Yükleniyor....
Önceki yazı linkleri:

Kategoriler

Kategori 'Musiki'

DinoMerlin İstanbul’da..

 

    2004 yılında Saraybosna?nın Kosevo stadyumunda verdiği konserine ?Selamünaleyküm Sarajevo? diyerek başlayan, Balkanların en önemli sanatçılarından Boşnak Dino Merlin 3 Haziran?da İstanbul?u selamlamaya geliyor!

 

    Balkanların efsanevi sesidir Dino Merlin. 1962 yılında Saraybosna?da doğan Edin Dervişhalidoviç, 1983 yılında Merlin grubunu kurarak şarkı söylemeye başlar. Yaptığı 5 albümün ardından 90?lı yılların başında Bosna?nın uğradığı soykırım sebebiyle grubu dağılır. 1991 yılında Emir Kusturitsa ve Goran Bregoviç gibi birçok ünlü isim, savaş sırasında Bosna?yı terk eder. Fakat Edin Dervişhalidoviç, ?Dino Merlin? ismi ile Boşnak askerler için yazdığı ?Vojnik Sreçe? isimli şarkısını söylemeye başlar. Bağımsızlık mücadelesi sırasında ülkesini ve insanlarına sırtını dönmez. Bosna?yı terk etmez.

devam edelim..

kolpadan süprüz alacak

    işte budur, bu kadar! Gevher Sultan’a şarkı borcumuzu şurdan ödeyelim. Başka borcumuz olan kimse var mı, maaşı yeni aldım :)

Non Dolet Şiirleri - Hasan Hüsrev Hatemi

hatemi.jpg

    NON DOLET 1
    Keder bir fener gibi döner geceleri,
    Ve bezgin seher gelir ardından
    Her tanısmayı bir ayrılma say;
    Her doğum bir ölüm habercisi
    Kavustuğumuzda ayrılmıştık bu kesindi,
    Her güne ayrılığın korkusu sindi
    Gerçegi bilmeyen yüreğimiz,
    Hep yeni tanışmalara gereksindi…
    Her kavuşmayi bir ayrılma say
    Karanlık umutsuzluktan geçene,
    Tek mum ışığı çırağan görünür,
    Oysa iyi bilinir ki dönüş yolunda
    Asla çırağan yoktur…
    Çok sayıda sâm-i gariban yaşanır,
    Nice yaman acılar çekilir ve bir gün,
    Sızılar acıların yerini alır,
    Yürek kederli bir sevinçle anlar
    Acının yok oldugunu artık.
    Her kavuşmayı bir ayrılma say;
    Keder bir fener gibi döner geceleri,
    Döner geceleri keder bir fener gibi,
    Ve bezgin seher gelir ardından…
    Her kavusmayi bir ayrılma say;

ben bu gece ölmezsem üzülme

sevgili faruğun günlüğü

bu sabah ne saçmasapan öyle değil mi?

bir zamanlar bi yarışma vardı: iner misin? çıkar mısın?
‘aa evet’ hatırladınız diğ mi?
şimdi kollarımı iki yana açıp ‘dağlaaar’ diye baaarsam, siz de alkışlasanız, ona göre bir küpün üzerinde yükselip ‘vuaa’ çığlıklarınızlan kendimi bişey sanabilirdim.
ama bu sabah yaşadıklarımızı unutturmaya yetmez bu.
ama misal faruk sabahat akkirazı arayıp uyandırsa, gelse sabahat ablam. onunlan düet yapsam pörfekto olurdu.
neysneysneys

şimdilik elimizde haluk levent var.
dinlerken eşlik etmeyene gönül koyucaz.
afiyet olsun.

blogun sahibine not: bu şarkıyı ben eklicektim. bu iyiliğimi unutma taam mı : p

erkek adam müziği!

    ya, biz müzik dinleyelim arkadaşlar. ateş yakalım, etrafında çingene kızlar oynasın. bir yerli gurubu ağırlayalım, barış çubuğu felan yakalım….
    öyle değil işte. erkek adam gibi dinleyelim. her an her şeyin olabildiğini bilerek. herşeye hamdederek. buyrun…

azdan çok serseri

theateam.jpg
    “1972′de birinci sınıf bir komando grubu askeri mahkemece işlemedikleri bir suçtan dolayı hapise atıldılar.buldukları ilk fırsatta hapisten kaçarak los angeles’ta yeraltına çekildiler.halen polis tarafından aranmaktadırlar.eğer bir sorununuz varsa ve kimse size yardım etmiyorsa a takımını arayın.belki onları kiralayabilirsiniz.”

devam edelim..

spik ingliş

    ben ortaokul ve lise de yabancı dil olarak Almanca okudum. Ortaokuldan önce bir sene Almanca hazırlık ve toplamda 7 sene tahsil. İkinci yabancı dil olarak ise Arapça okudum 6 sene. İlk yazılı metnim Alman dilindeki küçük bir hikaye idi. Küçük ev anlamına gelen sanırım “Der Kleine Hause” (artikeli das olabilir) isimli bir hikaye idi. Özet ile hikayemin yazılış amacı, Hitler’i okurken öğrendiğim “Führer” (lider, önder, reis gibi bi anlamı olmalı) kelimesini kullanabileceğim bir metin oluşturmaktı. Ölüm döşeğindeki bir babanın büyük oğlu Felix’e “benden sonra ailenin Führer’i sensin” demesi ile başlayan hikayemi hazırlık sınıfında okuduğum yıllarda, sanırım 11 yaşında yazmıştım.

devam edelim..

elin elimde olsun, kapı kapı dilenek…

Biz bu türküyü pek beğenirdik. Umarım sizler de beğenirsiniz. Sayın sevgilibiladerim‘den rica ettim dün bana böyle bir şekil yaptı. Yukarıda “alınlık” dediğimiz olaydan bahsediyorum. Elleriyle çizdi, sonra bu hale getirdi sonra da bana verdi tepe tepe kullan dedi. Nasıl hoş olmuş mu?

devam edelim..

Sagopa Kajmer - Baytar

Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi
Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz
Aklımın ipinin ucuda kaçmış, timsah katreleri boşalsın
Bir iki damla hiç değersiz

devam edelim..

Fujika

bir pil markası. sakın almayın. yada aldıysanız duvar saatleri haricinde bir yerde kullanmayın. radyo&mp3 çalar gibi bir şey için kullanmayı planlıyorsanız, tam “neden soruyorsun, nereye gideyim?” derken yarıda bırakabilir bu pil sizi. “iki yol var demiştin, hangisini seçeyim?” kısmını mecburen kendiniz seslendirirsiniz sonra. eğer sesiniz benimki kadar kötüyse tahmin edersiniz ki pek bir şeye benzemez söylediğiniz. birdenbire boşalan yolların ortasında kalabilirsiniz, yakınlarda eğer pil alabileceğiniz bir yer yoksa sinir olursunuz, sahiden. bu ismi unutmayın, Fujika…

devam edelim..

ÇUBUKLU FORMA

Hizipleş!

Google Gruplar
yazıhane.org grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Destek

ACF loading animated gif