mutlak monarşiden yanayım
seçimlerle ilgil ibr şeyler karaladık, ve o iş öyle değil dedik. öyle olmaz dedik, ama soranlar oldu öyleyse peki nasıl oluyor? tamam, acizane ben de bir analiz yapayım. çünkü cennet vatanı yönetenler demokrasi diye bir şey icat etmişler ve bizden hesap sormamızı istiyorlar. walla sırf bu yüzden yazıyorum bunları, bu yüzen veriyorum ayarı. yoksa osmanlı gibi mutlak monarşi ya da avrupadaki gibi merkezi krallıkla yönetilmek bence en cazibi. bayrak da asmazlar oraya buraya. hem biliriz Allah’ın verdiği ömür boyunca bize kim hizmet edicek.
neyse, seçim analizine gelirsek, chp ne diyor ne yapıyor beni ilgilendirmez. diğer sağ partiler nal toplarken gayet mıy mıy yürüyerek çıktığı kürsüde aslan kesilen, seyircilerin üzerine kusacakmış höykürerek konuşan, ses dengesini bir türlü ayarlayamayan liderin milliyetçi partisi ile de ilgilenmiyorum. ülkemizin siyaseten en temel gerçeği olan iktidar partisi ise zaten kendisini izleyecek adamları para ile tutmuştur. ben beleşe hizmet etmiyeyim onlara. geriye çok yakın arkadaşım, düşünce suçu işlersem müvekkili olmaya söz verdiğim avukatım abdurrahman’ın da siyaset yapmayı düşündüğü, iktiadara alternatif olabilmek için davasının liderine yalvar yakar kabul ettirdikleri taze genel başkanlarıyla gaza gelen adil düzenci partiyi inceliyorum. boyu boyuma oyu oyuma uygun nasıl olsa: %5!
çünkü hükümet olmanın tüm olanakları ile seçim öncesi istanbul’un her sokağını neredeyse bayrak çöplüğüne çeviren, yandaş medyalarından türkiye gazetesi ile her mitingini manşetten estetikten uzak bir yağlamayla gösteren, kendisi ile birlikte hareket edenlerin bir çoğunun beş yılda elli yıllık birikim yaptığı iktidar partisi hakkında bir şey söylemeye gerek yok. referanslarını nasıl olsa dinden diyanetten almıyorlar. son derece merkez partiler, ve bu halleri ile gayet tutarlılar. ama yakalarında ampul rozeti olması da kalplerinde tayyip sevgisi olan meslektaşlarımın zaman içerisinde ıkarus’dan audi’ye terfi etmelerine şahit oldukça, demek ki iktidar partisi kendisinden olanları memnun ediyor demekten kendimi alamıyorum. mevzu da bu değil mi zaten! biz mutlu olmak için birilerine oy vermyior muyuz? demek ki iktidar partisi yandaşlarını memnun ederek, ciptir, arazidir hatta gemidir, az çok demeden sözünü tutmuş. ikitidara yandaş olup da kepenklerini kapatan bir esnaf, patronu hükümet üyesi olduğu halde maaşını alamayan bir işçi, üzerine ikinci karı geldiği halde nafakası aksayan bakan karısı görmedim ben. örnekleri bütün bir yıl boyu haber bültenlerindeydi. sonuç: bir kaç ‘uzanmadığımız ciğere mundar’ olayımız olsa da özünde iktidardan yana olmak için çok sebebimiz var.
amma velakin bunun yanında çalışanın emeğini çalmanın hiç bir düzende adil olamayacağını bilemeyen bir islamcı parti ile karşı karşıyayız. hükümete talipler lakin ne karılarına nafaka ödüyorlar, ne de çalışanlarının hakkını veriyolar. cennet vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş geyiklerini bir de ‘one minute’ değil ‘dur bir dakika’ deriz saçmalığı ile süsleyip cebimizden çaldıkları ufak paraları unutturabileceklerini sanıyorlar.
herkes bilir, iktidarın kankası iş adamlarının yandaş medya’ya dönüştürdükleri bütün yayın organları namazlı - abdestli hatta türbanlı islamcılarla doldu. TV’lerde programlar, gazetelerde, danışmanlıklar ya da köşeler, dergilerde editörlükler aldılar. hatta ‘onlar sahte aslı biziz’ diye inleyen milli görüşçüleri bir zamanların ‘bize yüzde ikibuçuk derler’cileri bile terketti. helali hoş olsun. arkadaş dediğin zaten birbirini tutmalı! birbirlerini tutup yücelttikçe sayıları arttı, dışarıdan bakanlar bunlar yiyici dese de aslında biliyorduk ki, ortada bir kardeş ola durumu var, bu yüzden her pay kardeş payı! diğer fraksiyonlardan kopan tecrübeli dava adamlarının belki de aynı ampülün etrafında kelebekler gibi toplanmalarının nedeni, bu formayı giyene şampiyonluk garanti duygusuydu, değil mi?
elbette bu duyguydu! çünkü karşı tarafta her şey bombok! kendilerine yüze ikibuçuk denenler, her ne kadar oylarını iki katına çıkarmış olsalar da, hepimiz biliyoruz ki bunlar ellerindeki imkanları bizimle değil diğer mahalle ile paylaşmayı kendilerine adet edinmişlerdir. hepimiz bilmesek de bazılarımız biliyor ki, ismi şimdi göklerde olan bir çok muhafazakar TV yıldızını geçmişte kendi TV’lerinde Allah rızası için beleşe çalıştırıp, yıllarca emeklerini sömürdüler. hepimiz bilmesek de ben biliyorum ki, TV’lerinde çalışan bir sürü müslüman medya emekçisine maaş istemenin günah olduğunu zorla bellettiler! halen daha, yerel yönetimler seçimi sırasında, iktidar partisi oy için bütün rezillikleri göze alıp elektiriksiz köylere beyaz eşya yardımlarında bulunurken, adil düzenciler kriz miriz diyerek ödemekdikleri maaşlardan da tayyip’i sorumlu tutarak bu işten sıyrılmayı planlıyorlardı.
misal, üsküdar’da iktidar partisi adayının sahibi olduğu hipermarket çalışanları safahat içerisinde günü gününe maaş alıyorlar mı bilemem ama üsküdar’da milli görüşün ‘bayat’ adayının seçimlerden önce genel müdür olduğu, genel yayın yönetmenliğini de yine aynı partinin bahçelievler adayının yaptığı gazete çalışankları inim inim inlemekteydiler. oy veren halk tamam ama onlarında bir mesleği var. mütahitsen, emlakçıysan, arazin varsa, işverenin ikdiar yandaşıysa elbette üsküdarın gülen yüzü akp adayı olacaktır. çünkü sizlerin hakkını sömürdüğünüz elemanlarınız da, aileleri ve arkadaşları ile birlikte oy kullanıyor! ve örneğin soruyorlar, üsküdar halkını işlettiğiniz şirketlerde yapamadığınız neyi yaparak mutlu edeceksiniz? emrinizde çalışan işçileri memnun edemeyen bütün adaylara sordu bence oy atan halk, kriz müesseselerinizin tam ortasına indi de aday olduğunuz ilçeden mi teğet geçti sadece?
ve elbette, işsizlik alıp başını gitmişken, o kadar saçma salak bayraklar asmaya hiç mi utanmadınız? merak ediyorum o bayraklar için kimlerin çocuğunun süt parasından onun rızası olmadan kestiniz! eminim bunu da sormuşlardır.
ben oy kullanmadım. ama biliyorum televizyon kurmanın değil, çalışanın emeğinin alnındaki teri kurumadan ödemenin farz olduğu gerçeğini atlayarak, Allah’ın mütaffifin suresinin girişinde ‘vay haline’ dediği tüccarlar gibi ticaret yaparak o inandığınız tanrının rızasını kazanamayacaksınız. belki bir gün arkadaşlarınız belediye başkanı olacak, arkadaşlarınız bakan olacak ama sahip olduğunuz hiç kurumu peygamber ahlakı ile yönetmediğiniz oturduğunuz her koltuk sizi öte dünyanın sıcağına servis yapacak. Allah’ın yer yüzündeki vekili olmayı mecliste milletvekili olmakla kıyaslayan örnekler verdiğiniz seçim toplantılarında, biz gelirsek dünyada inleyen hiç bir halk kalmayacak, filistin bizim iktidarımızla kurtulacak diyen adil düzenciler, emrinizde çalışan hani işletmeyi örnek işletme yaptınız da gözünüzü Gazze’nin yetimlerine diktiniz?
bu ülkede kimler iktidar olmadı ki, siz de olursunuz. fakat! bilmelisiniz ki çalıştırdığınız işçilerin hakkına girerek attığınız her adım, o inandığınız tanrının dininde çok büyük günahtır. hadi iktidar partisi biz merkezdeyiz, din diyanet değil muhafazakarın demokratından tarafız diyor da kendini kurtarıyor. siz Allah’ın adını ortaya koyarak seçim malzemesi yapanlar; bilmelisiniz ki, televizyonunuzda, gazetenizde, dergilerinizde aylarca, yıllarca emeğinin karşılığını ödemeden çalıştırdığınız elemanlarınız hastane ücretini başka bir arkadaşından borç alıp ödüyorsa, sağlığına kavuştuğu andan itibaren aldığı her nefeste sizi lanetleyecektir ve bu lanet hakikatin ‘adil düzen’ gibi yalanlara rağmen ortaya çıkacağı o güne kadar sizin peşinizi bırakmayacaktır. o gün ise ne olacağını yanlız Allah bilir. bizim bildiğimiz ise, Allah’ın kulunun hakkını kuluna orada iade edeceğidir!
not: şu şekilde bir açıklama geldi: ‘parti harcamaları adayların cebinden değil, parti gönüllüsü olan adayın arkadaşları tarafından karşılanıyor.’ o halde rica ediyorum sevgili adaylarımız, arkadaşlarınızdan aldığınız parayla bayraktı afişti eğlenmeniz bittiyse, aynı arkadaşlardan rica edin de borçlarınızı ödemek için size bir daha koltuk çıksınlar. zira alacaklılarınızın hakkını iki direğin arasına asmanın vebalinin ne olduğunu bi kızgınlık anında iki dudak arasından çıkan nahoş iki cümle sonrasında öğrenmek istemezsiniz!







Comments (Bir Katılım)
mutlak monarşi iyi güzel de, mesela iktidardaki lider (ben de isimsiz konuşayım) padişah olsa…
aslında benim gibi ona oy vermeyenler açısından durum pek de farklı değil. çünkü mecliste beni temsil eden bir Allahın kulu yok. demekki bir demokrasi mağduruyum.
yani ha monarşiymiş de cülus töreni olmuş, ha seçilmiş de başa gelmiş.
mihman / Nisan 16th, 2009, 14:04
What do you think?