Gazze’de sorun yok!
mitingler karşısındaki genel kanaatimi biliyor olmalısınız, katılmıyorum. hangi şartlar altında olursa olsun, katılmamakta ısrar ediyorum. en azından dörtte üçünü tanımadığım çoğunluğun arasına girmekten imtina ediyorum. sadece beşiktaş tribünlerini bunun dışında tutabiliriz.
“filistin için bu kadar yaygara koparacağımıza bir kere adam gibi sussak, israil’in ödü kopacak!” dedik önceki yazıda. bunu sadece sanallığın bayağılığına sığınıp interaktif ortamlarda dillendirmiyorum. daha dün bir toplantıda konuştum uzun uzun, gazze için atılan sloganların gazzeye değil bize yaradığını anlatmaya çalıştım. çağlayan mitinginde kopan yaygaranın basit bir iç siyasette ikbal davası güttüğünü maalesef tv’de seyrederken, heh işte bunu diyordum dedim kendi kendime.üçüncü intifada’dan bahsedilen şu günlerde önceki eylemlerin bir işe yaramadığına ikna olmak için intifada numaralarının çift haneli olmasını mı bekleyeceğiz? hepiniz inanan insanlarsınız, bununla gurur duyanlarsınız. Allah’ın yardımından umudunuzu mu kestiniz?
kimse yoğurdum ekşi demez. kimse evet ben sadece yaygara koparıyorum Allah beni affetsin demez. daha ne yapalım diye serzenişte bulunur. paramızla yardımcı oluyoruz, soğuk yada yağmur demeden meydanlara çıkıyoruz, zaten etimiz budumuz nedir der. hatta yaygara koparmayanları duyarsızlıkla itham eder, yeri geldiğinde en takva islamcıdır ama ‘Sizden herhangi biriniz bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmiyorsa, diliyle değiştirsin. Ona da gücü yetmiyorsa, kalbiyle değiştirsin (yani buğz etsin). İmanın en zayıfı da budur. (Müslim) ‘ hadisini bilmez.
katılmıyorum bu ortamda hiç bir kalabalık eyleme. israil pilotları türk hava sahasında eğitim görüp gazze’yi bombalıyor diyen zihniyetle aynı asfaltı ezmek istemiyorum. katılmıyorum, gazze davasını ‘başbakan derhal israil büyükelçisini geri çekmelidir’ diye inleyen meydanlarda görünmek istemiyorum. çünkü, milli görüş hareketinin lokomotifi RefahYol hükümetinin icraatı değil miydi israille askeri işbirlik!
katılmıyorum eylemlere çünkü ben mal değilim hatırlıyorum, “İsrail’in saldırıyı AKP hükümetine bildirip bildirmediği konusu önemlidir. Basında, bilgi verildiği yönünde haberler vardır” diyen beyefendi 2000 nisan’ın da Jiang Zemin’e önce Türkiye’de liyakat madalyası ardından da Çin ziyareti sırasında da altın kaplamalı bir tabanca hediiye etmişti. Doğu Türkistan’lı masumları katleden bu çinli ile gazze’de çocuk kesen israilli arasındaki fark nedir?
insan ömrü için uzun zaman alan trajediler sahiciliğini maalesef kaybediyor. israil’e ne için lanet okuduğumuzu unutuyoruz. Bush ile işbirliği yapan, Hamas’ı bitirmek için Mısır’la işbirliği içinde Gazze’yi açlığa terk eden El Fetih’in İsrail kadar katil olduğunu hatrımıza düşürmek istemiyoruz belki. Davut yıldızı olan İsrail bayrağı yakılırken hemen yanında El Fetih’inki de tutuşturulmuyorsa; Bush’un, Olmert’in fotoğrafının yanına Hüsnü Mübarek’in, Mahmud Abbas’ın fotoğrafı iliştirilip onlara da, hatta daha çok onlara tükürülmüyorsa, ne ‘masum’ tanımından ne de ‘cihad’ın anlamından bir bok anlamadığımızı gösterircesine kadınlar ve bebekler öldürülünce “masum”, Hamas’ın militanları şehit olunca “su testisi” muamelesi çekmeden, ‘gazze’de kurşun sıkmayı bırak, gazzeliden habersiz tek bir portakalı dalından koparırsan bu dünyayı başına yıkarım’ diyemiyorsak,
gazze’de savaş yok arkadaşlar, olsa biz böyle rahat oturamazdık!







Comments (6 Katılım)
damarlarımızdaki asil kanda mı bir bozukluk oluştu bilmiyorum ki.
bu sözü sarfetmek için muhtaç olduğumuz kudret nerelerde…
mihman / Ocak 6th, 2009, 16:50
birilerinin olayları hala bu yandan görmesi çok sevindirdi beni size katılıyorum
bende gazze saldırısını kullanıp kendi partisinin propagandasını yapan,hükümete yüklenen eylemlere katılmıyorum.
olan sadece gazzeliye oluyor geri kalan kendi çıkarının telaşında…
dimple / Ocak 7th, 2009, 11:42
fikre katılıyorum. ben de çağlayan mitingine katıldım, gittiğim ilk büyük mitingdi ve daha ilk saatinde bir daha asla mitinglere katılmamaya karar verdim. orda sadece “Allah şu an benden bunu yapmamı istemiyordu” düşüncesi geçti aklımdan.
parti propagandası bir yana, gelen insanlar da tıpkı bir maça gelmiş fanatikler gibiydi. şuursuz bir tezahürat korosu hissettim her an ve çok üzüldüm. her yerde sürü psikolojisi oluşuyor belki de.
kaç kişi bahsettiğiniz işbirliklerinden haberdar ve tepki veriyor? sadece katliam kısmını görüp israil’e buğz ediyoruz, ki bu da şart, ama bişeylerin değişmesi için derine inmeyi kim düşünüyor, vesile olanları kim düşünüyor, kim kökünden çözmek istiyor, buna uğraşıyor, elinden geleni yapıyor?
Pervane / Ocak 21st, 2009, 17:07
oturduğunuz yerden “mitiglerle bu iş olmaz” demeyin bayım! önce halid meşal’e kulak verin, ardından her bir gazzelinin gözlerinin içine bakın ve mümkünse susun. susun ki; pısırıklığınız fazla belli olmasın…
parti propagandasına hiç girmiyorum bile… ama şunu bilin ki; her milli görüşçü aynı zamanda hamaslıdır. açılan her saadet bayrağı içinde sda’yı, hamas’ı, ihvan-ı müslimin’i de temsil eder…
niyaz reyyan / Ocak 22nd, 2009, 16:20
yazıyı yazan hanımefendi ya da beyefendi hep olmaması gerekenlerden bahsetmiş ve de bi çok görüşüne katılmamak elde değil fakat lutfedip bi de olması gerekenleri yazsa ne de güzel olucakmış… sanırım bi şekilde herkes aynı şeyi yapıyor, beylik laflarla hamasi cümlelerle gerekli yerleri süslüyoruz ya da birbirimizi eleştiriyoruz fakat olması gereken nedir yapılması gereken ne olmalıdır bunu iliştirmiyoruz cümlelerimizin sonuna. evet güzel bi yazı ancak birbirimizi kıyasıya eleştirmek yerine kıyasıya çözümünü anlatsaymıssınız daha da güzel olucakmıs. görülüyor ki; herkes sizin uzun uzadıya bahsettiğiniz şeylerin farkında genel olarak ve ben de farkındayım. bi nokta da malumun ilamı olmuş. bundan sonrası için ilgiyle çözüm önerinizi bekliycem uzun uzadıya kıyasıya yazılmış olanından…
mtn ckr / Ocak 28th, 2009, 00:37
mtn ckr, yazıyı yazan beyefendi biridir. saygılar
faruk / Ocak 28th, 2009, 15:41
What do you think?