yazihane.org

Eski Cumhurbaşkanları

 

İlk Cumhurbaşkanı: Mustafa Kemal Atatürk

 

Yenilenen her Meclis’te dört kez yeniden cumhurbaşkanı seçilen ?tek adam.? İlk seçimde Meclis’in neredeyse yarısı, 287 üyeden 158′i katılmış ve katılanların tümü de tek aday Mustafa Kemal’e oy verince salt çoğunluk olan 144′ün biraz üzerinde oy almıştı. Zamanla ‘ebedi şef’ haline gelecek ve ölümüne kadar geçen 15 yıl boyunca yapacaklarıyla da yeni Türk devletinin ve Türk milletinin Ata’sı olacaktı.

 

 

 

İlk şefimiz: İsmet İnönü

 

10 Kasım 1938?de kimin başbakan olduğunu çok kişi bilmez. Bilenler de İsmet İnönü zannederler. Oysa İnönü düz bir Malatya vekili olarak bir yılı aşkın süredir siyasetten uzaklaştırılmıştır.

 

Atatürk ölmeden bir yıl önce, aralarındaki sürtüşmeden dolayı önce başvekillikten ardında da CHP Genel Başkan vekilliğinden alınan İsmet İnönü etkin siyasi yaşamdan uzaklaştırıldı. Bu görevlere Celal Bayar?ın getirilmesi, mirasın aslında kime bırakılmak istendiğini gösterse de Cumhuriyet ile özdeşleştirildiği için olsa gerek ikinci Cumhurbaşkanı olarak tarihteki yerini aldı. 11 Kasım?da Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından 26 Aralık?ta CHP?nin I. Olağanüstü Kurultay’ında Atatürk?ün elinden aldığı partinin ?değişmez genel başkanı? olarak kendisine ?Milli Şef? ismini verdi.

 

İktidarı boyunca Atatürk?ün izlerini silmeye çalışması ile akıllarda yer eden İnönü, Türkçe ezan uygulaması, kendisinin ilk muhalifi Nuri Demirağ?ın türlü zahmetlerle kurduğu dünyanın sayılı uçak fabrikalarından NUD?un kapısına kilit vurması, paralara kendi fotoğrafını bastırıp resmi kurumlardaki Atatürk fotoğraflarının yerine kendininkileri astırması döneminde uygulanan baskının inanılmaz boyutlara ulaştığını göstermektedir. Atatürk?ün ülkeyi özgürleştirme çabalarının önünü teker teker kesen İnönü?ün Cumhurbaşkanı olduğu yıllarındaki ekonomik ve toplumsal sıkıntılar ise, dönemin unutulmayan mirası olarak kaldı. Bu yönü ile, Celal Bayar tercihinin ne kadar doğru olduğunu da ispatlamış oldu.


İttihat?çı bir mason olan ilklerin adamı: Celal Bayar

1908 yılında Osmanlı İkinci Meşrutiyet?i ilan ettikten sonra İttihat ve Terakki Cemiyet?ine katılan Celal Bayar aynı yıllarda mason oldu. Fakat Milli Mücadele başlayınca, Atatürk?ün tarafına geçip Anadolu?daki harekete fiilen destek verdi. Atatürk döneminde başvekillik yapmış olmasına rağmen 1939 yılından sonra hükümetlere girememesi İnönü?ün partiden Atatürk?ün izlerini silmeye çalışması olarak yorumlandı. Çok partili hayata geçildiğinde Demokrat Parti?yi kurdu ve iktidara geldikleri sene meclis tarafından üçüncü Cumhurbaşkanı seçildi. İlk sivil Cumhurbaşkanı olan Celal Bayar, yine ilk kez darbeyle indirilen, ilk kez idamla yargılanan ve mahkum edilen Cumhurbaşkanı olarak hatıralarda yerini aldı. 15 Eylül 1961?de dönemin papası John XXIII?ın politik baskıları sonucu cezası müebbete çevrilen Bayar, üç yıl sonra rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakıldı. 1966?da ise dönemin Cumhurbaşkanı tarafından affedildi.

Atatürk?ün işaret ettiği veliaht olmasına rağmen araya giren İnönü döneminin ardından 10 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmasına rağmen hakkında idam kararı verilmesi, Türkiye?nin devlet dinamiklerinin değiştiğinin ilk işaretlerindendi. Kendi partisinden başvekil olan Adnan Mendres ile birlikte İnönü etkisini bir nebze olsun hafifletmek için çıkarılan Atatürk?ü Koruma Kanunları bile kendi döneminden sonra yine ?Şef? mantığı ile farklı bir zümreyi cezalandırmak amacıyla kullanılacaktı.

