dattiridatdat… entel, lümpen tiplemesi
ne zamandır dilimdedir, kuntel. entel desen değil, entellektüel desen hiç değil e lümpen zaten değil. olsam olsam ne olsam diye düşünürdüm. sonuçta herkes karşısındakini bir şekilde kategorileştiriyor. sosyoloji biliminin başımıza açtığı bu beladan incelikle sıyrılmak, madem bir kategori içerisinde olacağım onu da ben seçeyim dedim. entel dantel diye dalga geçen lümpenler için kendime kuntel dedim, iyi de ettim sanırım.
sanal hit başarısını arzulamak ve bunun peşinden koşmaktan ziyade rasyonel hayata rasyonel vurgunlarla karşılık vermeyi yeğledim. hiç ummadığımız bir anda tokatlar yediğimiz, ölümü hissettiğimiz, sevmeyi keşfedince şaşırdığımız, büyüklüğün ve küçüklüğün karşısında konumlandırdığımızda kendimizi ne kadar gereksiz olduğumu farkettiğimiz şu çağlayan hayatta belki de en güzeli elle tutulur bir şeylere sahip olmaktı. çok geleneksel, oldukça doğulu bir bulaşağa batırdım ellerimi. belki de bu yüzden bu sayfalar hiç bir zaman ‘çok okunsun’ gayretiyle post olarak düştü yazıhaneye, ne de başka bir şey…
o değil de, nasıl çaktık dün gassaraya… armanın peşindelermiş, peki…
velhasıl, engin ardıç tanımlamış hepsini. ne nedir, ne değildir. bir tek noktayı teknolojinin gerisinde kaldığından yada gençlerle arasındaki kuşak farkından dolayı atlamış, hamdolsun bu kadarcık beynimizle orayı da biz doldurduk. ne demişler, bir şey yapmak istediğin zaman biraz da şamatalı olucak o iş. bunun gibi bir şey işte, arayın kim demiş tam nasıl demiş bulursunuz…
Lumpen Almanca ‘en alt’ demektir. Proletaryanın da altı olan lumpen proletarya, toplumun en alt katmanı demek. Köylü de değil, şehirli de değil… Köyden gelip şehirli olamamışlar ama köylülükten de tam vazgeçememişler, değer yargıları yok, oluşmamış, köylülüğe özgü birtakım değerler vardır, onlar ortadan kalkmış yerine yenisini koyamamışlar, böyle bir kitle. Varoş da diyebilirsiniz buna ama sadece yoksullukla açıklayamazsınız bunu, zengin lumpen de çok var çünkü. Lumpen burjuvazi ise, o benim çok kızdığım, oturmasını kalkmasını bilmeyen yeni zenginler, görgüsüzler…
Kültürü yarım yamalaktır entelin. Yarı aydınlar, bilmeden konuşanlar, pozcular, hava atmaya kalkanlar, Rejans’ta votka içip de St. Antoine kilisesine gidip kalabalık edenler, cool ve kıl tiplerdir. Mesela Balzac ya da Dickens okumadan Umberto Eco okuyanlar! Hilmi Yavuz’un bir lafı vardır, “Entelle entelektüel arasında lektüel bir fark vardır” der; yani okuma farkı vardır. Entelektüel okur, entel yarım yamalak okur ya da hiç okumaz. (yazıhanecinin notu: bir de kitaplıklarının fotoğrafını çekerler
)
4 Mart, 2008 at 10:12 pm
her kitabin bir zamani vardir. bazi kisilerin önce eco okumasi daha dogrudur. bazi baska kisilerin ise önce balzac ve dickens.
4 Mart, 2008 at 10:42 pm
hee sina, sen daha iyi biliyosun yani. entel misin sen sina : )
5 Mart, 2008 at 3:52 am
entellektüel olmadigima göre, dantelden anlamadigima göre, ve seninle ayni kategoriye düsmeyi de (um Himmels Willen!) istemedigime göre, bi tek entellik kaliyor dimi : )
eh napalim. buna da sükür : )