yazihane.org

günah değil mi, yazık değil mi?

bazen bu yazıhane beni çok sıkıyor. ama çoğu zaman sen olmasaydın ben ne yapardım ey yazıhane diyorum. ey yazıhane sen olmasaydın ben ne yapardım. bak bir kere daha dedim, rahatladım. bu kadar embesil bir hayat standardına başka nasıl şahit olabilirdim, nasıl bu kadar kişiliksiz olabilir ilişkiler nereden bilebilirdim.

eğer seni kırdıysam, darıl bana! böyle diyor müslüm gürses. he pardon siz cem adrian tercih edersiniz. pardon.

herşeyin bir zamanı var değil mi? zorlamayla olmuyor, kasınca güzel olmuyor. güzel her zaman olmuyor. bazen cuk oluyor bazen ferraşe. şimdi ben aslında flickr’daki ayak fotoğrafları üzerine bir şey yazmak istiyordum. ama işte keyif meselesi. tam da bu hafta jerfi qazaq keyif dediğin eşekte olur diye bir yazı yazmışken, böyle keyiften bahsetmek hoş olmayacak. olmuyor zaten. ev hanımı olamıyorum mesela. ne kadar kötü. ev hanımı olabilseydim, evi nasıl topladığımdan sonra nasıl yemekler yaptığımdan felan da bahsederdim. hem nargile içiyorum dediğimde, afaroz edilmem gibi olmazdı. görmemişlerden biri olup hazırladığım sofraları, yaptığım yemeklerin fotoğraflarını yayımlayınca alkışlanırdım bile. misafir olduğum evin ikram listesinde ne olduğunu ‘menu’ diye değerlendirip alenen de yazabilirdim. bize bunları ikram ettiler tıka basa yedim derdim. ama ev hanımı olamadım, ayakkabılarımın fotoğraflarını çekemedim. gömleklerimi yıkayamadım. rezilim ben. bunlardan uzun uzun bahsetmek için havamın yerinde olması lazım fafatara. zorlayınca olmuyor, güzel zorla olmuyor. işte. olmuyor.

bak buna da yanarım. bunun yeni bir akım olduğunu söliyorlar. flickr’da gezerken bizim azgın delikanlılar, bakıyorlar yeşil gözlü kapalı, otuziki dişi bir arada maşşallah eksik yok, bakıyolar eli yüzü düzgün. bakıyorlar kız. yemek felan yapıyor. geziyor sonra. entellik de var yani. birkaç cami fotoğrafı var. namaz da kılıyor. yani ne demek, modernizm ile gelenekselliği bir potada eritebilmiş. okullarda okuyor her modern kız gibi, ama muhafazakarlığını kaybetmiyor, mezuniyet fotoğraflarında kafalarının altından ayak parmaklarına kadar olan kısmını fotoğraflıyorlar. namahreme surat gösterilmez midir nedir. neyse, bu tiplere bakıp aha anama gelin olarak götürebileceğim dişi budur mu diyolar nedir. sonra bir de ‘hakkatten taken mısınız yoksa korunma amaçlı mı öyle ayarladınız’ diye mesaj atan, pardon size asılacam ama müsait misiniz diyen tipler var ki. ben onlarla oturup bir de çay içiyorum. Allah affetsin.

ev hanımı olamadığıma dair ne kadar üzülüyorum bilemezsin işte. ama bana biraz zaman ver. şu şaşkınlığım bi geçsin her entel lavuk erkek gibi ben de kitaplığımın fotoğrafını çekeceğim. her entel labunya kız gibi de ayakkabılarımın fotosunu çekeceğim. sonra bir kolaj yapıp üzerine bir de yemek fotoğraflarımı ekleyip flickra koyucam. ama birazcık zaman ver, olur mu? düzelticem kendimi. daha güzel yazıcam bu yazıyı da.

Mar 20, 2008 12:09 pm under Değindiri, you can trackback from your own site

21 Responses

  1. hepatit ze:

    bu yazıyı çok beğendim. keşke faruk imzalısını bana yollasa : p

  2. Alexandre Bey:

    Ehehe. Ev hanımı olabilir misin bilmiyorum, ama anneni yaptığı nefis yemekleri ısıtıp harika bir sofra kurabiliyorsun:)

    Yoo ben bu mevzular üzerine pek konuşmuycam. F. Mutlu ile geçenlerde bi feysbuk muhabbeti yapmıştık sorma gitsin.

  3. mdy:

    allah affetsin.

  4. un4tunately:

    süper bir yazı olmuş.. ne demeli, hangi satırına yorum yapmalı bilemedim:)

    ev hanımı olmak gibisi yok.. bir de çay içtiğimiz insanlara dikkat etmek lazım:p

  5. sina:

    teshis koyuyorum: ac karinla flickrleri dolasan erkekler, ev hanimi olamadiklari icin cok üzülüyorlar.

    bi de affedilmen icin sana cok dua etcem faruk.

