Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Kategori 'Değindiri'

Canım Ailem dizisi beni ‘aile’ kavramından soğuttu

Ben birşeyler yazmak niyetindeydim. Hatta bir kaç karalamam da olmuştu. Lakin benim değinemeyeceğim noktaları da bilen birisinin kaleminden daha iyi yazılmış bir yazı buldum. Tam yerine rast geldi manzara koyduk!


Murat Sabuncu / Gazeteport

Bir süredir pek çok arkadaşım haftalık programını ‘Salı akşamını boş tutacak’ şekilde yapıyor. Çünkü o akşam ATV’de ‘Canım Ailem’ dizisi var. Seyredeni, beğeneni hayli fazla. Ben de bir çok bölümünü seyrettim. Zaten kaçırdıklarımı da arkadaşlarım anlattı. Diziden ‘ayrı düşmek’ yok yani. Ya seyredeceksin ya anlatılanları dinleyeceksin. Yalnız benim ‘kavrama bir itirazım’ var. Belki de bu itirazı kendime, öğrendiklerime yapmalıyım.

İtiraz noktam dizideki “aile” ve çevresinin bize yıllarca kutsal olarak “tarif” edilen “aile”anlayışından giderek uzaklaşması. Kendime itiraz noktam ise “aile” kavramının çoktan dönüşmüş olduğu ve benim bunu algılayamamış olma ihtimalim. Gelin başlıklarla dizideki çarpıcı noktaların üzerinden bir geçelim:
devam edelim..

biz dalgamıza bakalım

yerel seçimlerden sonra bi deniz kenarı espirisidir aldı yürüdü. en bilineni, deniz baykal denize girmiş, gelsene tayyip su çok güzel diyor. başbakan’da biz denizden ne anlarız gibisinden bir laf ediyor. he komik değil ama nasıl olsa da laf soksam diye zorlarsan bünyeyi, bu çıkıyor işte.

ama basında hiç bir yerde olmayan haberi, yazihane’den okuma şansınız var, üzülmeyin.

herkes ege ve akdeniz sahillerini deniz baykal’ın kazandığından dem vursun, karadeniz haricinde cennet vatanın anadolu yakasında da marmara sahilleri chp’nin oldu. bir diğer denizimiz -iç miç deniz sonuçta- marmara sahillerindeki 5 belediyeden kadıköy, maltepe ve kartal önümüzdeki dönem chp’li belediye başkanlarının yönetiminde. diğer ikisi pendik ve tuzla ise az farklarla ak parti’de kaldı. karadenizde ise ak parti açısından asayiş berkemal! beykoz (bir yönü ile eski ama diğer taraftan yeni başkan ile) ve şile tulum çıkardı. bu sonuçlar ordu, zonguldak, sinop, bartın gibi sahilin diğer kentlerini kaybetmenin üzüntüsünü biraz olsun hafifletmiştir umarım.

devam edelim..

mutlak monarşiden yanayım

seçimlerle ilgil ibr şeyler karaladık, ve o iş öyle değil dedik. öyle olmaz dedik, ama soranlar oldu öyleyse peki nasıl oluyor? tamam, acizane ben de bir analiz yapayım. çünkü cennet vatanı yönetenler demokrasi diye bir şey icat etmişler ve bizden hesap sormamızı istiyorlar. walla sırf bu yüzden yazıyorum bunları, bu yüzen veriyorum ayarı. yoksa osmanlı gibi mutlak monarşi ya da avrupadaki gibi merkezi krallıkla yönetilmek bence en cazibi. bayrak da asmazlar oraya buraya. hem biliriz Allah’ın verdiği ömür boyunca bize kim hizmet edicek.

neyse, seçim analizine gelirsek, chp ne diyor ne yapıyor beni ilgilendirmez. diğer sağ partiler nal toplarken gayet mıy mıy yürüyerek çıktığı kürsüde aslan kesilen, seyircilerin üzerine kusacakmış höykürerek konuşan, ses dengesini bir türlü ayarlayamayan liderin milliyetçi partisi ile de ilgilenmiyorum. ülkemizin siyaseten en temel gerçeği olan iktidar partisi ise zaten kendisini izleyecek adamları para ile tutmuştur. ben beleşe hizmet etmiyeyim onlara. geriye çok yakın arkadaşım, düşünce suçu işlersem müvekkili olmaya söz verdiğim avukatım abdurrahman’ın da siyaset yapmayı düşündüğü, iktiadara alternatif olabilmek için davasının liderine yalvar yakar kabul ettirdikleri taze genel başkanlarıyla gaza gelen adil düzenci partiyi inceliyorum. boyu boyuma oyu oyuma uygun nasıl olsa: %5!
devam edelim..