İzmir?deki emekli hayatından Çankaya?ya uçan talih kuşu: Cemal Gürsel

1958 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı?na atandığı sırada mesleki bilgi ve karekteri ile hem ordunun hem de halkın sevgisinin yanında güvenini de kazanmıştı. Fakat bir sohbeti esnasında Milli Savunma Bakanı?na ve dolayısıyla hükümete kendi kişisel arzularını memleketin o günkü durumunu değerlendirerek belirttiği mektubu takdim etmesi ile erken emeklilik ve zorunlu izin dönemi başlamış oldu. Mektubun ilk maddesi: ?Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim. Bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir? şeklindeydi.

Sivil Cumhurbaşkanlığını Celal Bayar ile deneyip memnun kalmayan bir takım kişiler, 1961 seçimlerinde bağımsız senatör seçilen Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in Cumhurbaşkanı adaylığından ölümle tehdit edilerek çekilmesinden sonra Cemal Gürsel tek aday olarak girdiği seçimi kazanarak dördüncü Cumhurbaşkanı oldu. Albay ve daha alt rütbeli askerlerin darbesinin ne planlanmasında ne uygulamasında bir payı olmamasına rağmen Milli Birlik Komitesi tarafından lider olarak seçildi. Döneminde Türkiye tarihinde ilk kez planlı ekonomiye geçiş, Devlet Planlama teşkilatı ve Devlet İstatistik Enis tutusu kurulusu, 5 yıllık kalkınma planları, sendikalar, grev ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılması, Ortak Pazar üyeliği, SSCB ile iyi ilişkiler kurulması, Kıbrıs?a garantör ülkeler tarafından müdahalesi, Cumhuriyet öncesi Erzurum ve Doğu Anadolu?da işgalcilerle işbirlikçi isyancı azınlıklarca katledilen 250 000 sivil Türk halkının anıtsal temsili konusunda ulusal ve tarihsel önderlik niteliğinde çalışmalar yaptı. 14 Eylül 1966?da öldüğünde geriye hiç bir vasiyet ve kendisi ile ilgili dilek bırakmadı. Anıtkabir devrim şehitleri bölümünde toprağa verildi ve sonradan devlet mezarlığına nakledildi.


Erken seçim tartışmalarının alevlendiği yılların Reisi: Cevdet Sunay

Cemal Gürsel’in hastalığının ağırlaştığı günlerde zamanın Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay bu makamdan ayrılıp 1966 yılının 14 Mart günü Kontenjan Senatörlüğüyle Senato’ya girmiş ve Gürsel?in vazife yapamayacak durumda olduğuna dair rapor verilmesinden hemen iki gün sonra Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Çılgınlaşan Türk sol hareketi, Papa Paul VI?nın ziyareti, Ecevit ? İnönü gerginliği, Celal Bayar?ında aralarında bulunduğu Yassıada mahkumlarının affı, İsmet İnönü?nün irticâ ve Nurculuk kelimelerini diline dolaması, 1967 Kıbrıs olayları, Millî Nizam Partisi’nin kurulması (26 Ocak 1970), İsrail Başkonsolosu?nun kaçırılması ve daha sonra öldürülmesi, üç İngiliz teknisyenin kaçırılıp öldürülmesi, Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının idâmı, İsmet İnönü?nün önce CHP liderliğinden daha sonra CHP’den ve milletvekilliğinden istifa ederek Atatürk?ün kemiklerini sızlatmayı bırakması ve meşhur 12 Mart Muhtırası Cevdet Sunay’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde cereyan etmiştir.

 

Sunay?ın görev süresinin sonlarına yaklaşıldığında, Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler?in ismi Cumhurbaşkanlığı için geçse bile bir türlü üzerinde ittifak sağlanamamıştı. Diğer iki aday da çekilince, başrolünde günümüzde olduğu gibi CHP?nin olduğu Cumhurbaşkanlığı seçim tartışmaları bir türlü neticelenememiş ve sonunda Adalet Partisi ile CHP ?Sunay Formülü? ortaya atarak mecliste konuyu tartışmış, tekme tokat kavgaya dönüşen müzakerelerin devamında Demokrat Partililerin ?Buradan ölümüz çıkar, bu kanun çıkmaz? şeklindeki bağrışları arasında meclis tarihinde ilk kez polis çağırmıştı. Bütün gayretlere rağmen komisyona inen bu tasarı, bir oy fark ile reddedilerek Sunay?ın görev süresinin uzatılması gerçekleşmemişti. Cevdet Sunay Çankaya?dan askeri merasimle ayrılırken şu beyannameyi yayımlayacaktı: “Görevden ayrılırken milletimin bilmesini istediğim bir hususa da değinceğim: Anayasamız Cumhurbaşkanı?nın süresini yedi yıl olarak tespit ve tahdit etmiştir. Ancak ben bu amir hükmün mevcudiyetine rağmen, son günlerde büyük siyasî partilerimizin ve kuruluşlarımızın ısrarlı çağrılarına muhatap oldum ve zaruretlerin baskısı ile bir çare olmak üzere Cumhurbaşkanlığı seçiminin ertelenerek sürenin iki yil uzatılmasına muvafakat ettim. Bu imkânı aramak suretiyle bana güvenini izhar etmiş olan Büyük Millet Meclisi’nin büyük çoğunluğuna şükranlarımı bildirmek isterim.”

 

 

 

Bir telefonla Cumhurun başına geçen adam: Fahri Korutürk

Türkiye?de en tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinden biri, koltuğun altıncı sahibinin belirlenmesi sürecinde yaşanmıştı şüphesiz. 27 Mayıs 1960 darbesiyle, bir gece evinden alınarak kendisine cumhurbaşkanlığı yolu açılan Cemal Gürsel?in sağlık durumu nedeniyle görevini yürütemeyeceğinin anlaşılmasından sonra Cevdet Sunay olmuştu bu koltuğun beşinci sahibi. Onun görev süresi dolunca, Çankaya?da oturacak ismin belirlenmesi tam bir komediye dönüşmüştü. Gecenin bir yarısında Hariciye Vekili İhsan Sabri Çağlayangil?in telefonu ile İstanbul?dan Ankara?ya sebebi belirtilmeden davet edilmiş ve bir talih kuşunun da kendi kafasına konduğundan habersiz yolculuğa çıkmasının ardından ancak 15. turda altıncı Cumhurbaşkanımız oldu.

 

Fahri Korutürk, asker kökenli, emekli oramiral olmasına rağmen, Cumhurbaşkanlığı Köşkü?ne, daha öncekilere göre ?sivil? bir hava getirmişti. Onun döneminde köşkün kapıları milletvekillerinin tümüne, ayrıca sanat ve kültür adamlarına da açılmıştı.

 

 

TBMM?nin seçmediği tek Cumhurbaşkanı: Kenan Evren

Gladio?nun Türkiye kolu olan Kontrgerilla başkanlığından gelen Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, en son Korutürk?le komediye dönüşen seçimlerden bıkmış olacak ki 12 Eylül 1980 tarihinde yapılan askeri darbe ile ülke yönetiminin başına geçti. 1982 yılına kadar ?Devlet, Milli Güvenlik ve Genelkurmay Başkanı? sıfatıyla yeni bir Anayasa hazırlattı ve yapılan seçimle 7. Cumhurbaşkanımız oldu.

Ülkenin içinde bulunduğu kaos ortamını yönetmekte aciz kaldığını düşündüğü siyasetçilerin, meydanlardaki konuşmalarından da memnun olmamış olduğunu düşündürten Evren Paşa sadece ülkeyi yönetmeyi değil aynı zamanda halkı da eğitip aydınlatsam diye düşündüğünden olsa gerek namaz kılma adabından ideal klozete, kadınların ayakkabısından resim sanatına her konudaki görüşlerini meydanlardan anlattı. Genelkurmay başkanlığından sonra Cumhurbaşkanı olan bir tek Cevdet Sunay varken, Ege?de emeklilik hayalleri kurarken cumhurbaşkanı olan iki asker vardı. İlki Cemal Gürsel, ikincisi Kenan Evren. Ege Ordu Komutanı olarak emekliliğini beklerken önce Kara Kuvvetleri Komutanı ardından Genelkurmay başkanlığı ve buraya kadar gelmişken bari Cumhurbaşkanı da olalım düşüncesiyle Çankaya. 1980′den 1989′a kadar, tam dokuz yıl boyunca Türkiye’nin konuşmadığı büyük meydanı ve dolayısıyla görüş ifade etmediği önemli sorunu kalmayacaktı. Bunlara göz atıldığında sadece Evren’in düşünce yapısı ve anlayışı ortaya çıkmakla kalmaz aynı zamanda 12 Eylül’le birlikte Türkiye’nin nasıl bir kalıba dökülmeye çalışıldığı da ortaya çıkar.

