Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Kategori 'Haber Servisi'

biz dalgamıza bakalım

yerel seçimlerden sonra bi deniz kenarı espirisidir aldı yürüdü. en bilineni, deniz baykal denize girmiş, gelsene tayyip su çok güzel diyor. başbakan’da biz denizden ne anlarız gibisinden bir laf ediyor. he komik değil ama nasıl olsa da laf soksam diye zorlarsan bünyeyi, bu çıkıyor işte.

ama basında hiç bir yerde olmayan haberi, yazihane’den okuma şansınız var, üzülmeyin.

herkes ege ve akdeniz sahillerini deniz baykal’ın kazandığından dem vursun, karadeniz haricinde cennet vatanın anadolu yakasında da marmara sahilleri chp’nin oldu. bir diğer denizimiz -iç miç deniz sonuçta- marmara sahillerindeki 5 belediyeden kadıköy, maltepe ve kartal önümüzdeki dönem chp’li belediye başkanlarının yönetiminde. diğer ikisi pendik ve tuzla ise az farklarla ak parti’de kaldı. karadenizde ise ak parti açısından asayiş berkemal! beykoz (bir yönü ile eski ama diğer taraftan yeni başkan ile) ve şile tulum çıkardı. bu sonuçlar ordu, zonguldak, sinop, bartın gibi sahilin diğer kentlerini kaybetmenin üzüntüsünü biraz olsun hafifletmiştir umarım.

devam edelim..

mute, az biraz mute

** polat alemdar’ın oyuncu olmadığını söylemek sanki bir meziyetmiş gibi ardı arkasına sıralanıyorlar. sanki ben hamlet’i oynarım iddiasını güdüyor necati şaşmaz. en son selçuk yöntem verip veriştirmiş necati şaşmaz’a. sokaktan geçen adamlarla bile oynadım, herkes oyuncu olabilir ama aktör olamaz, bu ayrımı iyi bilmek lazım demiş. büyük aktörsün evet, koskoca aslan amcaydın şimdi boynuzlanan amca oldun. hey gidi, hakketten.
devam edelim..

bizi soracak olursanız, biz marmara’dayız!

sizi ne kadar ilgilendiriyor, bilemem : ) ama sonra vay ben duymadım vay ben bilmiyordum diyenler çıkabilir, üzmeyelim birbirimizi. maksadım bu yani.

cumartesi saat 17′de marmara fm‘de ersin çelik‘in sunduğu ‘ne dersin‘ programına konuk olacağız efendim. ersin bey soracak ben cevabını yapıştıracağım sanırım. böyle anılara yolculuk gibi mi yoksa hadi faruk bize bilmediklerimizi öğret gibi mi format bilemiyorum. hazırlıksız yalın bir halde gidiyorum. web sitesinden de dinlemek mümkünmüş. istanbul için ise frekans 105.2

ulan hep dua ettim, beni de meşhur edecek meşhur arkadaşlarım olsun, web siteleri olsun orlarda roportaj yapsınlar, kitapları olsun imzalayıp bana yollasınlar, tv’lerde ismimi söleseler, radyolarda konuk alsalar vs die. dualarımdan birisi daha kabul oldu, ben de bu çarkın bi parçası oldum.

Allah’ım canım yanıcak mı?

bugün kandil salaklar!

yahu şu bülent parlak’ı ayrı bi seviyorum. acayip işler yapıyor. refleksleri acayip, duruşu acayip. normal insanlarla ne işim var zaten, seviyorum acayipleri. ne demiş kandil hakkında okuyalım:


Bugün güzel bir gün. Bugün kandil. Bugün İslam dünyası için özel bir gün. Mevlid Kandili…
Allah rızası için salak salak cep telefonlarından mesajlar atacağınıza jeeplerinizi satın.
Gazzeli çocuklara şiir yazacağım diye şiiri katletmeyin. Şarapnelle parçalanmış bir kolun acısı üç bin kilometreden şiirle anlatılmaz.
Turistik - adı da dini olan- otellerde leş kargaları gibi yemek yiyorsunuz ya bedava diye; vazgeçin bunlardan.
İhale almak için her türlü insan dışı davranışlardan vazgeçin.
Başkalarını kötüleyerek iyi olmazsınız. Beyinlerinize ve kalbinize bir an önce pansuman yapın.
Kemalist olanlar artık inancı için başını kapatanlardan elinizi çekin.
Hepinizden nefret ediyoruz. Daha fazla yazmanın anlamı yok ki!
Bir de kadınlardan nefret ediyoruz. Bugün kadınlar günü imiş.

hatalarıma savaş açtım!

türkiye’nin tek değişik gazetesi sloganıyla bir haftadır reklamları dönen gazete habertürk‘ün ilk sayısı bugün bayilere düştü. mesleki bir merakla koşup aldım tabi.

ilk tepki: hayal kırıklığı
ilk değerlendirmem: israf!
oldu.

hayal kırıklığından başlayayım. nisan 2007′de sabah’a tmsf’nin bir daha el koymasının ardından fatih altaylı ‘çok piss intikam alıcam’ diyip duruyordu. açıkcası ben de heyecanlanıyordum, bu hislerle yeni yapacağı gazeteyi anlattıkça. en bi değişik gazete, matbası böyle süper, sucuklu peynir kokakan sayfalar, bilmem kaç renk kuşeye benzer ilk sayfalar, çok değişik ilan alanları vs vs. sanki bize haber verecek ulasal bir gazete değil de işletm4e giderlerini belediye imkanları üzerine bina eden,  ilçenin sorunlarından ziyade zenginlerinin paralarıyla ilgilenen adi bir yerel gazeteden bahsediyordu. sonra, evet sonra acayip transferler dedikoduya açıldı. ahmet hakan at başı gidiyordu, emin çölşan’a ramak kalmıştı falan. az bir şey heyecanlanır gibi olduysak da bu bize yetmedi. o sırada müthiş transfer haberleri gelmeye başladı. ’sabah’ın istihbaratından üç deneyimli muhabirin habertürkle anlaşmasının ardından şimdi de ekonomi servisi müdürleriyle beraber topluca ciner grubuna geçti’ gibi bilgiler düştü medya dedikodu sitelerine. vay dedim, bu sabah hakikaten türkiye’nin gazetesiymiş. ülkemiz gibi biz içten gavurlar dışardan ye ye bitiremedik bu hazineyi. vatan batıramadı, belki habertürk sarsar dedim içimden. gün geldi çattı, reklamlar dönmeye, herkeslerden farklı olduklarını, değişik bir gazete yaptıklarını söylemeye başladılar.

devam edelim..

açılımın kralı!

hele saadet’de bunu yaptı ya. helal olsun. madem ceza şarkısını vermiyor o halde kendi cezamızı kendimiz keseriz demiş olacaklar. çok şık, çok ince : )

ödüllü soru

efendim, kasımpaşalı die bilinen yüce devlet adamımız tayyip erdoğan, rum gasteciye fena ayar vermiş. burası hoşuma giden kısmı. ama en çok türkçemizde olup da dile getirmediği o meşhur ifadeyi ima etmesine bayıldım. benim direk aklıma gelen ama ilk sorduğum 6 (altı) kişinin bilemediği o deyimi size sormakta fayda gördüm. buyrun efendim. sorumuz ödüllüdür.

sizi gidi makarnacılar!

hani dedik ya eylemler ucuz, sahte. hani buralarda olmak istemiyorum dedik ya. sanki inadına, bülent parlak insanı iş yapıyor. içim kımıl kımıl oldu şimdi.  “başörtülü kadın yazar istemiyoruz”

katılımcılara da makarna ikram edilecekmiş. neden? bilmiyoruz.

askerin artisleri

İlginç benzerlikler kurmak istemem. Yani amaç o değil. Ama yakın tarihe olan merakım kafamda dönen bu tilkiler böyle bir şey yapmam için gerekli olan azimi bana verdi sanırım. Kişi bence bildikleri ile değil unutmadıkları ile kalitesini gösterir. Bunun için çabalıyorum. Şimdilik benim kalitem bu kadar minik. Neyse.