tak etti

seçim sonuçlarını izliyorum günlerdir, iş icabı. yoksa oy felan atmışlığım yok. ‘yakarım ulan ilçenizi de meclisinizi de’ şeklinde gerginim zaten. seçim öncesinde mitingleri izlemek, liderlerin sövüşmelerine ‘çın çın’ yapıp senin de şerefine emmoğlu demek bende bir hayli stres yaptı. yine iş icabı en yakından dedikodularına şahit olduğum parti, analizcilere göre sonuç olarak tavan yapan islamcı saadet partisi oldu. çalıştığım kurum hem fatih hem de gelibolu için başkan adayı çıkardı bu partiden ayrıca. bu demek oluyor ki, yönetim olarak örnek bir kurumuz ve buradaki yönetimimiz sırasında gösterdiğimiz adaleti sizlerin teveccühü ile başkanlık koltuğuna oturduğumuzda size de göstereceğiz, ant içeriz! yaptıklarınızın yapacaklarınıza teminat olması böyle bir şey değil mi? adaylarımıza başarılar dileyerek sandıklarına yolladık.
devam edelim..

Berbat bir konser 1

Geçen haftanın en acayip tecrübesi, Erkan Oğur ? İsmail Hakkı Demircioğlu dinletisinden bahsetmem gerek. Cuma günü Bakırköy?de Cem Karaca Kültür Merkezindeydim. Akşam saati, trafiğe felan aldırmadan. Evet, bundan bahsetmeliyim, söz de verdim zaten.

Oğur ile Demircioğlu sahneye teşrif ettiğinde başladı aslında her şey. Daha önce Bakırköy halkının mal bulmuş mağribi gibi her konsere geldiğinden bahsetmişti Züleyha. Fakat doğrusu bu kadar mallık pardon Mağribilik beklemiyordum. Daha ağabeyler sahneye çıkar çıkmaz bir alkış bir kıyamet. Sanki aralarında anlaşıp ?ağalar! Bu adamları ilgi manyağı yapmazsak belediye bir daha konser düzenlemez, akşamları çekirdek çitleyerek caddelerde turlamak zorunda kalırız? demişler. Ya da ne bilim, bu adamlar çok az sahne adamı görmüş, gördüklerine de şaşılacak derecede aşık olmuş. Yani eninde sonunda Erkan Oğur! Adam çılgınca ıslıklanmak değil muhtemelen edeplice alkışlanmakdan yanadır. Yani en azından duruşu, efendiliği bende onu çağrıştırıyor.
devam edelim..

yel değirmeni

donkişot, pilot, idiot…

bu kelimeleri kullanarak anlamlı bir cümle kur, ben bestelerim, ilhan da söyler. bence süper, bence iyi. bence ne anlasak yerinde…

biz yüzümüzü batıya döndüğümüzde arkamıza koca bir doğuyu alıyoruz diye cümleler kuran abiler var ya, donkişotu kullandık, şimdi sıra diğer ikisinde…

mute, az biraz mute

** polat alemdar’ın oyuncu olmadığını söylemek sanki bir meziyetmiş gibi ardı arkasına sıralanıyorlar. sanki ben hamlet’i oynarım iddiasını güdüyor necati şaşmaz. en son selçuk yöntem verip veriştirmiş necati şaşmaz’a. sokaktan geçen adamlarla bile oynadım, herkes oyuncu olabilir ama aktör olamaz, bu ayrımı iyi bilmek lazım demiş. büyük aktörsün evet, koskoca aslan amcaydın şimdi boynuzlanan amca oldun. hey gidi, hakketten.
devam edelim..

hatalarıma savaş açtım!

türkiye’nin tek değişik gazetesi sloganıyla bir haftadır reklamları dönen gazete habertürk‘ün ilk sayısı bugün bayilere düştü. mesleki bir merakla koşup aldım tabi.

ilk tepki: hayal kırıklığı
ilk değerlendirmem: israf!
oldu.

hayal kırıklığından başlayayım. nisan 2007′de sabah’a tmsf’nin bir daha el koymasının ardından fatih altaylı ‘çok piss intikam alıcam’ diyip duruyordu. açıkcası ben de heyecanlanıyordum, bu hislerle yeni yapacağı gazeteyi anlattıkça. en bi değişik gazete, matbası böyle süper, sucuklu peynir kokakan sayfalar, bilmem kaç renk kuşeye benzer ilk sayfalar, çok değişik ilan alanları vs vs. sanki bize haber verecek ulasal bir gazete değil de işletm4e giderlerini belediye imkanları üzerine bina eden,  ilçenin sorunlarından ziyade zenginlerinin paralarıyla ilgilenen adi bir yerel gazeteden bahsediyordu. sonra, evet sonra acayip transferler dedikoduya açıldı. ahmet hakan at başı gidiyordu, emin çölşan’a ramak kalmıştı falan. az bir şey heyecanlanır gibi olduysak da bu bize yetmedi. o sırada müthiş transfer haberleri gelmeye başladı. ’sabah’ın istihbaratından üç deneyimli muhabirin habertürkle anlaşmasının ardından şimdi de ekonomi servisi müdürleriyle beraber topluca ciner grubuna geçti’ gibi bilgiler düştü medya dedikodu sitelerine. vay dedim, bu sabah hakikaten türkiye’nin gazetesiymiş. ülkemiz gibi biz içten gavurlar dışardan ye ye bitiremedik bu hazineyi. vatan batıramadı, belki habertürk sarsar dedim içimden. gün geldi çattı, reklamlar dönmeye, herkeslerden farklı olduklarını, değişik bir gazete yaptıklarını söylemeye başladılar.

devam edelim..

-erken- otuzlu yaş depresyonları

hafta sonları kendime iyi bakıyorum, çok gelişmiş bir ülkenin kültür başkentinde yaşayan çoğu sanatçı gibi. uzunca bir kahvaltı yapıyor, kahvaltı yapmadan aldığım bir düzine dergiye şöyle bir göz atıp ilgimi çeken yerleri gece incelemek üzere işaretliyor bu arada sigarasız salonda tek başına oturmanın dayanılmaz hafifliğini ciğerime çekiyorum.

düşünüyorum. herşeyi bir kavşakta birleştirip trafiği yoğunlaştırmadan akışını sağlıyorsam da bu hala kafamdaki o problemi çözdüğüm anlamına gelmiyor. pespaye adam. hıh!

neyse, konumuza dönmekte fayda var. hesap ödettiğim, hesabını ödediğim arkadaşlarımın arasında benden yaşça büyük nadide insanlarda var. abilerim ve ablalarımın yaş aralığı nedir derseniz, sanırım daha orta yaş bunalımı çağları diyebilirim. hal böyle olunca, istikbaline bir yol çizememiş, kendine müstakil bir hayran grubu oluşturamamış bu beden özgüven eksikliğinin kölesi olarak kâh yirmili yaşlarda olan arkadaşlarından etkilenip ‘how i meet your mother‘ gibi diziler izleyip ‘converse’ papuçlar giyiyor kâh otuzlu yaşlarını yarılamış abilerinden özenip ‘off benim facebookda neden tarık tufandan az arkadaşım var’ diye dertlenip hikayeler yazmaya, ümmetin kimbilir hangi duygularla sevdiği bütün şehirleri dişi kabul edip onlara ilan-ı aşk eden metinler kaleme almaya, bohem takılmaya başlıyorum.

devam edelim..

facebook out!

ben, böyle kaynaşma sitelerini çok sonra öğreniyorum.  ben haberdar olup üyelik alana kadar da zaten memleket dahilindeki bütün  gruplar zapt edilmiş, bütün meşhurlara hayran olunmuş, bütün kızları tavlanmış oluyor. (bkz: sosyamat, facebook) bu gerçeği bildiğim halde yine de, yeni piyasaya sürülen bu tür toplu konutlara giriş yaptıktan sonra profilimde -eğer varsa- ‘medeni hal’ kısmını ‘geçerken uğradım’ şeklinde doldurup beklemeye başlıyorum. zaman bizi eskitiyor tabi. zaten üç-beş kişi olan arkadaş çevremi oralarada taşıyıp, bu kaliteli kişiler benim nazımı çekiyor’u ilan etmekten başka bir işe yaramıyor buralardan aldığım üyelik.  göz doktorlarının bekleme salonuna bıraktıkları kant çevirisi kadar manasız bir hacmi temsil etmeye başladığında ise sıkılıp köyüme geri dönüyorum.  yeri gelmişken, bazı arkadaşlardan -ki kendisi sivil hayata hoş gelmiştir- tırsıp tası tarağı toplayanlardan olmadığımı da bildirmeliyim.

devam edelim..

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif