yazihane.org

12 adımda Yazıhane

  1. Yazıhane; demokrat olmadı, demokrasiye inanmadı, inananlarla eğlendi. çoğunluğun sesini değil, kendi sesini önemsedi. hisli kalabalıkların canı cehenneme dedi, beğenmeyene beğenmediğini açıkca söyleme fırsatı verdi ama kapıyı göstermeyi de ihmal etmedi. kişilere hicret hakkı tanıdı. bu tavrı ile de anlayış insanı olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  2. Yazıhane; fikir paylaşmadı, kendi fikirlerini söyledi. kabul edilmesini, okurlar tarafından teveccüh görmesini de umursamadı. okura göre değil kalemine göre tarafını belirledi. ama şarkı paylaştı, şiir paylaştı, mesai paylaştı. zaman zaman bir çay sohbetini, bir kahve içimi geyiği, bir denklanşör basımını paylaştı. üzülünce siz de üzülün istedi. acımasız oldu, kendi ağlarken gülen birini görünce. bu tavrı ile de öfke insanı olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  3. Yazıhane aşık olmadı. aşık olanlardan değil de bunu zikredenlerden hep nefret etti. aşktan bahseden cümleler kurmadı, sevgiden yana oldu. sevdiklerini hatalarını bilere, kabul ederek sevdi. hataları boşverdi. sert yazılar yazsada üzerlerini çizmedi. İstanbul’a aşığım diyenlerin aslında Paris’in metresi olduklarını söyledi, yazmaya aşık olduklarını söyleyenlerin büyük bir kısmının uçkur beyinli olduklarını gördü, bildi. aşk demedi nefret dedi, nefret etti. bunu kimsenin anlamasını da beklemedi. bu tavrı ile de gönül insanı olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  4. Yazıhane üsküdar’a taşındı. Beşiktaş’taki evini boşaltıp üsküdar’da Beşiktaşı görebileceği bir yerde balkonlu bir daire tuttu. bir fincan kahve ile balkondan dolmabahçeye seslendi, kabataş dedi, yıldız, dikilitaş diye inledi. Beşiktaş’a gitmeyi, üsküdar’a dönmeyi sevdi. gül ile bülbül benzetmelerinden bayılacak kadar sıkıldığı zamanlarda üsküdar ile Beşiktaş’ı su ile ayıran ama karşı karşıya koymayı da ihmal etmeye Allah’a hamd etti. bu tavrı ile de vefa insanı olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  5. Yazıhane; sevdi ama sevici olmadı, papatyalı terlikleri, kitap sırtları, ayak bileğinden aşağısı hiç fotoğraf olmadı. içinde ‘post-modern’ geçen cümleler kuramadı, entel olamadı. İsrail gözetleme kulelerine kadar gitti de edward said’in mıcırlı fotoğrafına da öykünmedi. oryantalizmin bize aşıladığı ’son 500 yıldır çöken bir millet’ nanesini yutmadı. fakat gel gör ki masamızdan ne pilaki eksik oldu ne de sanatseviciler. can baba’ya hürmetini bu vesile ile hiç kaybetmedi velhasıl. bu tavrı ile de sanat insanı olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  6. Yazıhane, entel değiliz diyerek kuntelliğe vurgu yaptı. bilgiyi ararken ‘bilgin’den değil ‘bilge’den yana tavır koydu. ukelanın kralıyım dedi zaman zaman, işte belki de bir o zaman seviyesini epey düşürdü. okuduklarını gösterenlerle değil gösteriş yapmadan da adam olabilenlerle uzun çay sohbetleri oldu, geceleri ‘pinjama’ partilerine katıldı. yemişim ilkelerinizi derken olmasa da küfür ederken ortada hiç prensip felan bırakmadı, dümdüz gitti. kraldan çok kralcılara, üstad uşaklarına, dalkavukluk edene, her hıyarım var diyene tuz yetiştirene ‘Alem buysa ben de kralım, aha bu da hıyarım’ dedi. bu tavrı ile de arabesk insanı olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  7. Yazıhane’nin hayatta bir karşılığı olmadı. ne oturduğu koltuktan güç aldı ne de güç kattı oturduğu yere. ne bir özgeçmişi oldu ne profili. sadece tanrı’ya yakardı, çıkıştı hatta bazen. bu tavrı ile de mütedeyyin insan olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  8. Yazıhane, çay söylenen değil çay demlenen bir yer oldu hep. müesseseleşmeye, kurumsallaşmaya, resmiyete ve ağdalı cümlelere karşı çıktı. bu tavrı ile de laubali insan olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  9. Yazıhane, küçük kalabilmeyi becerebilmek/yetinebilmek esas büyüklüktür dedi. çok okunmaktan, çok irdelenmekten, çok kişiden hep korktu. çokluğun olduğu yerde bokluk olacağını atalarından öğrendiğinden olsa gerek, sadece az olan arkadaşları tarafından çok sevilmeyi arzuladı, başkalarının değil. bu tavrı ile de sevgi pıtırcığı olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  10. Yazıhane, dibine vurdukça birileri, çapalandı, filizlendi, boy attı. eleştiriden, hakaretten, küfürden, iftiradan, şantajdan, baskıdan, gasptan ve her türlü fenalıkta, yani hiçbirinden korkmadı, Müheymin olana sığındı. hayat bir ayakta kalabilme oyunudur diye düşündüğünden düşmemeyi değil, her defasında tekrar kalkabilmeyi önceledi. dedikya vuruldukça gürleşti, üzüldükçe özgürleşti. o yüzden elinizi korkak alıştırmayın. bu tavrı ile de meydan okuyucu insan olduğunu dosta düşmana gösterdi.
  11. Yazıhane’nin çok sevgili arkadaşları oldu. dostlarını iyi seçmeye, seçtikleriyle yürümeye, sahip çıkmaya, gerektiğinde onlara sığınmaya, onlarla yol almaya önem gösterdi. önce selam dedi, büyüklerinden öğrendi, ‘önce refik sonra tarik’ demeyi. yoldaşı olmadan yola çıkmadı, yolu değil yoldaşı kutsadı. yoldaşı olmadan yola çıkmadı, yola göre yoldaş almadı. ama çok insan tanıdı, bazılarına merhaba dedi. hata yaptı bazen, lanet olsun dedi. ama öfkemizden değil sevgimizden bahsedelim dedi dostlarına, sevmediklerimize küfür etmektense sevdiklerimizi övelim dedi. sevdiklerimize ilan-ı aşk edelim. her sedefte inci bulunmazmış ya, mevlana’dan bunu duydu, ona da sonraları iman etti, sustu! bu tavrı ile de ders alıcı insan olduğunu dosta düşmana gösterdi.

     

    [MUSTAKİL NOT: Yazıhane, bu vesile ile sayın sevgilibiladerim duut’a, çok kıymetli [moy drug] nadir marmara’ya, bilhassa çok sevgili refikimiz yoldaşımız yani, yani abimiz jerfi qazaq’a, yazıhaneyi elleriyle büyüten züleyha’ya, varlığı ile moral kaynağımız betül’e hasseten teşekkür eder, vatan size minnetardır gençler! kevser banu’ya, esmanur hala’ya, alexandre bey’e, ali usta’ya, enes reyhan’a, mihman hanıma, un4′e, almanya’dan sina ve çetesine, istanblog’dan cemil bey’e, gizli takipçi suspuss’a, güher’e de yine teşekkür eder. neden eder bilmiyorum, aklıma geldi. Ve özel teşekkür imre’ye, manevi desteğinden ötürü…]

Posted on Eki 5, 2007 in Uncategorized |


4 Responses

  1. yazihane.org » Blog Archive » üç yaşındayım… pingback:

    […] da sebeplerden biri oldu, manifestonun güncellenmesi yani. artık üç yaşından sonra yeni şeyler yazmak […]

  2. un4:

    burada bana teşekkür etmişsiniz Faruk Bey.. kaçtır teşekkür edicim, bir türlü fırsat bulamadım.. neden ettiğinizi bilmeseniz de, bilmesem de, rica ederim.. üzerine bir de ben teşekkür ederim:D

  3. sina:

    bendenize anladik da, ceteme nerden icab etti? : P

  4. güher:

    sevgi pıtırcığı :))

    saygı ve şükranlarımı sunarım efendim, hassaten ;)

Leave a Reply