Mikail, sen bizim herşeyimizsin!
bu bir özgeçmiştir. [http://www.nuansmuzik.com/index.asp?x=102&id=18]
Bayburt? un o güzelim misk kokulu dağ köylerinden, geçim sıkıntılarını birazcık hafifletmek için Almanya diyarına göç eden gurbetçi ailenin, beş çocuklarından ikincisidir.
1972 yılında Almanya da dünyaya geldi. İlk öğrenimine başlarken aynı zamanda en yakın camilerden birinde dini bilgilerini her gün aksatmadan ilerletiyordu. Kur?anı kerim ve İlahileri güzel okumada kendini geliştirmeye başlamıştı.
Aktif , hayatta güzel yaşam ve farklı olma arayışı ve yapısı ile çevresini sürekli gözlemleyen Mikâil Türkiye den Almanya ya tatile gelen İmam Hatipli gurbetçi çocukların davranış biçimlerindeki farklılığı ve güzelliği çoktan yakalamıştı.
Her gurbetçi ailenin hayali olan ama bir türlü gerçekleştiremedikleri ?ha bugün ha yarın terk edeceğiz bu soğuk yüzlü memleketi? söylemleri arasında Mikâil çoktan Türkiyeye, İstanbula gitmeyi aklına koymuştu. Ailesinin de hoşuna giden bu teklif karşısında İlk okul 4.sınıf sonunda Mikâil 1983 yılında İstanbul Edirnekapı?da oturan dayısına emanet edildi.
5.sınıfı Edirnekapı da ki Alparslan İlk Öğretim Okulunda tamamladı.
Zeytinburnu İmam Hatip Lisesine 1984 yılında kaydını yaptırdı. İlim Yayma Cemiyeti Zeytinburnu Yatılı Erkek Öğrenci yurdunda 7 yıl kalan Mikâil hafta sonu tatillerini dayısı ve küçük amcasının yanında geçirdi.
Lise döneminde özel Arapça dersleri de alan Mikâil bir yandan da Almancasını da unutmamak için yaz tatillerinde tercümanlık bürolarında düşük bir bedelle çalışıyordu.
7 yıllık öğrenimini tamamlayarak 1990 yılında mezun oldu. Yaz tatillerinde müzik eğitimi ve iş hayatındaki tanıdıklarının yanında çalışarak kendisini hem ticarette hem de müzikte ilerletti.
Girişken ve çabuk uyum sağlayan yapısı ile hep kendinden büyüklerle arkadaşlık kurmaya çalıştı.
Yatılı yurt hayatının verdiği disipline hayrandı. Birlikte yaşamak, paylaşımcı olmak, sorumluluk taşımak bu duygularının en güzel ortamı ve en güzel günleri idi onun için.
Sanatçı Mikâil?e ?Hayatta en çok neyi isterdiniz? sorusunu sorduğunuzda cevabı hiç şüphesiz ?zamanı geri alabilsem yurt hayatımdaki ortamı isterdim? der.
Yurtta kaldığı yıllarda ticarete de ayrı bir ilgisi vardı. Bir diğer özelliği de kimseye yük olmamak varsa variyetini paylaşmaktı. Yurtta kurduğu sıcak dostluklarla güzelliklere adım atmayı başardı tiyatrolar düzenledi, gruplar oluşturup ezgiler ilahiler okudu. Şiirler yazmaya başladı ve çeşitli dergilerde yayınlandı.
1990 yılının sonunda artık okul bitmişti ve o güzelim yurttan ve arkadaşlardan ayrılma vakti gelmişti.
Üniversite İmtihanları sonucu Diş Protez Teknisyenliği bölümüne girdi fakat bölümü beğenmeyerek okulu bıraktı.
Ticarete atıldı Lokantacılık , oyuncakçılık, gıda toptancılığı , dizgicilik, mizanpajcılık, nakliyecilik v.s bir yığın işle meşgul oldu. Mikâil in deyimiyle Ticaret ayrı bir dünya, kişinin yeteneğinin becerisinin keşfedebilmesi arayıp bulması dünyası.
Bütün bu işlerin yorgunluklarını bir kenara bırakıp, elindeki biriktirdiği sermayeyi de bitirmeden 1991 yılında Müzik yapımcısı bir firmada büro elemanı olarak işe başladı. Yapımcı firmada kısa zamanda başarı gösterdi ve firmada yönetici oldu.
