yazihane.org

Dini bir komedi programı - Oray Eğin

Bu konuda Ahmet Hakan’da nefis bir yazı yazdı bugün, akif beki ile ilgili bölümün altında. ama ben bunu, oray’ın yazısını daha çok beğendim. en çok da ‘başörtüsünü kamera tutkusu yüzünden çıkartmakta da bir sakınca görmüyor’ kısmına helal olsun tam 12 dedim. fatma karabıyık da aynı tv’de türban konulu bir programda zırvalaması gibi. bu konu ile ilgili müstakil bir yazı yayımlanacak burada. ‘mevzu biraz da budur’ ismail kılıçarslan’ın dediği gibi! sonra da vay efendim mağduruz, vay efendim engelleniyoruz. Elal olsun be, sopar seni : )

TRT?de ?Hayat ve Din? programına katılıp hayat ve din üzerine konuşması planlanan türbanlı bir doçent, kafasındaki örtüyü açarak peruk takıp ekranda görünmeyi tercih etmiş. Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Hülya Küçük?e bu tavsiyeyi kimin verdiği bilinmiyor. Bir süre önce bir türbanlı TRT?de konuşunca ufak çaplı bir kıyamet kopmuştu, belki yine aynı şey yaşanmasın diye yapımcılardan telkin gelmiştir. Belki de Hülya Küçük?ün dahiyane bir fikridir bu.

Fakat nereden çıkarsa çıksın ortada ?tuhaf? bir durum var. TRT, devlet televizyonu olmakla beraber ?kamusal alan? mı tartışılır. ?Hayat ve din? temalı bir program yapıp buna da ilahiyatçı bir kadın çıkarmak isteseniz, şansınız odur ki muhtemel konuklarınızın hemen hepsi türbanlı olacktır. Böyle bir konuda bir kadın öğretim üyesiyle program yapmak istiyorsanız ya türbanına katlanacaksınız ya da bir başka arayışa geçeceksiniz… Pek fazla seçenek yok.

Ben Doç. Dr. Küçük?ün peruklu fotoğraflarını görünce sadece gülebildim. Biraz acımayla karışık bir gülmeydi. Türbanlı öğrenciler eğitim göremiyor diye bir üzüntü değil, sadece akademide yer etmiş birinin kendini nasıl bu kadar zavallı duruma düşürebildiğini aklım almadı, tek seçenek olarak da kendisine acıdım. Maalesef, acınacak bir davranış sergiledi.

Sorsanız türbana saygı duyulmasını savunacaktır büyük ihtimalle, başını kendi rızasıyla örttüğü gibi. Ancak o başörtüsünü kamera tutkusu yüzünden çıkartmakta da bir sakınca görmüyor; kendisini komik duruma düşürmek, o peruğu takmakta bir sakınca yok. İyi niyetli bir çaba da olamaz bu: TRT?yi hiç kimse izlemiyor zaten, ?Hayat ve Din? diye bir programdan kimse Hürriyet?te bahsi geçene kadar haberdar değildi. Halkı aydınlatmak, kamusal yayıncılığa katkıda bulunmak gibi ulvi bir misyonu olamaz.

Akşam gazetesi tam metin

Posted on Nis 7, 2008 in Haber Servisi, İktibas | 1 Comment »


Karıcığım bana eroin koya

Rabbim şimdi bir polisi tutuklar gibi
Değişik bir hayvan tıkanıyor göğüslerimde
Menşei cam çocukların haysiyetiyle
Pasiflora anlamında tiren koşayım.
Koşayım filmlerin ismi bu olsun
Şehre laciverd bir ceket gibi yakışsın yağmur
Rabbim gör Rabbim duy Rabbim bağışla
Rabbim kızın annesi bankada memur.

Sol yanlarım cumartesi küle çalışsın
Mason teşkilatlara çarpsın bisiklet
Titreyeyim muştulara sapayım kopkor
Rabbim kız okula geliyor, Yaşasın Cumhuriyet

ah muhsin ünlü / gidiyorum bu*

Posted on Mar 14, 2008 in İktibas, Şiir | 16 Comments »


Açacak çiçekler ulan!

Literatüre geçmemiş sevdaların palazlandığı, henüz kıyıya demirlememiş umut gemilerinin kurdelası açılmamış sevinçlerin paketlemesinin yapıldığı Beşiktaş kapalı tribününden tüm Beşiktaşlı çocuklarımıza duyurulur:

2002 doğumlularınız sokağa düştü bile top peşine, her gün görüyorum o tutkusunu size genetik olarak vermiş babanızın aldığı forma sırtınızda kiminiz Bobo olmuş kiminiz Delgado hafif esmer olanlarınızda Nobre olmuş top peşindesiniz. Şu an tam zamanındasınız çocuklar tam aşılama yaşında, korkmayın ha aşı dedik diye doktor bir abiniz olarak cepte şırıngayla değil siyah beyaz bilekliklerle geziyorum ben. Ben böyle aşıcıyım hiç acıtmadan hafiften umuda boğarım sizi daha çocuk halinizde o kadar. Mahallenin en hasta Beşiktaşlıları olarak tedaviye geldim size geçen gün cebimde 6 bileklikle beraber. Şaşkın, ürkek ve tam anlayamamış bir şekilde bakarken yüzüme nasılda parladı gözleriniz o bilekliklere, işte o yazdırıyor bana bu kelimeleri.Teker teker minicik sol kollarınıza takarken bileklikleri yukardan annenizin meraklı ve telaşlı sesi bile yetmedi o büyüyü bozmaya “Faruuk çabuk eve gel ne yapıyorsun elin adamıyla” annenize laf demesi bana düşmezdi ha keza bana lafta düşürmediniz “Anne amca Beşiktaşlııııı” Annenin suratın garip ama güvenli bir gülümseme, aklıma gelmezdi Beşiktaş’ın bir insanın bana güvenmesini sağlayacağı, haklıydım da taraftarında bile güvensizlik yaratan bir takımın taraftarına sırf o takımlı oldu diye güvenmek. Sorun annede miydi acaba taraftarda mı diye düşüneyim dedim ki biri çekti paltonun arkasından. “amca benim babam da bana forma aldı baak” diyerekten yanağından bir makas alayım demeye kalmadan bir anda arkasını döndü ve bağırmaya başladı avaz avaz o-oo-ooo-oo delgaaaadoo. O an çocuğa sarılıp öpücük deryasında yelkensiz yüzdüresim geldi.

(daha fazla…)

Posted on Mar 13, 2008 in Beşiktaşım oley, İktibas | 5 Comments »


Bir devrim öyküsü

İzninizle bugün Türkiye’nin gerilim üreten gündeminden çıkıp bir Güneydoğu Asya ülkesine, Myanmar’a uzanacağız.

Myanmar 1962′den bu yana askeri rejimle yönetiliyor. Posta memurluğundan generalliğe yükselen ilk diktatör Ne Win, 1989′da 3 bin kişinin öldüğü gençlik eylemlerinden sonra yardımcıları tarafından devrildi.
Yeni diktatör General Than Shwe demokrasi vaadiyle işbaşına geldi. Ertesi yıl seçime gitti, Bağımsızlık savaşı kahramanı General Aung San’ın kızı Aung San Suu Kyi’nin partisi oyların yüzde 80′ini alınca, sonuçları iptal etti. O kadarla kalmadı; Aung San Suu Kyi’yi evinde göz hapsine aldı. 1991′de Nobel Barış Ödülü verilen 62 yaşındaki siyasi lider, o günden beri evinden çıkamıyor.

(daha fazla…)

Posted on Eyl 26, 2007 in İktibas | No Comments »


Benzer [yazıhane.org’a mektup]

Sevgili Faruk…

Bilmeni isterim ki, yazmak artık canımı acıtıyor. Çizdiğim her harfte ve karaladığı her satırda biraz daha kan kaybettiğimi düşünüyorum. Yazmıyor, sanki kendimi kanatıyorum. Kitapların bulunduğu her yer işkence odasını andırıyor bana. Okumaktan ve yazmaktan öyle çok korkuyorum ki, yazın ortasında bazen üşüdüğümü hissediyorum. Movzeleydeki Lenin’in cesedi gibi her geçen gün biraz daha küçülüyorum, kitapların arasında.