 

 

 

Meşruiyet tartışmasına ilk kez muhatap olan Cumhurbaşkanı: Turgut Özal

 

Turgut Özal liberal Türkiye?nin mimarı olmanın yanında bir çok özelliğe, bir çok ilklere sahip birisidir. Ama milletvekili seçilemediği için sevinen ilk cumhurbaşkanı olması onu elbette çok farklı bir şekilde değerlendirmemize neden oldu. 5 Haziran 1977 seçimlerinde Erbakan?ın MSP İzmir adayı olan Özal kıl payı seçimleri kaybedince devam eden süreçte 1980 darbesinden dolayı siyasi yasaklı hale gelmemiş, 1983 seçimlerinde ise tek başına iktidar olarak bu sefer Başbakan sıfatıyla meclise girmiş sonraki seçimlerde oyları düşmesine rağmen hep iktidarda olmuş ve Evren?den boşalan koltuğa Demirel?in boşalttığı mecliste sadece ANAP?lıların kullandıkları oyla oturacaktı.

 

ANAP?ın oylarının her seçimde düşmesi Süleyman Demirel?in ortaya attığı meşruiyet tartışmalarını beraberinde getirse de Özal geri adım atmadı. Nitekim 1991 seçimlerinde birinci parti çıkan DYP iktidar olmuş devletin en tepesinde Özal ile Demirel birlikte yer almaya başlamıştı. Bu andan itibaren de meşruiyet tartışmaları unutulmuştu. ?21. Yüzyıl Türk Yüzyılı olacaktır? diyen, ?Adriyatik’ten Çin Denizine kadar bir Türk dünyası?ndan söz eden Özal, Türkiye?i bölgesel güç yapmaya çalışmasının yanında şortuyla verdiği pozlar, 500 günde iki anahtar vaadi, koy kaseti dinleyelim Semra gibi sözleriyle akılda kaldı.

 

 

 

Gitti geldi, gitti geldi, gitti yine gelmek istiyor: Süleyman Demirel

 

1985?de yasaklı bir eski vekilken gazeteci Yavuz Donat?a ?Demirel öldü diyorlar, hayır… Bu söylediklerime inanmasam işte o zaman ölürüm. Geleceğim, kaç yıl geçerse geçsin, geleceğim. Yaşayan görecektir? dediğinde aslında kimse ciddiye almamıştı. Aradan geçen 27 yıla 7 Başbakanlık bir de Cumhurbaşkanlığı sığdıran Demirel hala her an siyasete geri dönecekmiş hissi veriyor. Türkiye Cumhuriyeti?nin İsmet İnönü?den sonra en uzun başbakanlık yapmış kişisidir. 6 dönem Isparta Milletvekilliği yapmış, 7 sene yasaklı kalmış, 6 defa hükümetten gitmiş, 7 defa hükümet kurmuştur. “Dün dündür, bugün bugündür”, “verdimse ben verdim” sözlerinin yanında kalabalık ve çok renkli ailesi ile de meşhurdur. Türkiye?de bir tek kelime ile herkesin tanıyabileceği tek kişi yine O?dur: binanaleyh

 

Bu arada kendisinden önceki cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın seçimi sırasında diğer muhalefet partileriyle birlikte Meclis’i terk eden ve ardından Özal’ın sadece kendi partisinin oylarıyla seçildiği için meşruiyetini tartışan Demirel’in kendisi de sadece partisinin ve koalisyon ortağının oylarıyla ve üstelik 263 oy alan Özal’dan daha düşük bir şekilde 244 oyla cumhurbaşkanı seçilmesini onu kendi deyimiyle ikinci sınıf cumhurbaşkanı yapmadı. Çankaya Köşkü’nde 2000′e kadar bir ’siyaset bilgesi’ gibi oturan Demirel, 28 Şubat sürecindeki performansı ile Mayıs 2000′de sona eren görev süresinin uzatılmasını gündeme getirdi. Fakat Anayasa değişikliği önerisi TBMM’den 367 oy alması gerekirken 303 oy alınca Güniz Sokak’taki evini tadil ederek ahir ömrünü burada geçirmeye başladı.

 

 

Üzerinde uzlaşılan ilk Reis-i Cumhur: Ahmet Necdet Sezer

 

Bülent Ecevit ve ortakları Süleyman Demirel’in bir süre daha Çankaya?da oturmasını sağlamayı başaramayınca, tarih tekerrürden ibarettir sözünü hatırlamış olacak ki Cevdet Sunay döneminde denediği ama o zaman başaramadığı bir formülle yeni bir isim önerdi: Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer. 1973?de Demirel ile anlaşıp zamanın Anayasa Mahkemesi Başkanı Muhittin Taylan?ı öneren Ecevit, çeşitli sebeplerle bunda başarılı olamasa da yıllar sonra bu sefer başaracaktı.

 

TBMM’de grubu bulunan partilerin liderleri Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz, Recai Kutan ve Tansu Çiller 25 Nisan 2000′de TBMM’de bir ilke imza atarak uzlaştıklarını belirttiklerinde şaşıran halk, seçimlerden sonra Sezer?i tanıdıkça şaşırmaya devam edeceklerdi. Kuşkusuz en çok şaşıran ise 25 yıl evvelki formülü bu defa yürürlüğe koyup seçilmesini sağlayan Ecevit olacaktı. Şu anda onu seçen liderlerin hiç birinin kendisinden memnun olmaması ve seçilmesinde hiçbir payı olmayanların kendi partilerinde siyasete davet etmeleri başka bir tür trajikomediydi.

 

Çankaya Köşkündeki düğün masraflarının yanında elektrik faturasını da cebinden ödemesinin yanı sıra, alış veriş filesi ile objektiflere yakalanması ile şortlu pozların şaşkınlığını henüz üzerinden atamayan Türk halkı için farklı bir deneyim oldu. Daha sonra ramazan ayında, iftar yemeklerine zaman zaman ev sahipliği yapan Çankaya?nın oruç tutanların gözüne batırırcasına ?su içme? sahnesine şahit olacaktı. Asker ve politikacı olamayan ilk cumhurbaşkanı halkı ve siyasetçileri bu kadar şaşırtınca, yeni seçimlerde adaylar belirlenirken tekrar eski alışkanlıklara dönüleceği hissini veriyor

Oca 16, 2007 1:21 pm under Haber Servisi, you can trackback from your own site

9 Responses

  1. Enes Reyhan:

    Bugün yazını dergide okudum. Fakat okumadan burada baksaydım okuyamazdım sanırım. Kullandığım temayı değiştiremeni tavsiye ederim. Parağraf yapamaman ve fontların çok silik bir renkte olması okunaklığı son derece zorluyor.

  2. faruk:

    ya enesciğim, haklısın da hani temayı değiştireceğime yardımcı olsan temanın bu kusurlarnı değiştirsek. nasıl hoş olmaz mı? açıkcası ben bu temaya kalben bağlıyım, bıkmadım daha değiştirmek istemiyorum. fakat sen de haklısın, gel orta yolda buluşalım, bağdat sende kalsın musul ile kerkük’ü bana verin : )

  3. Enes Reyhan:

    Anlaştık o zaman. Musul ve Kerkük’ü sana bırakırım yanlız özerk olarak. Dış politika’da Bağdat’a bağlı kalacaksın :)
    Bu akşam (Perşembe) netteysen halledelim.

  4. Jerfi QAZAQ:

    faruk bu akşam nette olamayacak. bosna ile ilgilenmesi gerekiyor:)

  5. faruk:

    evet, çok ihmail ettik Rita’yı : p geç vakit canlı bağlantı kuralım : )

  6. güher:

    senin yazıyı dergide baya kırpmışlar ;) eline sağlık…

  7. güher:

    bu arada dergi cuma günleri çıkmıyor mu, enes reyhan 2 gün önceden nasıl okudu ?? redaktör o mu oldu yoksa :)

  8. faruk:

    Güher, kırpmışlar demeyelim, Altın Makas o. olmazsa olmazımız : )

    evet cuma günleri çıkıyor. Enes’i de bilmiyorum. en son Yeni Şafak’ta işe başlayacaktı felan ama bizimle ilgisi yok. gasteci çıkacak bizim oğlan derken ajan mı oldu ne bilemiyorum : )

  9. hakan:

    Turgut Özal’ı özlüyoruz valla

Leave a Reply