  6. zeynep:

    bazi yazilari okuyunca ömrüm uzadi gibi hisserim, konu pek net ifade edilmis yani,

    cok yasayiniz :))

  7. silik seksek cizgisi:

    buraya yorum yazip ‘cok begendim’ diyen, degindiriden gocunacak bi seyinin olmadigini da bildirmis oluyor galiba. ben de yaziyim eksik kalmiyim ;p

  8. davutyucel:

    alındım valla

  9. suveyda:

    faruk’u kızdırmışlar.

  10. faruk:

    hepatitze, biraz daha keyifli olsam büyük bir çerçeveye ihtiyacın olabilirdi : P

    alexandre, çok iyi reçel yaparım ama, bunu atlamayalım. ayrıca kitaplık fotoğraflarındaki idolüm sensin, üzerine konuşsak iyi olur : )

    mdy, amin, hepimizi!

    un4, çay içmek bir şey değil de bir de sanki hiç bir şey yapmamışım gibi yüzsüzlüğe vuruyorum. işte en fenası o : )

    sina, bana hep dua et. ben de senin fetva kurulu başkanı felan olman için diyanetteki arkadaşları araya sokucam : )

    zeynep, çok gezen mi çok bilir çok okuyan mı? bence gezen, gezelim görelim ömrümüz uzasın. selam ederim bu arada…

    silik seksek, yazsan da bir yazmasan da diyim, sen anla : P

    sayın sevgilibiladerim, alınma, hepimizin başına eninde sonunda gelecek budur : )

    suveyda, biz eğleniyoruz sen de eğlen : )

  11. hayal-etme:

    çok dokunaklı olmuş.. meğer ne kadar dertliymiş sevgili okurlarınız.. pek çok kişiye tercüman olmuşsun, tebrik ederim!

    bu arada eğlenceniz bol olsun tabi:-P

  12. mandalina:

    anlayamıyorum ama, mühim değil. her şeyi anlamam gerekmez değil mi?

  13. semra:

    vay be… sen neymişsin..

  14. faruk:

    hayal-etme, teşekkür ederim.

    mandalina, anlaman gerekir diye düşünüyorum. ama doğrusu anlayamamanı da anlıyorum. bunu dert etmeyelim, varsa bir diyeceğimiz diyelim. lafımızı bilhassa burada sakınmadan söyleyebilmeliyiz bence.

    semra, neymişim?

  15. Alexandre Bey:

    Kitaplık fotoğrafını ilk olarak 2003 haziranda çektiğimi hatırlıyorum. Yani o zaman flickr yada fotokritik yoktu.

    Yemek mevzuuna gelince, ilk yemek fotoğrafını da 2003′te çekmiştim yanlış hatırlamıyorsam, hatta lisedeyken pasta kek fotoğrafları da çektiğim olmuştur:)

    Savunma piskolejisi:p

  16. faruk:

    hiç kimse yokken ben vardım diyorsun yani Alexandre, biz de zaten bu yüzden seni idol olarak kabul ettik : )

  17. Alexandre Bey:

    Düzelti: O dönemde flickr ya da fotokritik yoktu demişim yukarıda, arkadaşım vardı vardı dedi, var olabilir ama yaygın değildi, mesela cemaat.com 2003′te kuruldu ama 2005′te tanındı, bilindi. İnternet de zaten 2001′den sonra yaygınlaştı.

    Dergibi ve Edebistan’dan sonra ilk e-edebiyat dergisini biz çıkarmıştık mesela, Darvakit diye. Hatta o dönemde Yalınayak diye e-mizah da çıkarmayı düşünüyorduk.

    2001 yılında bir mail grubu kurmuştuk, Şadan abinin mail grubunun adı da garibanidealistler idi bunu biliyor muydunuz:)

    Ek bilgi olsun diye verdim:p

  18. faruk:

    yeni bir düzelti gelmesinden korkuyorum, yaygın olabilir ama ben bilmiyordum, şadan abi de bilmiyordu felan diye : )

    ulan cemaat.com’un altın çağlarından hemen sonra kopmuşuz demek. nedir lan bu, ceremesini biz çekelim irmik helvasını başkası yesin : P

    2001 yılında ben de 16B otobüsünün tabelasını koltuğumun altında evime götürmüştüm. iddia ediyorum, ilk e-edebiyat dergisi çıkarmak kadar entel bir faliyet olmasa da, benden başka kimsede o tabeladan yoktur : )

  19. eysean:

    hiii ayaklarımın fotolarını çekiyorum ama evlenmek gibi işe yaradığını bilmiyordum.
    çok pis alındım valla. insan bu yazıyı daha önce yazar da uyarmış olur.
    evde kaldım ben! dur bi’ flickr hesabı daha açayım.
    “taken” yapmakta da fayda vardı değil mi?

  20. suveyda:

    eğlenelim haytt:)

  21. faruk:

    eysean, ben seni defalarca uyarmaya çalıştım. ama sen beni geri kafalı olmakla, çağa ayak uyduramamakla itham ettin. aranıza katın beni dedim, yaşın büyük dedin. oysa şimdiye kadar hepinize sayfalar dolusu nasihatler etmiş olurdum. şüphesiz hiç bir şey için geç kalınmış değildir : P

    suveyda, eller havaya! : P

Leave a Reply