Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Yazı

-erken- otuzlu yaş depresyonları

hafta sonları kendime iyi bakıyorum, çok gelişmiş bir ülkenin kültür başkentinde yaşayan çoğu sanatçı gibi. uzunca bir kahvaltı yapıyor, kahvaltı yapmadan aldığım bir düzine dergiye şöyle bir göz atıp ilgimi çeken yerleri gece incelemek üzere işaretliyor bu arada sigarasız salonda tek başına oturmanın dayanılmaz hafifliğini ciğerime çekiyorum.

düşünüyorum. herşeyi bir kavşakta birleştirip trafiği yoğunlaştırmadan akışını sağlıyorsam da bu hala kafamdaki o problemi çözdüğüm anlamına gelmiyor. pespaye adam. hıh!

neyse, konumuza dönmekte fayda var. hesap ödettiğim, hesabını ödediğim arkadaşlarımın arasında benden yaşça büyük nadide insanlarda var. abilerim ve ablalarımın yaş aralığı nedir derseniz, sanırım daha orta yaş bunalımı çağları diyebilirim. hal böyle olunca, istikbaline bir yol çizememiş, kendine müstakil bir hayran grubu oluşturamamış bu beden özgüven eksikliğinin kölesi olarak kâh yirmili yaşlarda olan arkadaşlarından etkilenip ‘how i meet your mother‘ gibi diziler izleyip ‘converse’ papuçlar giyiyor kâh otuzlu yaşlarını yarılamış abilerinden özenip ‘off benim facebookda neden tarık tufandan az arkadaşım var’ diye dertlenip hikayeler yazmaya, ümmetin kimbilir hangi duygularla sevdiği bütün şehirleri dişi kabul edip onlara ilan-ı aşk eden metinler kaleme almaya, bohem takılmaya başlıyorum.

kendisine güvendiğim bir kaç arkadaş ile sair vakitlerde durumumu masaya yatırdık. kaldı ki bu masaya ilk yatışımız da değildi. bir kaç sene evvel yine böyle sorular yumağında kafası karışık bir gençken, sadece bayan ortamı olma ihtimali olduğu için travian oynamaya başlayan o şahsın neden bu kadar hayranı olduğunu sormuş, aldığım cevabı bir cümle içerisinde eritip camımıza slogan diye asmıştık: gizemli ve çok acı çekmişte şefkate muhtaçmış gibi gözükmeye çalışan müessese! ama aradan geçen yıllar bizim bu derdimizi hafifletmediği gibi, ocaktaki közü harladı da harladı. son istişareden oraya çıkan resim öncekiler gibi soyut değil basbaya sanat eseri idi. yani şu, gizemli olabilmeyi başarmış olsam da insanlara acı çekmiş ve şefkate muhtaçmış hissini bir türlü verememişim. bu da benim eşekliğim. örnek olarak, herkesin salya sümük gazze yazıları kaleme aldıkları vakit benim ettiğim haltı serdiler önüme. hak verdim.

kim olmalıyım, bende nasıl bir kumaş var diye düşündükçe aklıma ilkin will smith geldi. fakat rengim biraz yakın olsa da boyum yetmedi. sonra orhan pambık kadar yazı yazamadığımı farkettiğimden, iflah olmaz bir sergen yalçın hastası olmam sol ayağını sadece yürümek için kullandığım gerçeği ile yüzleştirdi beni.  en rasyonel öneri idol olarak çetin dolunay isimli bir yazarı kabul etmemi ivedilikle tavsiye eden o güzel bayandan geldi.

korkarım onu dinleyeceğim.

korkarım artık korkmadan yazılar yazamayacağım,
korkarım artık mevkisine, yaşına bakmadan kimseye ‘yalancısın’ diyemeyeceğim,
korkarım artık bıdı bıdı eden yazar müsveddesinin sallamalarına dur deyip, ardı arkasına cevaplar koyacağım,
korkarım artık yanımda kendimi özel hissetmemi sağlacayak bir çete ile dolaşacağım ve hatta bu çeteye çeşitli tertipler düzenleyip tetikçilik yaptırtacağım,
korkarım artık dağa çıkmak değil şehre inmek moda, ben de sokaklara ineceğim.

içinde ismet özel, sezai karakoç, nuri pakdil geçen bütün sempozyumlarda ön sırada yer alacağım. her şiir akşamında bir şiir de ben mırıldanacağım oturduğum yerden, elinden islamcılık alındığında insanlık adına atacak tek bir adımı bile olmayan bütün islamcılarla kanka olacağım. korkarım benimde etrafımda artık bir sürü hayran olacak, şeyhim sana intisap ediyoruz diyen müridlerime bakıp sakalımı sıvazlayacağım.

hepsi iyi de, yahu ağzım kurudu…

ee nerde kalmıştk, heh ilk festivale ben de katılmak istiyorum bebek! anladın sen onu…

Comments (3 Katılım)

çok uzun süre bekledik bu yazıyı şeyhim. değdi lakin.

müntesip / Şubat 10th, 2009, 12:54

surda bir gedik açtık sayende müntesip, mukaddes olsun!

faruk / Şubat 10th, 2009, 13:50

Yahu ben de bu konuda bir post yazayım diyecektim ama Faruk kardeşim varken, durumu kötüye sokmayım dedim şimdi. İlgiyi kendi üzerimde tutmaktansa olay onun üzerine kalsın.

Ama itiraf da etmek lazım! Benim saçlar biraz uzayınca, beyazlar gözle görünür hale geldiği için 2-3 haftada bir berberi aşındırıyorum. Diğer konulara gelince, ben çoktan pesettim. Kendimi gençlerin arasına attım, kot montumu, converslerimi, svitlerimi parçalıp iyi olanlarını giymelerine izin verdim:)

Warrior / Şubat 14th, 2009, 23:38

What do you think?

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif