktif görevler alıyordu çünkü. Eskiden zaten camiye gidenler şu partiye, bıyığı sarkık olanlar bu partiye cumhuriyet okuyanlar da şu partiye verir diye keskin bir  ayrım vardı. Şimdi ne güzel ki, böyle bir ayrım yok. Ne güzel.

    İlk oyunuzu kime vereceğiniz size aile büyükleriniz tarafından soruldu mu yoksa direkt, ?Şu partiye oy vereceksin!? gibi bir emrivakiyle mi baş başa kaldınız?
    İlginçtir, ilk oyumu vereceğim zaman ailemin desteklediği partiye vermeyi düşünmüyordum. Artık ailem de yaşını başını almış, TV karşısından gelişmeleri izleyen ?eski tüfekler?den oldukları için, arada bir depreşen aktif çalışma heyecanlarını da eleştiriyordum. Ama sandık başında pusula ile karşı karşıya kalınca, ?ya ne yapcaz şimdi? sorusunu kendime sormadan, tereddüt etmeden çat diye mührü basmama da şaşırmıştım. Ne babam şu partiye oy vereceksin dedi, ne de ben bir partiye oy verme kararlılığı ile sandığa gittim. Her şey pusulayı görünce netleşti. Aslında bazı partiler amblemlerini çiçekle böcekle bezeseler, misal benim durumuma sahip bayanlardan sağlam oy alabilir.

    Ailenizin bu konudaki tavrını, ?Şu bizim partiye oy vereceksin, di mi evladım?? gibi bir psikolojik yönlendirme olarak mı yorumlarsınız?
    Artık hangi partiye verilmesi gerektiğini babamla birlikte istişare ettiğimizden, bu konudaki fikirlerimin ailem tarafından önemseniyor olmasından dolayı herhangi bir yönlendirmeden bahsetmek doğru olmaz. Babam hafta içi dergiyi okur, nedir bu, şurda neden böle yaptınız diye hafiften bi fırça kayar ve sonra o sohbet bir şekilde memleket meselelerine döner. ben bildiklerimi anlatırım, bilmediklerimi de o anlatır. sohbet ne kadar hararetli olursa olsun sonunda kan mı çekiyor nedir, hep anlaşırız.

    Evde, herkes aynı partiye mi oy verir?
    Evet.

    Kime oy verileceğine anne mi baba mı karar verir? Kimin dediği olur?
    İkisinin de dediği olmaz. Siyasetçilerin yaptıklarına göre karar verilir. Kimsenin kaşına gözüne, söylemlerine bakılmaz. Kim ne yapmış, bize ne faydası olmuş ona bakarız. Kapitalist değiliz ama sanırım biraz faydacıyız. Düpedüz bana dokunmayan yılan bin yaşasıncıyız işte, kıvırmayalım. Babam Adelet Partisi anahtarlığını belinde dolaştıran bir yeniyetme iken de, 83 seçimlerinde oy patlaması yapan Özal’ın Anap’ına oy atan orta yaşlarındaki hırslı birisiyken de ve tabi şimdi “bu adam bizi yıllarca nasıl kandırmış ya” diye hayıflansa da, Selamet ile başlayıp Fazilet ile biten macerasında da hep amellere bakmıştır. Orta halli bir memur olan babasını her zaman örnek alan yeniyetme ben, elbette bu aile geleneğini devam ettirdim. Cehenneme bir bilette ben kestim, toplanan bu paralarla sebil yapılsın üzerine “Tayyip’in hayratıdır yazılsın.” Şaka bir yana, bir koyun bir bacağından asıldıysa bu ayıp kasaba değil sürüye aittir!

    Kendi ailenizde yaşanmasa bile akraba ve dostlarınız içinde, ?oy verilecek parti konusunda anlaşılmadığı? için kavga çıktığına şahit oldunuz mu?
    Bizim ailede, hem anne tarafı hem baba tarafı aynı sosyal ve sınıfsal yaşantıya sahip olduğu için bir tartışma olmaz. Oy verme sürecinde kimin kime oy atacağı sorulmaz bile. Sadece akşamları sofralar kurulup TV karşısında sonuçları kimin evinde seyredeceğimizin planı yapılır. Bir de maalesef babam hala Zeki Müren’in de kendisini göreceğini sanıp Cengiz Çandar’a söveceğinden, yanındaki koltuktan yer kapılır.

    Sorular Ümmühan Atak

Comments (3 Katılım)

biz de oy vermeye gitmek için bütün işler aheste yapılır, dinlenilir, keyif yerine gelince, hava şartları da muhalif değilse kalkılır ağırdan hazırlanılarak gidilir.

netekim son seçimde de memleket denen mefhumdan seçim günü öğleden sonra dört gibi dönüldü, iş güçler halledilip istirahatler yapıldı ve beşe on varken evden oy vermeye…

exnihilo / Temmuz 24th, 2007, 11:29

sizin aile maşallah pek bi rahatmış. memleket işleri böle son dakikaya bırakılır mı :)

faruk / Temmuz 24th, 2007, 12:05

Biz ailecek öğlen olmadan çoluk çocuk, bütün ev halkı sandık başına giderdik:)
Direklerden kaldırılan naylon paşetli parti bayrakları da oyuncağımız olurdu,

sule / Temmuz 25th, 2007, 15:31

What do you think?

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif