Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Kategori 'Diyalog'

şaşırdım!

tuncay güney faceebook’da profil açmış. mail adresi verip, sorularınızı yanıtlayacağım, spekülasyonların önüne geçeceğim demiş. aman ne iyi etmiş.

mevzumuz bu değil ama…

ersin korkut‘un, hani şu doritos reklamlarında kımıl kımıl parlayan, güldürüklü oyuncunun, hani şimdilik gördüğümüz en büyük meziyeti doğup büyüdüğü taşranın da taşrası ülkenin öbür yakası hakkari’den gelip koca istanbul’da bizi güldürübilen üç-beş oyuncudan biri olan ersin’in,  facebook’da -an itibariyle- tamı tamına 783.407 hayranı varmış dostlar. şaşırdım! memleketimizden facebook’a üye yaklaşık 800 bin kişi ersine hayranım demekten kendi alamamış ve evet hayran olmuş. bunun yanında üstad nuri pakdil‘e ise, maalesef onu anlatabilecek kadar uzun cümle kuramıyorum, -tüm zamanlarda- kısık sesle söylemeye gerek yok, evet tüm zamanlarda, üye olan profillerden sadece 204 kişi hayranım demiş.  ayrıca bir de grup sayfası var ki skor tabelasındaki numara daha berbat , 38! duvarında da dergi reklamları var, komik.

neyse, sonuç karşısındaki ihtimal çıkarımlarım şöyle:
devam edelim..

uğur gürsoy ekmeğimi yemedi ya

Uğur Gürsoy, ya da Fırat işte. Mizah dergilerinden Uykusuz un çizerlerinden. Tiplemesi Fırat ı bir sürü arkadaşım seviyor, ben mesafeli yaklaşıyorum. Neyse, mevzu bu değil. Arkadaşım, ablam Ümmühan Atak bugün kendisi ile bir roportaj yaptı. Ümmühan da bir Fırat manyağı. Bir diğer arkadaşım Züleyha Sarı da bu röportajın fotoğraflarını çekti. Neler konuşulduğunu bilmiyoruz, Gerçek Hayat dergisi yayımlarsa okur öğreniriz. Fakat ben biraz dedikoducu olduğum için daha çok kılığından kıyafetinden, gözündeki çapaktan malzeme çıkarmaya çalıştım. Fotoğrafçı arkadaşımız Züleyha ile bir gizli röportaj gerçekleştirdim. Bu terim bana ait he, sakın araklamayın. Detaylar aşağıda. Bu senin de aklına gelmemişti değil mi Uğur!
devam edelim..

hepinizi seviyorum ulan var mı ötesi!

marmara fm’de alper. müzik defteri diye bir program yapıyor. şu anda yayında.
telefon çalıyor.

selamünaleyküm, ben sizi çok seviyorum bunu söylemek için aradım sadece.  ben malatyadan zehra.

alper, teşekkür ediyor. başka bir şey demeyecek misiniz diyor…

tv programınız var mı? sizi görmek istiyorum!

anadolu devrimi bu olsa gerek!

selamünaleyküm, diyerek dinci bir giriş, sizi çok seviyorum diyerek seküler bir ilan-ı aşk! ben de sizi seviyorum canlarım, ben de sizleri…

incirin, zeytinin ve helvanın tadına doyulmaz

ya bu ne biçim reçel diye mutfakta medine ablaya sitem edip, çorba gibi reçeli ekmeğimin arasına, olsun bunu bulamayanlarda var şeklinde bir hamd ile sürdükten az biraz sonra, gerçekten çok az sonra msn’den bir müjdeci geldi. karnım fena halde aç, ekmek yok, reçel çorba.

devam edelim..

Kontrol var İbraaam aman dikkat

bu aralar msn diyologlarım çok eğlenceli. sahiden : )

[arkadaşın özel hayatına saygımız olduğundan kimliği ortaya çıkmasın diye msn nick'ini XXXX olarak şifreledim. benden tüm erkek arkadaşlara tavsiye, msn şifrelerini size güvenmeyen kız arkadaşlarınıza vermeyin. sonra diğer arkadaşlarınızın gözünde -misal ben- hoş olamayan bir yere taşınırsınız.] devam edelim..

