sizin hiç, lanet olsun ne yapmışım ben dediğiniz oldu mu?
benim bi kere oldu, kahroldum…
bazen, oluyor da nasıl bu kadar kötü oluyor onu anlamıyorum. şekerleme nasıl oluyor da bu kadar ekşi tatsız bir hal alıyor. ve neden bir kere şekerlemenin tadını aldığımız için, bir daha aynı tadı alırız belki diye kendimizi avutarak o tatsızlığa katlanıyoruz. halbuki bir şeyin tadı kaçınca, geçmişindeki güzel hatıraları “hatıra” olarak bırakıp o eskiden şekerleme olan şeyi bir kenara bırakamıyoruz… neden ki…
halbuki onun eskisi gibi tatlanmasını beklemektense, gidip yenisini almak en güzeliymiş. hayatta yeni bir şey öğrendiysem o da işte budur. vefa dediğin de hakketten bir semt olmalıdır sadece…
asıl en kötüsü, en kötü olduğunda her şey, seninle beraber bu kötülüğün dedikodusunu yapıp ki bazıları dertleşmek der, oh be dünya varmış dedirtecek olanların, başka işlerinin de olması. belki başkalarına oh be dünya varmış dedirttiğinden sana vakit ayırmamaları…
o halde, madem bütün bunları dile getirecebilecek kadar herşey ortada, bir farkındalık söz konusu… hiç bir şey olmamış gibi yola devam etmek niye? vitrinde yada gizli herhangi bir yerde gördüğün diğer şekerlemeleri “vefa” adı altında görmezden gelmeye devam etmek niye? madem tadın kaçtı, bana da eyvallah o zaman demenin nesi kötü…
o zaman şimdi şartları yeniden gözden geçirelim, ibnelikse ibnelik… benim ağzımın tadı kaçacağına gebersin alayı… o değil de, bi konuşacak sen kaldın yazaaane, ne mutlu bana…