Darbelerden önce yada sonra halkın ruh haline dair anahtarlar var bence bu satırlarda. Toplumsal bilincin isyanı, arzusu, idraki bir tepki olarak, ama bu kadarcık kendini göstermiş. Bir teselli ver’i vatandaşın neden bu kadar tuttuğunu, şarkı sözlerinde kimi nesneleştirdiğini topluca bakınca anlar gibi oluyor aslında. Tabi bu başlı başına sosyologların incelemesi gereken bir durum. Ben sadece küçük bir fotoğraf çekeyim dedim. Askerin bilerek yada bilmeden parlattığı yıldızlardan bahsediyoruz. Bu bir taslak sadece. Zamanla 60 darbesinin Turist Ömer ile ilişkisinden ve zamanın TV izleyicisinin Turist Ömer ile birlikte neyi tükettiğinden bahsedeceğiz. Tabi daha ileride bir zaman, Ayağında Kundura diyen çirkin bir kürt gencini sevmekle, Türk vatandaşlarının aslında neye tepki gösterdiğini anlamaya çalışacağız. Ama bence en ilginci Dağlar Dağlar derken tatmin ettiğimiz duygular olacak. Nasıl bir ülkede yaşadığımızı ben bu şekilde daha rahat kavrayacağım.

devam edelim..

Meksika Sınırı

Merhaba arkadaşlar.

31 Aralık 2008 gecesi, Meksika Sınırı 2009 Özel’i stüdyoda katılımcı-seyirci olarak seyretmek için:

1.Adınızı, soyadınızı, adınızdan cinsiyetiniz belli olmuyorsa (mesela Deniz’se adınız) cinsiyetinizi, yaşınızı ve İstanbul’un neresinde oturduğunuzu bildiren “seyirci olmak istiyorum” başlıklı bir maili meksikasiniri@ulketv.com.tr adresine atmanız gerektiğini

2.Programın yaklaşık 21:00′de başlayacağını, 02:00′de biteceğini ve Kanal 7 Eyüp stüdyolarında çekileceğini

3.Programa katılım için 31 Aralık günü en geç saat 20:15′de Kanal 7 binasında olmanız gerektiğini; “sizi bekliyoruz” maili almayan ve ismi listede olmayan arkadaşların stüdyoya ne yazık ki alınmayacağını

4.Kanal 7′ye kendi imkanlarınızla gelip, program bitimi evinize en yakın noktaya servis araçlarıyla bırakılacağınızı

5.Program esnasında “vay ben sıkıldım, yok ben gitmek, kalkmak istiyorum” gibi bahanelerin tarafımızdan hoş karşılanmayacağını:)

6.Programa katılımın sadece 60 güzel insanla sınırlı olduğunu ve ola ki başvurunuzu kabul edemezsek sadece bu sebeple olacağını, size şahsi bir gıcığımızın olmadığını

7.Başvuruların 1 veya (kesinlikle attığınız mailde diğer isteklinin bilgilerini de belirtmek şartıyla) en fazla 2 kişilik olabileceğini

8.Kuru pasta ve çayımızın olduğunu, yaprak sarma ve su böreği getirmek isteyen arkadaşlara hoşgörü ile yaklaşacağımızı

beyan ederiz.

Uzun yazdığımızın farkındayız. Ve fakat, uzun uzun yazmayı, uzun uzun konuşmayı seviyoruz. Elden bir şey gelmez.

Kalınız sağlıcakla…

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif