askerin artisleri
İlginç benzerlikler kurmak istemem. Yani amaç o değil. Ama yakın tarihe olan merakım kafamda dönen bu tilkiler böyle bir şey yapmam için gerekli olan azimi bana verdi sanırım. Kişi bence bildikleri ile değil unutmadıkları ile kalitesini gösterir. Bunun için çabalıyorum. Şimdilik benim kalitem bu kadar minik. Neyse.
Darbelerden önce yada sonra halkın ruh haline dair anahtarlar var bence bu satırlarda. Toplumsal bilincin isyanı, arzusu, idraki bir tepki olarak, ama bu kadarcık kendini göstermiş. Bir teselli ver’i vatandaşın neden bu kadar tuttuğunu, şarkı sözlerinde kimi nesneleştirdiğini topluca bakınca anlar gibi oluyor aslında. Tabi bu başlı başına sosyologların incelemesi gereken bir durum. Ben sadece küçük bir fotoğraf çekeyim dedim. Askerin bilerek yada bilmeden parlattığı yıldızlardan bahsediyoruz. Bu bir taslak sadece. Zamanla 60 darbesinin Turist Ömer ile ilişkisinden ve zamanın TV izleyicisinin Turist Ömer ile birlikte neyi tükettiğinden bahsedeceğiz. Tabi daha ileride bir zaman, Ayağında Kundura diyen çirkin bir kürt gencini sevmekle, Türk vatandaşlarının aslında neye tepki gösterdiğini anlamaya çalışacağız. Ama bence en ilginci Dağlar Dağlar derken tatmin ettiğimiz duygular olacak. Nasıl bir ülkede yaşadığımızı ben bu şekilde daha rahat kavrayacağım.
Ama Türkiye’nin nasıl bir ülke olacağını bence 1923 yılında yapılan en büyük iktidar darbesi olan Cumhuriyetin ilanından sonra görüyoruz. Bundan pek bahsetmedim. 1923′ün parlattığı ünlüler daha ilginç:
Bir gece önceden Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından bir yemek daveti esnasında kararlaştırılan Cumhuriyetin ilanı TBMM’nin o günkü toplantısında 1921 anayasasına eklenen madde ile “Türkiye devletinin şekli Cumhuriyettir” ibaresiyle karar altına alındı. TBMM’nin o günkü oturumuna 158 milletvekili katılmış ve teklif oy birliğiyle kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanlığına ise gene oy birliğiyle Mustafa Kemal Paşa seçilmiştir.
Akabinde sıra 1922′de kaldırılan saltanattan sonra hilafetin kaldırılmasına gelmişti. Ancak meclis içindeki kimi güçlerin bu konudaki farklı tutum alışları ve çelişmeleri kararın alınmasını geciktirmiş oldu. Rauf Orbay, Adnan Adıvar, Rafet Bele gibi ünlü isimler halife Abdülmecit Efendi’yi ziyaret ederek destek belirttiler. O dönem için büyük olay İmam 3. Ağa Han’ın mektubu da hilafetin korunması tavsiyesi içeriyordu. Bu mektubu yayınlayan Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Cevdet ve Velid Ebüzziya gibi gazeteciler tutuklandı. Bu olayların sonunda Urfa milletvekili Şeyh Saffet Efendi ve 50 arkadaşının teklifiyle hilafet kaldırıldı ve halife Abdülmecit Efendi apar topar yurtdışına çıkartıldı. Böylelikle eski rejimin son kalıntısı da temizlenmiş oluyordu.
Burada saltanatın nasıl kaldırıldığından biraz bahsetmek gerek sanırım. Prof. Dr. Suna Kili Türk Devrim Tarihi isimli kitabında, saltanatın kaldırılmasına ilişkin oylamayı anlattığı satırlarda ilginç bir anektoda yer verir. Saltanatın kaldırılması oylanmış ve vekiller karşı oy vererek engellemişlerdir. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa TBMM’de sıraların üzerine çıkarak şöyle der: “Sorun, olmuş bitmiş bir gerçeği yasa ile saptamaktan başka bir şey değildir. Bu, kesinlikle yapılacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes sorunu doğal bulursa, sanırım uygun olur. Yoksa, yine gerçek yönetime göre saptanacaktır; ama belki bir takım kafalar kesilecektir.”
Bu şartlar altında kurulan Cumhuriyetin ilk yıldızı 1925 yılında düzenlenen İlk “bacak güzeli” yarışmasında diğer üç hanım kızımızın önünde birinci gelen kolejli Enise’dir. Sonra 1928′de Süreyya Opereti sahnelenecek ve çok tutulacaktır.
Fakat bu dönemler biraz çetrefilli olduğu için ben 1960′dan itibaren bir derleme yaptım. Sanırım en sağlıklısı bu şekilde bir derlemeydi zaten.
1960

Türk Silahlı Kuvvetleri DP iktidarını devirerek, yönetimi fiilen eline aldı. Cumhuriyet tarihinin en önemli dönemeçleri arasında olan bu olayla 10 yıllık demokrasi denemesi son buluyordu. Celal Bayar, Adnan Menderes ve DP ileri gelenleri tutuklandılar. Halk bu olayı sevinçle karşıladı. Orduya sevgi tezahüratlarında bulunuldu. Cemal Gürsel Devlet Başkanlığına getirildi.
Yaklaşık bir yıl sonra Yassıada Duruşmaları sonucu idama mahkum edilen Hasan Polatkan
ve Fatin Rüştü Zorlu İmralı adasında idam edildiler. Ertesi gün de Adnan Menderes idam edildi. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan idam ediliyordu.
Devam eden yıllarda ilki 1962, ikincisi 1963′de olmak üzere Albay Talat Aydemir’in iki başarısız darbe girişimi daha oldu. Aydemir affedilmedi, idama mahkum oldu.
Bu yoğun darbe yıllarının hemen ardından Türk sinemasının en sevilen tiplemelerinden “Turist Ömer” karakteri doğdu. Sadri Alışık’ın canlandırdığı “Turist Ömer” dizisinin ilk filmi “Helal olsun Ali abi” Hulki Saner’in yönetiminde filme alındı. Bahsi geçen filmde Sadri Alışık bir tiyatro başrol oyuncusunun arkadaşını canlandırıyordu. Karakter izleyiciler tarafından o kadar sevildi ki, bazı filmleri bu sefer başrolde bir başka ünlü aktör, Ayhan Işık olmak üzere tekrar çekildi.

Ve yine bir sene sonra 1965′de Türk sinemasında bir dönüm noktası kabul edilen Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” gösterime girdi. Başrollerde Sema Özcan ve Müşfik Kenter oynuyordu.
1971
Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Mart’ta muhtıra verdi. Başbakan Demirel görevinden istifa etti. 12 Mart’ta Türkiye’nin önemli dönemeç noktalarından biri olup, tarihe daha çok baskıları ve işkenceleriyle geçti. Ordu içindeki radikal subaylara karşı, statükocu subayların bir karşı-hamlesi oldu.

Muhtıradan yaklaşık 15 gün sonra Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen THKP-C ve THKO militanları Ünye radar üssünde görevli üç İngiliz teknisyeni kaçırdı. Tokat’ın Niksar ilçesi, Kızıldere köyünde güvenlik güçlerince kuşatıldılar. Çatışma sonucu militanların biri hariç (Ertuğrul Kürkçü), hepsi öldürüldü.
Tam da bu yıllarda uzun saçlı ve ilgiç kıyafetli Barış Manço “Dağlar Dağlar”la büyük bir çıkış yaptı. Albüm beş ayda 700.000 adet satışa ulaştı.

Ertesi sene, Mart 1972′de 60 darbesinin en büyük mağduru olan Menderes ailesi, Adnan Bey’den sonraki aile reisi, evin büyük oğlu Yüksel’in intiharı ile bir kez daha sarsılacaktı. Bu, Menderes ailesinin askere verdiği ikinci kurban olarak da anılacaktı.
Aynı sene Oğuz Aral’ın yönetimindeki “Gırgır” dergisi Türk mizah dergiciliğinde bir patlama yaparak 500 Bin tiraja ulaştı. Derginin temel sloganı; ?Geçim derdini, can sıkıntısını, aşk yarasını, karı koca kavgasını, şipşak keser. Her derde devadır, Gırgır da gırgır.? idi.
Yine bu sene Orhan Gencebay’ın Harika Plakçılıktan çıkardığı “Bir Teselli Ver” plağı satış rekorları kırdı. Köyden kente göçün müziği kabul edilen “Arabesk” akımı böylelikle doğmuş oluyordu.
1980
Ülkedeki “anarşi ve terörü önlemek ve akan kanı durdurmak amacıyla” Türk Silahlı Kuvvetleri bir kez daha yönetime el koydu. Tüm yurtta sıkıyönetim ilan edildi. Genelkurmay başkanı Kenan Evren başkanlığında, Kara Kuvvetleri komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri komutanı Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi yürütmeyi eline aldı. Siyasi parti liderleri “gözetim altına” alındı.

Başkanlığını Eski Deniz Kuvvetleri komutanı Oramiral Bülent Ulusu’nun yaptığı bir hükümet kuruldu. Hemen ardından idamlar başladı. Balgat katliamı sanıklarından sağ eğilimli Mustafa Pehlivanoğlu ve Telsizler katliamı sanıklarından sol eğilimli Necdet Adalı idam edildiler.
İnşaat işçiliğinden imparatorluğa yükselen İbrahim Tatlıses 1975 yılında Ömer Plak’ta doldurduğu “Ayağında Kundura” ile kendini o yıl topluma tanıttı. Arabeskte yeni bir dalgayı temsil eden Tatlıses, giderek yükselen bir grafikle “olay” haline geldi.







Comments (Katılım Yok)
What do you think?