Beta-HCG: 144
bir kulaç daha atsam karadayım…
hmg: 8.2
dün benim doğum günümdü. işyerinden arkadaşlarım, ailem ve hemşirelerle kutladık. emine hemşire bana üçlü tabak takımı almış. bununla çorba içicen, bununla muhallebi yiycen, bununla da salata diye teker teker anlattı. seneye dışarda yapacaz, iyice beslen dedikten sonra da ateşi düşmesse şu hapıda verin diye ekledi. emine hemşire benim tıp ilmine olan inancımı besliyor farkında değil. evet, beni de türk hekimlerine emanet ediniz!
dil ateştir…
an itibari ile 45 tane orjinal dvd filmim oldu. selahattin abi sağolsun : ) bu filmler bitmeden iyi ol inşallah diye dua etti, Allah razı olsun.
böyle başlamayacaktım ama, elinde kocaman paketlerle içeri girmiş oldu ben tam bişiler yazayım derken. eh bu kıyağı neticesinde yazının besmelesinden sonraki en kıyak yeri kapmış oldu.
ikinci kür bitti. tedaviyi yarıladım yani. bir hafta oluyor. son bir hafta potasyum, kan, lokosit, eloktrolit, sıvı, bağışıklık takviyesi aldım. belkide benim bilmediğim daha başka şeyler. he bir de hamdolsun bu sefer dünya kupası felan vardı, en azından akşamları oyalanacak birşeyler buldum.
çapa’da belediye kablosuz ağ kurmuş hastalar için. biz bunu yeni keşfettik. evden pc istedim, hem hamdolsun artık keyfim de sıhhatim de yerinde.
ziyaret eden tüm arkadaşlarıma çok çok çok teşekkür ediyorum. ilaç aldığım zaman zarfında vucut direncim düşük olduğu için ziyaretçi kabul edilmediğinden kapıda kalan, güvenlik tarafından rencide edilen arkadaşlardan da Allah razı olsun. uzun zamandır piyasada olmadığım için anlatılan her dedikoduyu ilgi ile dinledim, keyflendim. mail, sms, arkadaş üzerinden selam vs gibi türlü yöntemlerle ulaşanlardan da tabii…
bi aksilik olmazsa ptesi günü, bir kaç günlüğüne eve gidicem. hastaneden çok sıkıldım, doktorlar da anlayış gösteriyorlar sağolsunlar : ) sonra tekrar ikinci evim, pembe boyalı saadet dolu yuvama geri döneceğim. ağustostosta da inşallah alemlere geri döneceğim, ne güzel.
bu arada ali sarı evlendi ya, Allah bahtiyar etsin. rize’den hastane odama kadar gelip davet etme inceliğini gösterdiği halde icabet edememe eşekliğinde bulunduğum için kendisi affetsin beni : ) mutluluklar diliyorum.
alexandre bey evlenecek bir de. inşallah bir mani olmaz da bu düğünü de atlamayız…
musallat
ben demedim mi ortaam sana, anıtkabire uğramazsak ankara seyehatinin bereketi kaçar, üzerimize hastalık musallat olur diye…
cuma’ya gittim dönücem
bekle anıtkabir, ben geliyorum.
saygı duruşunda bulunmaya….
güneye gidecem
şöle bi üşengeçliğim geçse, koşarak akıcam güneye. yanıma da warrioru felan mı alsam diyorum. akalım güneye, soldan güneş yükselsin biz terleyelim felan. böyle bi akşam saçmalaması, tenkyü…
hepinizi seviyorum ulan var mı ötesi!
marmara fm’de alper. müzik defteri diye bir program yapıyor. şu anda yayında.
telefon çalıyor.
selamünaleyküm, ben sizi çok seviyorum bunu söylemek için aradım sadece. ben malatyadan zehra.
alper, teşekkür ediyor. başka bir şey demeyecek misiniz diyor…
tv programınız var mı? sizi görmek istiyorum!
anadolu devrimi bu olsa gerek!
selamünaleyküm, diyerek dinci bir giriş, sizi çok seviyorum diyerek seküler bir ilan-ı aşk! ben de sizi seviyorum canlarım, ben de sizleri…
önce ben buldum!
hayatlarında bir iki ufak tefek luzumsuz şeyin ucundan tutmuş insanların tribidir, onu önce ben bulmuştum! misal ilk ayak fotoğrafını ben çektim de koydum flickra, ilk ‘felan’ demeye ben başladım, o şarkıyı önce ben dinledim vs vs… zaten luzumlu bir şeyi önce yapmış olsalar tarih bir şekilde yazacaktır : )
neyse, mevzu bu işte bugün.
efendiler kalkmış İslam’ın özgürlükçü bir din olmadığını, hürriyet tabirine müslümanlıkta tesadüf etmediklerini dolayısı ile İslam dini için bunun bir eksiklik olduğunu söylüyorlar. iran’dan ipne (burda gay manasında kullanılmıştır) aşk için cihad diye film çekerek eksik olan özgürlüğü kendince dinin bir tarafına sokuşturuveriyor. iç siyasette hacı baykal ve diğerleri ayetlerle hadislerle açıklama yapmaktan fırsat buldukça müslümanları özgürleştireceğinden dem vuruyor.
bu arada ortaya saçma bir şekilde ayşe bohörler diye bir zamazingo çıkıp zorla örtündüm diyor, pazarlık yaptım örtünmek için diye de devam ediyor. bir diğer saçma açıklama emine şenlikoğlundan. dinimiz o kadar özgür ki biz eşlerimizle yatak odalarımızda istediğimiz fanteziyi yaparız, din buna karışmaz diyor. kocasıyla çiftetelli oynadığından bahsederken ben içimden Allah bu çirkinlikle bu fantezi düşüncesini neden aynı kadına vermiş diye geçiriyorum. alt yapısı olmadığından diyecem, değil; bilmediklerinden yapıyorlar bunları. hayır dinimiz hürriyetten, özgürlükten nakıs, eksik bir din değildir diyeceğiz diye ne kadar abuk subuk laf var bir araya topluyorlar.
iş yine benim gibi laik birisine düşüyor. maalesef, hiç istemediğim halde demek zorundayım ki; efendiler, emine abla, ayşe hanım, evet müslümanlıkta ‘hürriyet’ sözü yoktur! Şu kadar ki, din-i Muhammedî ‘adalet’i takvaya en yakın bir dinî esas olarak bildirmiştir* ki buna delalet eden ayet ve hadislerin, şerî mevzuat ve ahkamın haddi hesabı yoktur! Hürriyeti, özgürlüğü yani temin eden adalettir. adaletin hakim olduğu yerde hürriyet bulunabilir fakat hürriyetin adaleti sağlayacağını kimse iddia edemez. hatta bunu gösteren tek bir tarihi örnek yoktur. he yeri gelmişken söylemeliyim yine, onurlu olun! bu ülkenin, bu toprakların azınlıkları biz değiliz!
* “… Adalet edin, takvaya en yakın olan odur…” Maide / 8
duyan geldi
gözlerim, güneşe bakmasam da, güneşli havalarda ağrıyor. yumup bir daha açmayasım geliyor. güneşli havaları, baharı felan yani, yani ince giyinmeyi sevmiyorum sanırım. sanırım yaz geliyor, kuzeye göçmeye niyetleniyorum. arada bir misafirlerim geliyor, hoş beş sohbet felan, sonra da kalkıp haydi erenler beraber yol alalım o halde diyorum. ama yanlarına katmıyorlar beni, üzülüyorum.
About
ayağında kundura, yar gelir dura dura…