Doldur kadehimi Piraye!
herkes bir hesaplaşma peşinde değil mi? bir şeyin ucunu tutup başka bir şeyin ucuyla birleştirme gayretinde. hey. beş dakka da değişir bütün işler.
bu kadar yapmacıklık arasında, hayır bu da böyle olmasın şöyle de olmasın diyerek, katılmayı kabul etmediğin sürüye alternatif başka bir sürü önerdiklerinde ona da karşı durabildiğin ölçüde insansın. ama sonra adın her şeyi eleştiriyor, hiç bir şey beğenmez, götü kalkmışa çıkar. bazen de “hm bunun kesin kalkar, şimdiden uzaklaşalım” şeklinde bir niyet okuması şeklinde zuhur eder. ben de böyle arapça-osmanlıca kelimeleri bilhassa seçip kullanarak kendimi iyi hissederim. peki ya, kendisine her önerileni “kendi özgür irademle seçtim” geyikleriyle ve elbette mutlu mesut fener alayı şeklinde kabul edenlere ne demeli? insan mı
sanmıyorum.
biliyor musunuz yeryüzünde hayatın en büyüleyici tezahürlerinden biri “mayalanma”dır! şaşırtıcı derece canlıdır, mayanın kucakladığı bakteriler şişer, ısınır, kaynar ve patlar. misal ekmek. un ve su. elbette maya! mezoptamyalılar hamile kadın gibi karnı şişen su karışmış unu farkettiklerinde şaşkınlıktan nasıl sersemleştiğini tahmin edebiliyor musunuz? sonradan sadece ekmek için hazırlanmış fırınların kurulması sırasındaki hareketliliği düşünün. gevrek, tatlı, tuzlu ve kuru yada nemli ekmek denemelerini. akdeniz’in dört bir yanında kurulan uygarlıklar için ekmek güçlü bir hayat simgesiydi. ve elbette yahudilik ve hristiyanlkta öenmli bir yeri vardı.
un. tahılların öğütülmesi bir değirmende yani. peki su nasıl öğütülmüş tahıla karışmıştı ve bu da mayalanarak aptal mezopotamyalının aklını piç etmişti?
daha evveline dönelim. döner ekmeğin olmadığı yıllarda, insanlar ekmek yaparken kullandıkları tahıllara, ekmek ununa karışan suyun daha fazlasını karıştırarak “ıslak” bir besin maddesi elde etmeyi düşlediler. mezopotamyalının aksine, bu bilinçli bir karışımdı. ve belkide, kimbilir yıllarca tahılı su ile karıştırıp ağlayan bebelere mama olarak verdiler. ne ki bir zaman sonra mayalanıp bira olunca, evladına mama veren annenin gözlerindeki şaşkınlığı tahmin edin. maya, ilginç bir şey değil mi?
bazıları vardır, sohbet ettikçe karnımızı doyurur. muhabbetten kalkarken geğirir, elhamdillillah bugün de doyduk deriz. bazıları da vardır, anca kafamızı bi dünya eder. sabah kusmuklar arasında uyanır bir önceki geceye lanet ederiz. ama akşam bir organizsayon daha yapıp yine diz dize parlatırız.
ne diyelim, mutluluğun formüle çok açık. bir sen, bir ben bir de bebek! insan olun az biraz…







Comments (7 Katılım)
Hele şükür:))
trojanlardan temizlenmiş, çamaşır sularıyla yıkanıp yunmuş, kar beyazı olmasa da kırık beyazımsı bir sitede, ferah ferah mırıldanabileceğim sonunda:)
Ece / Ağustos 7th, 2007, 03:44
En zor şey de bir toplumu mayalamaktı ve bunu yapanlar çağları değiştirebildi..
S.A.V..
Ece / Ağustos 7th, 2007, 03:48
toplumu mayalayan çok. misal sepp blatter
problemlerin bir kısmını aştık sanırım. şikayeti olan var mı
faruk / Ağustos 7th, 2007, 03:55
Bazılarının mayası da tutmaz:
Misal ,DENİZ PAYKAL:p
Ece / Ağustos 7th, 2007, 04:15
yüzde 20′yi adam yerine koymuyorsun sanırım. bak ben burda laikliğe laf ettirmem ona göre
faruk / Ağustos 7th, 2007, 05:44
laiklik mayası tutsaydı şimdiye kadar tutardı..
kaç yıl olmuş, bakteriler inat ediyorlar:)
fazla da zorlamamak lazım dimi ama..
Ece / Ağustos 8th, 2007, 16:09
öyle deme ece. bir dahaki seçimlerde gümbür gümbür geliyoruz
faruk / Ağustos 9th, 2007, 02:06
What do you think?