En keyif aldarak cevapladığım sorular bunlardır sevgili vatandaş

    İlk hangi yaşlardayken ?oy kullanılacağını? algıladınız? Evde kim/neler konuşuyordu bununla ilgili?
    Sanıyorum 91 seçimleriydi. Bizim mahalledeki okulun önünde bir sürü insan toplanmış, sıraya girmişti. Bizim oturduğumuz mahallede su için haftada bir mahalle çeşmesi açılır yada İSKİ?den tankerler gelir, çoluk çocuk sıraya girer su alırdık. Bizim, yani çocukların sıraya girmeden rahatça ortalarda fink attığı ilk toplu organizasyondu ve açıkcası biz ?ne zaman biz de o sıraya gireceğiz oy kullanacağız?? diye hiç sormadık. Evde ise böyle bir muhabbet olduğuna hala şahit olmadım. Kime oy verileceği zaten bellidir. Değil midir?

    Oy kullanabilmek sizin için ?olgunlaşmak? gibi bir şey miydi? Oy kullanabileceğiniz ?o gün?ü nasıl tasavvur ettiniz yıllarca?
    Biz memur çocuğuyuz. Babam sabahın güneşi doğmadan yola çıkıp işine giden, hafta sonları da erken kalktığı için tatilimizi zehir eden birisiydi. Bizim için sabahın körü, onun için günün yarısı olmuş vakitlerde perdeleri açar ?sabah şerifleri hayrola, hayırlar feth ola..? diye başlayan bir tekerlemeyle bizi uyandırırdı. Doğrusu bir tek oy kullanılan günlerde biz rahatça uyurduk. Annem ile babam oy kullanmaya gider, dönüşlerine kadar biz çocuklar mışıl mışıl uyurduk. Her işini erkenden yapmayı seven babam, oy kullandığım son seçimlerde de sabah namazından sonra yatmamış, bizi de yatırmamış; seçmen kağıdımızı, kimliğimizi defalarca kontrol ettirmişti. Velhasıl, oy kullanmak benim ve diğer kardeşlerim için ?olgunlaşmak? değil, erkenden kalkmak demektir. Bu da açıkçası bizi korkutan geleceğin hayali idi. Pek heyecanla oy kullanacağım günü beklediğim söylenemez.

devam edelim..

Player, asker kasetleri ve telef olmuş 90′lı yıllar popu adına geç kalmış bir diyalog…

hepatit ze: merhabaaa
abigail: : )
faruk :merhaba ajda pekkan
hepatit ze: tamam mı abi isteğiniz? biz yerlerimizi alalım mı?
abigail: : ) önce bişi söylemek istiyorum ben
(bişi)
(bişi)
(bişi)
(bişi)

devam edelim..

bayram namazı, vakitler ve düşüncesiz imam üzerine bir diyalog

faruk: sacidim canım bayramın mübarek olsun
sacid: hocam bayramın mübarek olsun. bende sana yazıyodum. saolasın
faruk: bak gördün mü sen inkar etsen de aramızda bi elektirk var
sacid: :) faruk: ne var ne yok
sacid: bazen dalgalanıyo voltaj ama şükür sakin ortam senden devam edelim..

Delikanlılık dersleri alıyorum :)

faruk: abi hepsine eyvallah da, hani kulaklığı da capon erkekleri yapmıyo mı diecek oldum sonra vazgeçtim :)  sonra hijyen olayından ziyade şu var, “erkeklere vermiyorum” yanıtı idi tam olarak aldığım. ben de peki saygı duyarım dedim o kadar. napiyim erkeğiz diye kulaklığına nikah mı kıyacaz demedim, edepliyim çünkü.

son maddeyi ise çok fena merak ediyorum. dışarı çıktıydım kulaklık almak için kendime o yüzden mailini şimdi aldım. yoksa ilk gördüğüm anda da 5. maddenin ne olduğunu merak ediyordum.

devam edelim..

Japonlar, sarma ve doğu mistisizmi hakkında bir diyalog…

ben: ne var ne yok
jonquille: sen anlat bugünün olayı nedir
ben: bugünün olayı şudur: akşam yemeği için bulgur pilavı öneriyoruz. kızlara miyase erkeklere ise müsteceb’i isim olarak öneriyoruz devam edelim..

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif