Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Kategori 'Değindiri'

Gazze’de sorun yok!

mitingler karşısındaki genel kanaatimi biliyor olmalısınız, katılmıyorum. hangi şartlar altında olursa olsun, katılmamakta ısrar ediyorum. en azından dörtte üçünü tanımadığım çoğunluğun arasına girmekten imtina ediyorum. sadece beşiktaş tribünlerini bunun dışında tutabiliriz.

“filistin için bu kadar yaygara koparacağımıza bir kere adam gibi sussak, israil’in ödü kopacak!” dedik önceki yazıda. bunu sadece sanallığın bayağılığına sığınıp interaktif ortamlarda dillendirmiyorum. daha dün bir toplantıda konuştum uzun uzun, gazze için atılan sloganların gazzeye değil bize yaradığını anlatmaya çalıştım. çağlayan mitinginde kopan yaygaranın basit bir iç siyasette ikbal davası güttüğünü maalesef tv’de seyrederken, heh işte bunu diyordum dedim kendi kendime.üçüncü intifada’dan bahsedilen şu günlerde önceki eylemlerin bir işe yaramadığına ikna olmak için intifada numaralarının çift haneli olmasını mı bekleyeceğiz? hepiniz inanan insanlarsınız, bununla gurur duyanlarsınız. Allah’ın yardımından umudunuzu mu kestiniz?

devam edelim..

hafta sonu izlenimi

filistin için bu kadar yaygara koparacağımıza bir kere adam gibi sussak, israil’in ödü kopacak!

askerin artisleri

İlginç benzerlikler kurmak istemem. Yani amaç o değil. Ama yakın tarihe olan merakım kafamda dönen bu tilkiler böyle bir şey yapmam için gerekli olan azimi bana verdi sanırım. Kişi bence bildikleri ile değil unutmadıkları ile kalitesini gösterir. Bunun için çabalıyorum. Şimdilik benim kalitem bu kadar minik. Neyse.

Darbelerden önce yada sonra halkın ruh haline dair anahtarlar var bence bu satırlarda. Toplumsal bilincin isyanı, arzusu, idraki bir tepki olarak, ama bu kadarcık kendini göstermiş. Bir teselli ver’i vatandaşın neden bu kadar tuttuğunu, şarkı sözlerinde kimi nesneleştirdiğini topluca bakınca anlar gibi oluyor aslında. Tabi bu başlı başına sosyologların incelemesi gereken bir durum. Ben sadece küçük bir fotoğraf çekeyim dedim. Askerin bilerek yada bilmeden parlattığı yıldızlardan bahsediyoruz. Bu bir taslak sadece. Zamanla 60 darbesinin Turist Ömer ile ilişkisinden ve zamanın TV izleyicisinin Turist Ömer ile birlikte neyi tükettiğinden bahsedeceğiz. Tabi daha ileride bir zaman, Ayağında Kundura diyen çirkin bir kürt gencini sevmekle, Türk vatandaşlarının aslında neye tepki gösterdiğini anlamaya çalışacağız. Ama bence en ilginci Dağlar Dağlar derken tatmin ettiğimiz duygular olacak. Nasıl bir ülkede yaşadığımızı ben bu şekilde daha rahat kavrayacağım.

devam edelim..

yuh be

bugüne kadar bir ayakkabı bile atamamış, yeltenmemiş, cesaret edememiş onlarca yazar, yüzlerce entel, binlerce sanat sevici şimdi aynı cümleyi kuruyor: bir ayakkabı da sen at!

biz ancak mail gurubu kurar, değneklerin ucuna taktığımız ayakkabılarla sultanahmete, beyazıta çıkarız. biz ancak başkalarının doldurduğu havuzun suyuna girer, büyük bir imparatorluğun varisi olduğumuzu o zaman hatırlarız.

biz var ya, nasıl da utanmadan Bağdat’daki, Gazze’deki direnişi sahipleniriz, tophanede nargile içerken çekilmiş fotoğraflarımızı yayınladığımız facebook’da “puşt amcaya terlik fırlatmaca” grupları kurarak tatmin oluruz. biz, hakikaten çok terbiyesiziz!

Ey bu toprakta birer nâş-ı perişan bırakıp
Yükselen, mevkib-i ervâh!.. Sakın arza bakıp
Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var…
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!
Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!..
Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark’ın, tükürün!..
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!

Mehmet Akif

atatürk’ün medyasına yakışmıyor!

Sözcü diye bir gazete var. daha önce adı Gözcü olan doğan grubu gazetesinin kapanmasından hemen sonra yayına başladı. sık sık emin çölaşan roportajları yayımlıyor. bu dünyada var olma gerekçesi logosunun hemen üstündeki gazete sloganında “Cumhuriyetin gözcüsü” şeklinde sunulmuş okura. saygı duyarım. bu cumhuriyetin girilmemiş kalelere, zaptedilmemiş tersanelere olduğu kadar gaflet, delalet ve hatta hıyanet sahibi iktidara ayar verecek medya organlarına da ihtiyacı var. organ demişken, işi çirkinleştirip fatih altaylı’ya da değinmek istiyorum aslında. neyse, kendimi tutuyorum, şimdilik. burda ayrıntısı ile birlikte birde ayar var efendim.

devam edelim..

su gelir çağlar…

kafka, bir köpeğin araştırmaları var. okudum beğendim. aferin.

şirinleri kızlar çok sever. ben çok saçma buluyorum. ingiliz asıllı belçikalı kominist çizer peyo’nun popüler kültüre kazandırdığı şirinler (smurfs: ingilizce ‘kızıl bayrak altındaki küçük adamlar’) 50 yaşında. Karl Marx’ı sembolize eden şirinbaba’nın kurduğu, paranın, hiyerarşinin, ibadetin olmadığı hatta kızların ortak olduğu (şirine) Şirin Köy, mutlu yıllar sana…

lao bilir, aslında çığrışır bülbüller’i mırıldanmayı severim. ama iki gündür dilimden bu düşmüyor. bu da güzel hem. lao sen de başka bi gelin türküsü çal da solodan koroya terfi edeyim.

Edit: istek parçası

dimdik

“AROG’u izledim, MURO daha komiktir kesin” demeliymişim. suavi abi öle dedi..

devlet olma bilgisi

son zamanlarda madem sardık devlet - millet işlerine, devam edelim. iyi geldi bana bu mevzular. sadece bana değil geçmişten bugüne herkese iyi gelmiş, rahatlamış ferahlamışlar. misal göktürkler taşa felan kazımış böle yazıları. azme bakıp saygı duydum. ama en meşhuru sanırım ‘Kutadgu Bilig’ adındaki kitaptır. islam türk edebiyatının ilk örneği olan bu kitabı yazan Yusuf Has Hacib abimiz 1019 da, yani gazi paşa’nın samsuna çıkıp devletimizin makus kaderini değiştirdiği günden 900 yıl önce zengin ve asil bir ailenin evladı olarak Balasgun’da doğmuş. hayatının ilk elli yılında ne yaptığını bilmiyorum ama sonrasında bu kitaba başladığını duyduk. aynı yıl içinde balasgun’dan kalkıp kaşgar’a gitmiş. kitabının kalanını da burada bitirdikten sonra Batı Karahanlı Hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a takdim etmiş. tabi daha bu sıralar Machiavelli (1469-1527) portakalda vitamin bile değil. şu çok meşhur prens yada hükümdar diye çevrilen ve başbakanın hastası olduğu kitabın yazarı abimizin doğumu için daha 4o0 yol felan vardır.
devam edelim..

hepinizi seviyorum ulan var mı ötesi!

marmara fm’de alper. müzik defteri diye bir program yapıyor. şu anda yayında.
telefon çalıyor.

selamünaleyküm, ben sizi çok seviyorum bunu söylemek için aradım sadece.  ben malatyadan zehra.

alper, teşekkür ediyor. başka bir şey demeyecek misiniz diyor…

tv programınız var mı? sizi görmek istiyorum!

anadolu devrimi bu olsa gerek!

selamünaleyküm, diyerek dinci bir giriş, sizi çok seviyorum diyerek seküler bir ilan-ı aşk! ben de sizi seviyorum canlarım, ben de sizleri…

şunu bi diyim de rahatliyim

ne kadar yansıtmak istemesek de hayatımızın hatırılı sayılır vakitleri bu saçma salak olayların arasında geçiyor. bilmek, takip etmek, dile getirmek ve daha da kötüsü üzerine bir şeyler söylemek zorundayız. (bu çoğul ekler aslında hep benim, size bişe olduğu yok) yetmiş yaşındaki baykal’ın zırvalarını duyup benden üç kuşak önceki adamların söylediklerinin benzerlerini yazmak ve söylemek zorundayım.

çetelerden bahsederken artık lise yıllarındaki yada ilkokul çocuklarının kurduğu şeylerden bahsetmiyoruz. benim zamanımda yani benim küçük olduğum zamanlarda bir engin aslan çetesi vardı, tırsardık onlardan. şimdi üzerine konuşmamız icab edenler ise şu zencilerin ve çinlilerin amerika’da kurduğu eli silahlı acımasız insanların örgütlenmelerinden daha korkunç. çünkü bunlar gerçek! kuşumu yemlesem diyorum, ne işim var bunların içinde…
devam edelim..

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif