acılarımız acısın!
unutulmaması gereken bir şeyler var. karar verdim, var!
albert bayet en büyük acı, artık acıtmaz olmuş zincirlerin acıdıdır demiş. bu bildiğim zaman bu kadar zor mu dedim. unutmamak yani. her zaman anımsamak zincirlerin bileklerimde olduğunu. çok mu? zincirler orada, zincirler orada, zincirler orada… tekrar ederek de olsa unutmamak, zor mu? asıl acı zincire vurulmak değil belki de evet, zincirin bir süre sonra vucudun tabi bir parçası olduğuna inanmak. bunu böyle, bu kadar basitçe kabul etmek. inanmak, zincirin orada olduğuna inanmak bu kadar zor mu?
asıl acı, artık zincirin orada olmadığını düşündüğümüz zamandır desek. sonra eklesek bir çırpıda, bileklerden kurtulup beyne vurulduğunun resmidir diye. bu kadar kolay olmamalı yabancıladıklarına tanış olmak, bu kadar olmamalı anlamadığını bir anlam olarak kabul etmek, bu kadar kolay olmamalı zincirden kurtulmaya gayret etmekten vazgeçmek. bu iş burda bitmez demek bu kadar zor mu?
asaf halet desin, kır putları ibrahim desin. hanzala orada dursun, “buradayım lan” desin. hayta bir oğlan olarak dursun karşımızda mazlum hanzala!
bir kalp sızısı için bir güzel şarkı her zaman playlist’imizde bulunsun. ürperelim feyruz beyrut diye seslendiğinde. ürperelim metin önal menguşoğlu ramallah’dan ali’yi anlatırken… bir yolu vardır elbet, sadece sevdiğine inanmanın. ötesi değil, dünya yalan madem mahşer günü yan yana olacağımıza inanmanın bir yolu vardır elbet. sadece inanmak, beni hatırla dediğinde unutmayacağına sadece inanmak…
tarih düşelim sigara paketlerine, en azından jelatini ne zaman açtığımızı unutmayalım. fotoğraflara bakalım, bir daha o zamanki kadar mutlu olmayacağımızı görünce, mutlu olduğumuz zamanları unutmayalım. her telefona çıkamasak da, hiç telefonlara çıkamayacaksak da hatta, kah kar yağınca kah bir çocuk ağlayınca bir yerlerde bir yerlerin düştüğünü unutmayalım. yaz günü dondurma yemenin kolaylığını, kış günü tv reklamlarından da olsa izledikçe unutmayalım. bir zamanlar bir donduramanın ne kadar kolay olduğunu hatırlayarak, kolay dondurmayı unutmayalım.
hiç bir şeyi beceremesek de bütün bunların sonunda, en azından bir zaman daha acılarımız acısın, acılarımızı unutmayalım…







Comments (2 Katılım)
bir zamanlar dondurma gerçekten kolaymış..
aniden karşına çıkıveren uğur böceği kadar da mutlandırıcı..
ezel bahar olmayınca kırmızı gül bitmeden sence cengiz özkan olsun, bence ilkay akkaya “bir ay doğar ilk akşamdan”ı söylerken bilmem kime yahut neye uyduk gittik ki gidiş o gidiş..
“bekleme bekleme gelmeyeceğim
gel yine belki de bekleyeceğim” i ne güzel söyle ayşegül aldinç değil mi..
“ben razıyım” acıya.. acısın..
yeter ki kolaycı olmayalım..
hayal-et / Ocak 11th, 2008, 22:49
zaten hep şu ayşegül aldinç. o kadın bir zamanlar babamla aynı fabrikada çalışıyormuş. iş arkadaşları yani, aynı kısımda çalışıyorlarmış. sen kadın çık yıllar sonra şarkı söyle. ilginç.
müslüm gürses de “ben razıyım” diyor. biliyor musun
eyvallah hayal-et, kolaycı olmayalım…
faruk / Ocak 14th, 2008, 13:30
What do you think?