Kendi imkanları ile 1993 de ?Yıpranmış Vakitler? isimli albümünü amatör okumaları, profesyonel aranje ve canlı Akustik altyapısı ile hazırladı.Ve Albümün piyasaya çıkabilmesi için kendisine Nüans Prodüksiyon isimli firmayı kurdu. Bir yandan yapımcı firmada işçilik yaparken diğer yandan akşamları evine geç giderek Nüans Prodüksiyonu geliştirmeye ve büyütmeye çalışıyordu.
İstanbul da çok arzuladığı Alman dili ve Edebiyatı bölümünü maalesef kazanamamıştı, Erzurum Alman Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. İkinci yılında işlerin yoğunluğu nedeniyle kaydını sildirdi.
1994 yılında Çalıştığı Müzik Yapımcı firmasından ayrılarak kendi firmasına ve Müzik çalışmalarına yoğunlaştı. Şan, Solfej dersleri aldı. Kendisine bir prensip belirleyip iki yılda bir yapım çıkarma kararı aldı ve mütemadiyen bu kararını uyguladı. Giz Ajansın ve Genç Ajansın eserlerini de devir alarak yapımlarını çoğalttı ve yeni yapımlarda ilave ederek 90 civarı yapıma yükseltti. İlk defa Nüans Prodüksiyon olarak Türkiye de yapımlarda bir ilke imza atarak Afacan Dünyası-1 ve Afacan Dünyası-2 isimli Çocuklar için İnteraktif CD Rom üretti.
Bu arada İşiyle beraber yürütebileceği Açık Öğretim Fakültesi İşletme Yönetim ve Organizasyon bölümünü kazandı. Başarıyla okulunu da bitirerek mezun oldu. Askerlik görevini tamamladı.
Sanatçı Mikâil beş yıl Özel Radyolarda program lar yaptı, Lalegül FM de Salı günleri 18.30 da ?Yıpranmış Vakitler? isimli proğramı da halen devam etmektedir. Yurt İçi ve Yurt Dışı Konser programları da yoğun şekilde devam etmektedir.
Bugüne kadar çıkan albümleri sırayla:
1-Yıpranmış Vakitler
2- Süvariler
3- Hicranlı Yüzler
4- Azaların Vedası
5- Yâr-u Yâr
6- Yüreğim ve Sen
1 Ocak, 2008 at 10:16 pm
hayırdır Faruk Bey, herkes günün anlam ve önemine dair yeni yıl yazıları yazarken siz yıla “haber servisi” ile başlamışsınız
uğramışken; geçmiş bayramınızı ve yeni yılınızı kutluyorum, hayırlara vesile olsunlar inşallah..
2 Ocak, 2008 at 7:56 pm
hayır un4 hanım. günün anlam ve önemini anlatıyorum ben de lisan-ı halimle belki… ne demiş büyükler, arif olan anlar.
selam ederim ben de, aynı dileklerle geciken bayram tebriğinizi ifa edeyim. yeni yılınız ise, sadece yeni olduğu için değil gerçekten heyecanlı ve keyifli gelişmelerle dolu olsun. geçen dakka ömürden gidiyor derler ya, keyifli ama şaşırmadan geçen her dakika bir hazine hükmündedir benim için şu an.
keyifle, herkese selam ederim….
8 Ocak, 2008 at 11:52 am
a.s. efendim, ben de herkeslere selam ediyorum.. özellikle de bir türlü izin alıp gidemediğim İstanbul’a :p
hımmm bir de burada yeni yorumlar yapıldığında bize haber veren bir hatırlatma sistemi yok muydu Faruk Bey? yoksa benimkisi ilerleyen yaşlardan görülen normal durumlardan mı? :p
8 Ocak, 2008 at 6:08 pm
eskiden vardı hanımefendi. hepatitze bi kıyak yapmış öyle bi aparat eklemişti. ama alan ve domain değişikliği hacklenme felan hepsi üst üste gelince buranın şaftı epeyce dağıldı. eh biz de ihmal ettik tabi. o yüzden sanırım artık o aparattan yok. kimbilir belki bir film gelir, bir güzel akşam olur felan. hepatitze’ye selam ile
11 Ocak, 2008 at 11:59 am
“Bir kedim bile yok anlıyor musun” diyordu bir de..
hepatit mesajı almıştır heralde:p
11 Ocak, 2008 at 5:20 pm
benim var kedim. valla. adı paşa. bak burda http://farm2.static.flickr.com/1186/1490064252_5ed3910350_o.jpg
11 Ocak, 2008 at 6:01 pm
maşallah, adı gibi paşaymış gerçekten de
14 Ocak, 2008 at 12:38 pm
daha sen onun Türk bayrağı önündeki fotoğrafını görmedin