(daha fazla…)

Posted on Eyl 20, 2007 in İktibas | 1 Comment »


Çocukluğum Yok Benim…

Nadir Marmara, yazıhane için kaleme aldı…

Bütün yaşamım karanlıkta geçti. Işıksız bir dünyada. Bütün eğlencelerimi kendim yarattım. Babam top oynamamıza kızardı. Bu yüzden hiç topum olmadı. Eski yırtık çorapları birbirine dolar Şamil?le top diye oynardık. Koca bir liste hazırlar, kendimizce çorap topla dünya turnuvası düzenlerdik. İki çocuk dünya futbol devlerini teker teker devirirdik. Kupamız ya ayva olurdu, ya nar. Ya ayva yerdik, ya nar. Karanlık bir dünyadan dünyaya çoraplı topla açılıyordum. Her şeye, ama her şeye hasret kaldım. Çocukluğumdan o denli nefret ettim ki, lise mezuniyet töreninde okul birincilerine sorulan klasik ?bir daha dünyaya gelemk ister miydin?? saçmalığına da ?asla, kesinlikle? diye yanıt vermiştim. Neden geleyim ki? Ne diye? Ablalarımın çoraplarını ne zaman yırtacaklarını ve çöpe atacaklarını kollayıp onları toplamak için mi?

(daha fazla…)

Posted on Eyl 19, 2007 in İktibas | 3 Comments »


Beş yıl sonra çok üzgünüm

2002 yılında yazdığım ?Çok Üzgünüm? isimli
şiire ve Hakan Arslanbenzer?e selam anlamında?

bir çeteci dağını kaybedince tüfeğini değil, bir kadın
gül yüzlü oğlunu kaybedince erini değil, bir adam
anlamını kaybedince bu dünyada yerini değil, bir yalnızlık
ne çok yalnızlık, ne çok hayat, ne çok korkaklık var masamızda
çok üzgünüm

?günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim? diye başlayan şarkılarla
şarkılardan şarkılara doğru yollar var, gizli geçitler, dehlizler
benim de üzerime doğuyor ah şu güneş, güneş doğuyor
sayıklamaya dönüşüyor, kırk derece ateşte, doktor geliyor
doktorlar! işte sizinle aramızdaki fark diyerek gülümsüyorum
çok üzgünüm

(daha fazla…)

Posted on Ağu 9, 2007 in İktibas, Şiir | 2 Comments »


Mehmet Barlas der ki

Toplumun refahını arttırmak iki yoldan oluyor. Ya taban fiyatlarını, memur maaşlarını arttırarak tabandan dağıtıyorsunuz ya da toplumun topyekûn refahı artıyor, aşağılara yansıyor. Bu sağla sol arasındaki farktır. Sol partiler büyümeyi fazla önemsemez tabandan dağıtırlar. Bu CHP?nin 1970?lerdeki iktidar modelinde görüldü. Türkiye dünyanın her yerinde olduğu gibi ikinci modeli seçti. Bu başka bir parti gelse de değişmeyecek. Bütçenin kitlelere dağıtılması mümkün değil, iflas ediliyor. Terör konusunda da, dış politika konusunda da partiler birbirinden çok farklı değil. Partiler temel olarak ikiye ayrılıyor, iktidardaki partiler, muhalefetteki partiler. İktidar partileri hep aynı politikayı izliyor, ABD ile iyi ilişkiler, AB müzakerelerinin sürdürülmesi, bölücülükle mücadele. Muhalefette bunların tersini söylüyorlar. ABD ile ipleri kopartalım, Irak?a müdahale edelim, AB?ye rest çekelim falan gibi. Somut örneğini MHP?de gördük. Öcalan asılsın diye seçim kampanyası yaptı, koalisyonda idamın kalkmasına imza attı.

Posted on Haz 18, 2007 in İktibas | No Comments »


başarılı olunacak, ol!

Başarı analisti Richard St. John, başarılı olmanın 8 sırrını maddeliyor:
1.    Tutkula: Para için değil, sevdiğin için yap. Eğer sevdiğiniz için yapıyorsanız, para zaten yanında gelecektir.
2.    Emek ver: Hiçbirşey kendiliğinden gelmez. Başarı çok emek gerektirir.
3.    İyi ol: Başarılı olmak istediğiniz konuda iyi olmak zorundasınız. İyi olmak için de bol bol pratik yap.
4.    Odaklan: Tek birşeye odaklan.
5.    İtele: Fiziksel ve zihinsel olarak kendini itele. Utangaçlığa, kendine güvensizliğe karşı kendini itele.
6.    Sun: Başkalarına değerli bir şey sun.
7.    Fikir bul: Çok iyi bir fikriniz olmalı. Bunun için: dinle, gözle, meraklı ol, soru sor, problem çöz, bağlantı kur.
8.    Israrcı ol: Başarısızlık, eleştiri, reddedilme, pislikler ve baskı karşısında ısrarcı ol.

Posted on Haz 18, 2007 in İktibas | 2 Comments »


Non Dolet Şiirleri - Hasan Hüsrev Hatemi

hatemi.jpg